FIFA tarafsızlıktan söz ediyor. Ama tarafsızlık bazen sadece güçlüden yana sessiz kalmanın daha şık bir adıdır.
FIFA tarafsızlıktan söz ediyor. Ama tarafsızlık bazen sadece güçlüden yana sessiz kalmanın daha şık bir adıdır.
2026 FIFA Dünya Kupası yaklaşıyor. Stadyumlar hazır, reklamlar hazır, milyarlarca dolarlık düzen kusursuz işliyor. Ev sahibi Amerika Birleşik Devletleri sahneyi kurmuş, dünya ise davetli.
Ama ortada görmezden gelinen bir gerçek var:
Bu sadece futbol değil. Bu, kimin susacağına, kimin konuşacağına karar verilen bir sınavdır.
Bugün sahaya çıkmak, sadece bir maç oynamak değildir. Bugün sahaya çıkmak, aynı zamanda “hiçbir şey olmamış gibi devam edebiliriz” demektir. Alkış tutan her tribün, yayın yapan her ekran, topa vuran her ayak; farkında olsun ya da olmasın, bu düzenin bir parçası hâline gelir.
“Futbol siyasetten ayrıdır” diyenlere soralım:
Gerçekten mi?
O zaman neden bazı ülkeler çıkarılırken bazıları dokunulmaz? Neden güç, kuralları belirlerken; adalet sadece bir slogan olarak kalır?
FIFA tarafsızlıktan söz ediyor. Ama tarafsızlık bazen sadece güçlüden yana sessiz kalmanın daha şık bir adıdır.
Açık konuşalım:
Eğer dünya gerçekten bir tepki koyacaksa, bunun yolu sahaya çıkmak değil, sahayı terk etmektir.
Evet, bu radikal.
Evet, bu pahalı.
Ama adalet hiçbir zaman ucuz olmadı.
Futbolcular yıllarca bu an için çalıştı, ülkeler bu turnuva için yatırım yaptı. Peki ya vicdan? Onun da bir bedeli yok mu? Yoksa o hep ertelenebilen bir lüks mü?
Bugün oynanan her maç, atılan her gol, yapılan her kutlama; sadece bir skor üretmeyecek. Aynı zamanda tarihe bir not düşecek:
“Dünya gördü… ve oynamaya devam etti.”
Belki de en ağır yenilgi, sahada değil; suskunlukta alınandır.
Zulüm karşısında susmamak insanın en temel temel sorumluluğudur. Kur’an-ı Kerim’de “Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size ateş dokunur” (Hûd, 11:113) uyarısı, sadece bireysel değil toplumsal duruşun da önemine işaret eder. Yine Peygamber Efendimiz Muhammed’in “Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin” hadisi, müminin tavrını net biçimde ortaya koyar. Bu çerçevede, büyük küresel organizasyonlar karşısında sergilenen tutumlar da sadece sportif değil, aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir imtihan olarak değerlendirilmelidir.