17 Aralık kirli operasyonunun TOKİ dosyasında verilen takipsizlik kararına ilişkin, “hukuk doğru karar vermiştir” yorumunda bulunan AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, 1 Mayıs’ta vatandaşları kışkırttığı için CHP Milletvekili Süleyman Çelebi hakkında savcılara çağrıda bulundu. Türkiye’nin eski Türkiye olmadığın dile getiren Selçuk Özdağ, “Başbakan Erdoğan Yavuz’un, Fatih’in, Bediüzzaman’ın sesidir” dedi.
KORAY TAŞDEMİR - İSTANBUL
| AK |
Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olacağını söyledi. Selçuk Özdağ ile Akit okurları için gündemde çokça tartışılan ve merak edilen konulara dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Özdağ ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundan 17 Aralık kirli operasyonuna, Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’un Türkiye açıklamalarından 1 Mayıs’ta yaşananlara kadar pek çok konu hakkında konuştuk.
- AK Parti’nin tüzüğünde bulunan üç dönem kuralının devamında karar kılındı. Peki bunu baz alarak değerlendirdiğimizde Recep Tayyip Erdoğan, tevil yolu ile Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklamış oldu diyebilir miyiz?
- Sayın Başbakan Allah nasip ederse Cumhurbaşkanımız olacak ve hep beraber çalışarak, kendisini ilk turda seçeceğiz. 13 yıl boyunca Türkiye’ye büyük hizmetler yapmış, 17 defa suikast atlatmış bir şahsiyet cumhurbaşkanlığı makamını çoktan hak ediyor. Bana Isparta Milletvekili Metin Lütfü Baydar anlatmıştı. Doğrular mı doğrulamaz mı bilemem. Baydar, bana Sayın Deniz Baykal ile görüştüğünü Baykal’a, “Efendim siz aday olmayı düşünür müsünüz? diye sorduğunu aktarmıştı. Baykal ise kendisine “Hayır, düşünmüyorum, yedi defa seçim kazanmış bir adam var ki, cumhurbaşkanlığı onun hakkıdır” dediğini söyledi. Herkes kabul eder ki, sekiz defa seçim kazanmak her faniye nasip olmaz. 17 ve 25 Aralık’tan sonra Başbakan Erdoğan’ın devlet adamlığı konuşturmuştur. Daha önceden Mustafa Kemal’den ve Özal’dan sonra üçüncü sıraya koyduğum Recep Tayyip Erdoğan, 17 ve 25 Aralık ile Mustafa Kemal’den sonra ikinci sıraya gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı yetmez, yarı başkanlık veya başkanlık sistemi olmalıdır. 10 Ağustos’ta yüzde 55 ve 60 arası oranla Başbakanımızı köşke çıkaracağız. Böylece, bir gelenekten iki Cumhurbaşkanı çıkmış olacak.
- 17 Aralık kirli operasyonunun TOKİ dosyasında takipsizlik kararı verildi. Bildiğiniz üzere bu soruşturma, isimsiz ihbar mektupları ile başlamıştı. Siz bu takipsizlik kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bu soruşturma birbiri ile ilintili olmayan işlerle başladı. Bir tarafta Halk Bankası Genel Müdürü’nün evinde bulunan para denildi, bir tarafta başka ülke vatandaşlarını para karşılığı Türk vatandaşlığına geçirme denildi. Yine bir tarafta çeşitli imar yolsuzluğu gibi şeyler söylendi. Elmalar bir tarafta, armutlar bir tarafta, hepsini bir sepete koydular, sepetin adına da elma sepeti dediler ama gerçek öyle değildi.
Türkiye’de bu tür şeylerin düğmesine basanlar, savcılar değildi. Düğmeye basanlar, emniyet mensuplarının bir kısmı idi. Bunlar da daha çok başka yerlerden emir alan kimselerdi. Türkiye’de yargı dün birilerin arka bahçesi idi, bugün de başka birileri yargıyı kendi arka bahçesi yapmak istiyor. Yargı aslında Türk Milleti’nin arka bahçesi olması lazım. Ama maalesef Türkiye’de özellikle yargıyı, emniyeti, askeri, medyayı ve sermayeyi ele geçirmek isteyen bir zihniyet vardı. Bu yapı Türkiye’de vesayetçiliğe soyundu. Milletin parası, devletin imkânları ile milletin iktidarını terbiye etmeye kalktılar. Soruşturmanın geleceği nokta buydu. Güneş uzun süre saklı kalmaz, mutlaka bir gün aydınlığa çıkar. Bu Türkiye’ye ve Recep Tayyip Erdoğan’a karşı bir operasyondu. AK Parti’nin direnişine ve 13 yılda yaptıklarına karşı bir operasyondu. Siyasetçiyi sandık terbiye eder, ne bir cemaat, ne cuntacılar, ne de medya terbiye eder. Hukuk doğru karar vermiştir. Geç de olsa yargı er geç yürür ve mutlaka menziline ulaşır.
HAYALLERİMİZİN SESİ
- “Eski Türkiye yok” dediniz, millet de Başbakan Erdoğan’a büyük destek veriyor. Milletin Başbakanın arkasında bu denli güçlü durmasının nedeni, Başbakanın üslûbu, karizmatik liderliği midir?
