• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Dünyayı saran sessiz salgın! Hayatı durma noktasına getirebilir

Yeniakit Publisher
AA Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Dünyayı saran sessiz salgın! Hayatı durma noktasına getirebilir

Belirsizliklerin arttığı dünyada kaygı bozukluklarının daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Kemal Sayar, insanların kendisini aşan ve çözemeyeceği sorunlar için kaygı üretmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Dünyada artan belirsizlikler, savaşlar ve ekonomik kaygılar, ruh sağlığı üzerinde giderek daha ağır bir yük oluşturuyor. Türk Psikofarmakoloji Derneği (TAP) Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, insanların kendisini aşan, çözemeyeceği sorunlar için kaygı üretmemesi gerektiğini belirtti.


 

Dünyada çok yaygın hale geldi

Sayar, TAP tarafından "17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi/Psikoterapi Kongresi" için geldiği Antalya'da, kaygının dünyada çok yaygın bir rahatsızlık olduğunu söyledi.


 

Belirsizlik arttıkça kaygının da arttığını dile getiren Sayar, toplumda bir konuda gelecekle ilgili öngörü yoksa ve geleceği insanlar "Tamamen üzerimize paldır küldür gelen" bir şey gibi algılıyorsa kaygı bozukluklarının o toplumda artmaya başladığını ifade etti.


 

Toplumlar yara almış durumda

İş, ekonomik problemler, siyasi belirsizlikler başta olmak üzere birçok etkenin kaygı bozukluklarının artmasına yol açabildiğini belirten Sayar, şunları kaydetti:


 

"Dünya çok enteresan bir dönemden geçiyor. Çok kolaylıkla gücün hakkı, hakkın gücünün önüne geçebiliyor. Yani ben güçlüyüm diyen bir insan, 'gücü, gücüne yetene' mantığını çok kolaylıkla uygulayabilir hale geldi. Bu bütün dünyada küresel bir kaygı pandemisine yol açtı. Yani yarın bugünden daha mı kötü olacak? Çünkü ümit duygusu insana şu hissi verir. Yarın daha güzel olacak hissi verir. İnsan giderek ümidini kaybetmeye, yarının daha kötü şeyler getirebileceğini düşünmeye başladı. Zaten pandemiden hasarlı olarak çıkan dünya toplumları, bir de bu küresel savaşlarla beraber daha da fazla yara almış durumdalar."


 

Sayar, ekonomik belirsizliğin, iş güvencesinin yeterince olmamasının insanlardaki kaygıyı tetiklediğine dikkati çekti.


 

“Kendi yapabileceklerimize odaklanmalıyız”

Kaygı bozukluğundan korunmanın önemine işaret eden Sayar, "Kaygı bozukluğundan korunmak için her birimiz kendi yapabileceğimiz şeye odaklanmalıyız. Bizi aşan, çözemeyeceğimiz büyük dertler için kaygı üretmeyi bırakmalıyız. 'Kendi küçük köşemizde, hayatımızda ne yapabiliriz? Neyi iyi yaparsak her şey daha iyi olur?' Bunlara odaklanmalı, yapabileceğimizin en iyisini yapmaya gayret etmeliyiz." diye konuştu.


 

Sayar, kaygı bozukluğu tedavi edilmediği takdirde insanın çalışamamasına, hayattan kopmasına, hayatının felç olmasına, üretememesine ve toplumda var olamamasına neden olduğunu söyledi.


 

Kaygının insanı mutsuz ve işlevsiz hale getirdiğinin altını çizen Sayar, insanların düşünce tarzlarını, yaşam biçimlerini değiştirerek birtakım kaygı bozukluklarını düzeltebileceğini dile getirdi.

Prof. Dr. Sayar, üzerine düşen sorumlulukları yerine getiren insanların kaygı bozukluğunun düzeltilmesinde herhangi bir aşama kat edemezse hekimlerden yardım istemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23