Erol Erdoğan: “Diyarbakırlı annelerin eylemi bölgedeki değişimlerin sebebi olacak” Annelerin eylemi PKK'nın varlığını sorgulatacak güçte
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Çocukları HDP aracılığıyla PKK tarafından kaçırılan Diyarbakırlı annelerin eylemini yeniakit.com.tr’ye dğerlendiren Sosyolog Erol Erdoğan, bu eylemlerin tek başına PKK terör örgütünü çökertmeye yetmese de bölgede PKK’nın varlığını ciddi şekilde sorgulatan bir nedene dönüşeceğini vurguladı. Erdoğan, “Bu sebeple, direnişin, dünyaya doğru duyurulması da şarttır.” diye konuştu.
Yusuf Kenan Çakır yeniakit.com.tr
Yeniakit.com.tr’ye Diyarbakırlı annelerin eylemini değerlendiren Sosyolog Erol Erdoğan, “Terör örgütü, buradaki ailelere yönelik şimdi olmasa bile orta ve uzun vadede kötülük düşünebilir, işin bu yönünün ihmal edilmemesi gerekir. Annelerin terör örgütü karşısındaki bu sivil ve insanî tavrı elbette otuz kırk yıllık yapılanması bir anda çökertmez ama her anlamda sorgulamayı artırır.” ifadelerini kullandı.
PKK’nın Kürtlere düşmanlığı görünür hale geldi
PKK tarafından dağlardaki kamplara götürülen çocukları için Diyarbakır’da HDP İl Başkanlığı önünde direnişlerini sürdüren ailelerin eyleminin bundan sonraki bazı gelişmelerin gerekçesi sayılabileceğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
“Terör örgütü 1980’lerden itibaren dağa çocuklar ve gençleri götürüyordu. Bazı aileler her dönem dağdan çocuklarını kurtarmaya çalıştılar ama bazı aileler için de bu durum kimi zaman övünülecek veya itiraz edilemeyecek bir şeydi. Ancak süreç içinde PKK’nın Kürtlere yaptığı düşmanlık görünür oldukça ailelerin çocuklarına sahip çıkması arttı. Çözüm Sürecinde farklı ve güzel bir yaşamın mümkün olduğunun anlaşılması, bölgede sayısı artan üniversiteler ve diğer eğitim olanakları, kayyum belediyeler dönemiyle birlikte örgüte lojistik sağlayan belediyelerin sayısının azalması, bölgede havaalanlarının sayısının artması ve batı İlleriyle yoğunlaşan entegrasyon, ana dilin kullanılması ve siyasi alandaki çeşitlenen temsil, hendek olaylarının yerelde oluşturduğu infial hem HDP hem PKK’nın belli ölçüde sorgulanmasını doğurdu.”
Annelerin eylemi bazı değişimlerin sebebi olacak
Diyarbakır’da HDP İl Başkanlığı önünde direnişlerini sürdüren ailelerin eyleminin bölgedeki mevcut değişimlerin yeni bir halkası olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Annelerin ve ailelerin eylemi aynı zamanda bundan sonraki bazı değişimlerin de sebebi olacaktır. HDP’nin PKK ile arasını mesafe koymasına dönük çağrılar bundan sonra artacaktır. Daha önemlisi, bölgede sivil toplum, aile bilinci ve terör karşıtlığı güçlenecektir. Bu aynı zamanda terörün sokaktaki karşılığının azalması demektir. 2014 yılında da benzer bir direniş olmuş, önce HDP-BDP’li Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde sonra Dağkapı Meydanında yine onlarca aile ‘Çocuğumu İstiyorum’ sözleriyle günlerce eylem yapmışlardı. 2014’deki eylemlere katılan aile sayısı 100’ü geçmişti. O zaman da birçok aile çocuklarına kavuşmuştu. 2019’daki Diyarbakır’da HDP İl Başkanlığı önünde direnişlerin başlamasında 2014’deki eylemlerin başarılı olması da etkendir diye düşünüyorum.”
Bu eylemler PKK’nın varlığını sorgulanır hale getirdi
Eylül 2019’un ortası itibariyle HDP önünde 30 aileyi aşan eylemin, terör karşıtlığı noktasında daha fonksiyonel hale gelmesi için sivillik ve yerellik yönünün güçlü tutulması gerektiğine dikkat çeken Erdoğan, değerlendirmesini şöyle tamamladı:
“Terör örgütü, buradaki ailelere yönelik şimdi olmasa bile orta ve uzun vadede kötülük düşünebilir, işin bu yönünün ihmal edilmemesi gerekir. Annelerin terör örgütü karşısındaki bu sivil ve insanî tavrı elbette otuz kırk yıllık yapılanması bir anda çökertmez ama her anlamda sorgulamayı artırır. Bu sebeple, direnişin, dünyaya doğru duyurulması da şarttır. Gördüğüm kadarıyla, anneler ve ailelerin Diyarbakır’daki terör örgütü PKK’ya karşı yürüttükleri ve çocuklarını terörün elinden kurtarmaya dönük feryatları dünya medyasına eksik yansıyor. Böyle bir sivil ve insanî bir çığlığın her yerde güçlü biçimde karşılık bulması gerekir.”