- Bizler büyük devletlerin çocuklarıyız. Ama yaklaşık 200 yıldır siliğiz. 200 yıldır sinemize taş basıp gözyaşlarımızı içimize akıtıyorduk. Başlarımızın yüksekte olduğunu ve büyük olduğumuzu sadece şiirlerde söylüyorduk. Ama ayağa kalkmamız ilk Adnan Menderes ile başladı, Özal ile devam etti ve Başbakan Erdoğan ile bu taçlandı. Millet Selçuklu, Osmanlı özlemi içinde, millet büyüklük özlemi içinde. Biz imparatorluğa özlem duymuyoruz, cumhuriyete, demokrasiye, insan haklarına özlem duyuyoruz ama biz büyük devletlerin çocukları olduğumuzu da hatırlamaya başladık. Üzerimizde külleri rüzgârlar savurmaya başladıkça, Recep Tayyip Erdoğan’a sevgi artıyor, bu iktidara sevgi artıyor. Kim ne yaparsa yapsın Recep Tayyip Erdoğan, Yavuz’un, Fatih’in, Abdülhamid’in, Bediüzzaman’ın, Süleyman Hilmi Tunahan’ın ve hayallerimizin sesidir.
SÜLEYMAN ÇELEBİ İÇİN SAVCILIĞA ÇAĞRI
- 1 Mayıs Taksim olaylarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Geçmişte orak çekiç ile yapamadıklarını şimdi yeni maskeleri ile yapmaya çalışıyorlar. Millet buna müsaade etmez, vesayetçiliğe ve başkalarının taşeronlarına izin vermez. Süleyman Çelebi denilen zat, soy ismine hiç mütenasip sözler söylemedi. “Bir milyon kişi Taksim’e gelir, bu diktatörü de yıkar” dedi. Diktatör kendisine böyle laflar söyletir mi? Eğer diktatör ise, her gün yüzlerce karikatür ve yazı ile kendisine hakaret ettirir mi? Sözcü gazetesi her gün bu kadar kusar, Zaman gazetesi bu kadar aleyhte yazabilir mi? Basın özgür değilmiş, Efendim, CNN, NTV, Radikal, Habertürk, Halk TV var. Türkiye’de isteyen istediği gazeteyi çıkarır ve televizyonu kurabilir. Yani diktatör olsa bunlar çıkar mı? Recep Tayyip Erdoğan demokrat bir adamdır. Kendisini yenemeyenler ona bühtanda bulunuyorlar. Buradan savcılara çağrıda bulunuyorum; Süleyman Çelebi hakkında gereği yapılmalıdır. Milleti isyana teşvik ediyor, demokratik kamu düzenini bozmaya teşvik ediyor ve milleti anarşizme teşvik ediyor. Bu büyük suçtur. Bunun bedelini ödemelidir.
“ALMANYA CUMHURBAŞKANI DENSİZLİK YAPTI”
- Almanya Cumhurbaşkanı’nın geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye yönelik eleştirileri oldu. Başbakan Erdoğan da çok sert bir cevap ile Alman lidere cevap verdi. Bu söyledikleriniz ışığında değerlendirirsek, Almanya Cumhurbaşkanı ne yapmak istedi?
- Sayın Başbakan’ın Ermenilere taziye dileklerini sunması, Almanya’yı ürkütmüş, rahatsız etmiştir. Çünkü 1915’teki en büyük pay Almanlarındır. 1915’te bizim müttefikimiz Almanlar’dı. Biz Almanya ile birlikte yenildik. Başbakanın taziye dilekleri, onları 1925 konusunda endişeye sevk etti. Almanya Cumhurbaşkanı bir densizlik yaptı. Ama bu densizlik gayri ihtiyari bir şey değil, bilinçli bir densizlikti. Bununla bir nabız yokladılar. Almanya Cumhurbaşkanı neden Gezi olaylarında büyük payı olan ODTÜ’ye gidiyor, neden Gazi Üniversitesi’ne gelmiyor, neden Anadolu Üniversitesi’ne gelmiyor? Almanya Hamburg’da yaşanan olaylar karşısında biz yorum yapsak Almanya ne der acaba? Ben Almanya’da idim, Hamburg’taki olayları takip edemedim, milletvekiliydim dokunulmazlığım vardı. Almanya orada bir sınır çizmişti, o sınırın içine kimse giremedi. Orada ne olduğunu öğrenemedik. Almanya’daki polisin haklarını Türk polisine verelim. Almanya’daki polisinin yetkileri bizden daha fazla. Benim polisim görevini yapmaya çalışıyor. Eksik yapan, yanlış yapan olursa da Türkiye’de zaten özgür bir medya var, artık herkes ellerindeki telefonlar ile çekip haber yapabiliyor. Almanya Cumhurbaşkanı bilinçli bir operasyon yapmak istedi. Bize gözdağı vermek istedi biz de karşılığını verdik. Sen bana bir laf söylersen ben sana iki laf söylerim, eski Türkiye yok artık, eski Türkiye’nin el pençe divan duran başbakanları yok. Türkiye’nin artık dik duran başbakanı ve bakanları var. Alman Cumhurbaşkanı özür dilemeli idi, diledi de zaten. Ama yine de Almanya Cumhurbaşkanlığı makamına gelmiş biri Türkiye’ye geldiği zaman ne konuşacağını bilmeli, bilmezse Türk Milleti bildirir.