Duyarsız kalamazsınız!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Çevre günü, güya sorunların çözümüyle ilgili olarak bilgi ve bilinç kazanılmasına dönük bir çare!
İslam, insanı sadece çıkar ve arzularına programlanmış ve her hamlesi ayrı bir felakete sebep olan bir robot halinden kurtarıp tekrar aslî yapısı olan İslâm mayasına (Yaratıcı’ya kulluk, yaratılmışlara şefkat gösterme özüne) dönüştürebilmektedir. İnsanı İslâm’la; İslâm’ı da insanla tekrar buluşturabilmektedir. Ana çözüm, tüm çözümlerin de kaynağı olan çözüm, işte budur.
Çevre kirliliği; insanoğlunun, kendisini kucaklayan ve hayatiyet sağlayan, çevresini kendi elleriyle katleden bir canavara dönüştürüldüğü zaman ve mekanlara has bir problem!
Çevre günü de; güya bunun çözümüyle ilgili olarak bilgi ve bilinç kazanılmasına dönük bir çare!
Güya diyoruz, çünkü asıl çözüm; sadece çevre katliamına karşı durulmasında değil, öncelikle insanın canavarlaştırılmasına karşı çıkılmasındadır. Çünkü canavarlaştırılan insanın ürettiği sorunlar ve salgınlar yalnız çevre kirliliğinden ibaret değildir. Uyuşturucu, trafik, kimyasal silahlar, işgaller, asimilasyonlar, toplu kıyımlar, hortumlamalar v.s.. bunların hepsi de insan kaynaklıdır.
Çözüm de; çevreyi koruma, trafik kurallarına uyma, uyuşturucu kullanmama ..bilinçlerini kazandırmakta değil, her şeyden önce insan olma, yaratıklar üzerinde Yaratıcının halifesi (vekili ve emanetçisi) olma bilincini yani kulluk şuurunu uyandırabilmektedir.
İnsanı, sadece çıkar ve arzularına programlanmış ve her hamlesi ayrı bir felakete sebep olan bir robot halinden kurtarıp tekrar aslî yapısı olan İslâm mayasına (Yaratıcı’ya kulluk, yaratılmışlara şefkat gösterme özüne) dönüştürebilmektedir. İnsanı İslâm’la; İslâm’ı da insanla tekrar buluşturabilmektedir. Ana çözüm, tüm çözümlerin de kaynağı olan çözüm, işte budur. İnsanı tekrar mü’minleştirebilmek, yani onu, Yaratıcı’yı ve O’nun koyduğu yaratılış ve yaşayış kanunlarını gönülden doğrulayıp teslim olan ve tüm yaratılmışlar tarafından da güven duyulan demek olan Mü’minlik kimliğine yeniden kavuşturabilmek!
(İman; emin olmak, tasdik etmek ve emin kılmak, güven vermek manalarını ihtiva eder.) (1)
O iman ki; kişiyi hem kendi hareketlerinde dizginliyor, hem de çevresinde olup bitenlere karşı onu asla duyarsız bırakmıyor. Ona, sen; senden de çevrenden de sorumlusun, diyor. Sen; hem kendin erdemli olacaksın, hem de çevrendekilere de aynı güzelliklerin işlenmesi için teşvikçi olacaksın (el-Emri bi’l- ma’ruf), diyor. Sen; hem kendin asla yanlış ve yamuk yapmayacaksın, hem de çevrendekilerin yapmasına da kesinlikle göz yummayacak ve onlara karşı asla tepkisiz kalmayacaksın (ve’n- Nehyü an’il-münker), diyor.
İşte çağın bütün sorunlarının temeli; insanın bu imandan ve anlayıştan soyutlanmasıdır. Şairimiz,
“Kalpten kazıdılar iman sırrını;
Her günün bugünden beter yarını.”(2)
diyerek, bu ürkütücü gerçeği ne kadar veciz bir şekilde özetlemiştir. Bir yanda İmanını (Yaratıcı’ya güven ve teslimiyetini, yaratılmışlara karşı da güvenirliğini) kaybederek her yeni bir güne yepyeni bir kriz üreterek başlayan bir insanlık! Ve yılda bir günlük veya bir haftalık duyarlıklarla bunların üstesinden gelinebileceğini sanan çaresiz çağdaş bir dünya! Ve tekrar azîz insana dönüşümü irtica zanneden zavallı çağdışı bir anlayış! Diğer tarafta da olası bütün sorunların ve olumsuzlukların önleyici tedbirlerini asırlar önce baştan alınması için insanlığa sunulan Yüce İslâm!
İnsanlığa nefsinin, duygularının, malının, çıkarının, Yaratıcı’dan başka hiçbir kimsenin ve değerin kölesi olma (Lâ ilâhe illallah), diyen İslâm!
Hiçbir hususta dengeleri bozma (tabiat, tıp, sosyal, hukuk yasalarını çiğneme), diyen, İslâm!
Akarsudan aldığın abdest için kullandığın su dahil sana verilen hiçbir şeyi yersiz ve ölçüsüz tüketme diyen, İslâm!
Ayaklarınla bastığın toprağa tükürmek başta olmak üzere, kirletici, tahrip edici hiç bir davranışı yapma diyen, İslâm!
Karşılaştığın münker (çirkinlikler, olumsuzluklar, uygunsuzluklar, tahribatlar, haksızlıklar) karşısında; elinle, dilinle, kalbinle karşı çıkarsan mü’minsin, aksi takdirde sende hardal tanesi kadar bile iman yoktur diyen, İslâm!
Zerre ölçüsündeki olumsuzlukların da, iyilik ve fedakarlıkların da boşa gitmeyecek, ötede mutlaka karşılığını göreceksin diyen, İslâm!
Kısaca sen, yeryüzünde Allah’ın halifesisin (emanetçisi ve temsilcisisin) ve asla duyarsız kalamazsın diyen, İslâm!
(Bk. M. Yaşar Soyalan, Elmalılı Tefsirinde Kur’ânî Terimler ve Deyimler,s.167.
N.Fazıl Kısakürek, Çile,289.
M.Âkif Ersoy, Safahat, Beşinci Kitap, s.258,259.)