Etyemezler Tekkesi! İnanılır gibi değil, yoksa ta Fatih devrinde aramızda 'vejeteryanlar' mı vardı?

Samatya'da bulunan ve döneminde kasaplarla birlikte bulunan Etyemezler Tekkesi, Fatih Sultan Mehmed Han döneminden beri ayakta duruyor. Fakat bu tekke, sanıldığından çok öte bir tekke.

12 Şubat 2019 Salı 13:56
Etyemezler Tekkesi! İnanılır gibi değil, yoksa ta Fatih devrinde aramızda 'vejeteryanlar' mı vardı?

Samatya'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde harabe halinden kurtarılıp ihya edilen bir tekke var. "Etyemezler Tekkesi". Bir güzel de çeşmesi var. Ama o biraz talihsiz, tekkesinden hayli uzağa düşmüş ve hayli mahzun görünümlü..

Bu "Etyemezler Tekkesi" öyle böyle değil, ta Fatih Sultan Mehmed Han döneminden kalma..

Merhum Hakan, sur içindeki mezbaha (kanara)yı kapatıp, o tarihlerde İstanbul'dan hayli uzak sayılan bir bölgeye Samatya'ya sürmüş..

Tabii ne kadar kasap varsa onlar da bu bölgeye taşınmış. İçlerinden kazancı iyi olanlar "kanara/salhane" çevresinde bugün bile bazısı hâlâ ayakta olan, cemaati bulunan camiler, mescidler yaptırmış.

Sanki onlara inat bu "Etyemezler Tekkesi" de aynı yerde!..

Bir yanda et bolluğu.. İstanbul'un ahalisi, esnafı gelip buradaki kasaplardan et alıp götürmekte bir yanda ise "etyemezler" tekkesi..

Günümüz etyemezlerinin bir adı var "vejeteryan" deniyor. Dilimizdeki okunuşuyla vejit sebze demek. Yani bunlar etyemez, sebze yer. Kendilerince bir felsefeleri var, güya hayvan eti yemezlerse kendilerini daha "insan" hissediyorlar. Olabilir. Kimsenin tercihine diyecek lafımız yok. Yeter ki, başkalarını rahatsız edici tavırlar sergilemesinler. Bunlar sebze meyve yiyerek kendilerini hayvani besinlerden uzak tutarak yaşıyorlar. Bizim bu "Etyemezler Tekkesi" hadisesini duyanlar adeta şoka giriyor.

Osmanlı'da "etyemezler".. Gerçekten onların düşüncesiyle bakıldığında akıl alır gibi değil. Hatta üstüne üstlük bir de et yiyenlere meydan okurcasına onca kasabın iş gördüğü kesimhane bölgesinde.. Nasıl şoka girmesinler!

Gelgelelim bu "etyemez" konusu böyle bir tekke ile bitmiyor ki.. Ta günümüze yansıyan tarafları var. Bu ülkenin birçok yerinde "Etyemezler" köyü, mahallesi, sokağı bulunmakta.

Binlerce ailenin soyadları bile "etyemez"..

Yani bizim toplumumuzda etyemezlik bu kadar köklü bir geçmişe mi sahip.. Dünyada hiç duyulmamışken, bizde bir sadece sebze meyve yiyenler, eti ağzına koymayanlar mı vardı?

Hayır..

Meselenin aslı "et" yememek değil.. Ya da şöyle demek gerekir: bildiğimiz anlamda "et yememek" değil.

Bu itikadımızın hayatımıza yansıması.. Bu Kur'an'la sabit bir mesele: "Sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz değil mi?" diye sorulan ayeti kerime "Bir kısmınız diğerlerinizin gıybetini yapmasın" emri ile başlıyor (Hucurat, 49/12) 

Yani bizim et yemememiz gıybet, dedikodu yaparak "kardeş eti yememek" demek!..

O "Etyemezler Tekkesi" böyle bir ihtarı baştacı yapmışların tekkesi.. Zaten salhanenin hemen yanı başında olması, müridanın çoğunun kasap olması günümüzün vejeteryanlığı ile ilgisi olmadığını göstermekte.

Aynı şekilde, sayısız, köy, mahalle, sokak isimleri gibi soyadları "etyemez" olanlar da "gıybet, dedikodu etmez"liği kendilerine baştacı etmiş..

Ne kadar anlamlı.

"Etyemezler Tekkesi"nin hemen yanı başında Kasap İlyas Camii de hamdolsun hâlâ ayakta.

Akit Youtube Kanalına Abone Ol

Haftanın Özeti

www.yeniakit.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü sair içeriklerle ilgili telif hakları Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Limited Şirketi’ne aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz, yeniden yayıma konulamaz.
Haber Tarihi: 12 Şubat 2019 Salı 13:56

YORUM YAZ

    Günün Özeti

    Günün Karikatürü

    19 Ekim 2019