Komşu İran’a yönelik saldırı başlatan İsrail ve ABD’ye ait savaş uçakları, bir okulu hedef alarak büyük bir katliam işledi.
SEBAHATTİN AYAN İSTANBUL
Ülkenin güneyinde Basra Körfezi kıyısındaki Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentinde yer alan “Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu”nu hedef alan saldırıda yaşları 7 ile 12 arasında değişen 170’den fazla öğrenci ve eğitimci hayatını kaybetti. Sözde özgürlük vaadiyle İran’a saldıran eli kanlı haydutların katliamı sonrası dünya yine üç maymun oynamaya başladı. Çocuk hakları havarisi kesilen İslami ülkeleri çocuklara söz hakkı tanımayan vahşiler olarak lanse eden, Türkiye’deki seküler azınlık ve yurt dışındaki küresel efendileri İran’da, okul sıralarında can veren masum siviller için tek kelime etmedi. Türkiye’deki bazı feminist oluşumların, CHP’nin ve başta UNICEF olmak üzere tek bir açıklama dahi yapmaması malum odakların emrinde olduğunu bir kez daha tescilledi. Konuyla ilgili gazetemize konuşan Önce İnsan Uluslararası Kadın ve Çocuklarla Dayanışma Derneği Genel Başkanı Nuray Canan Songür ise, katliama ve duyarsızlığa tepkisini şöyle dile getirdi:
ONURUMUZ HEDEF ALINMIŞTIR
“Siyonist İsrail ve emperyalist ABD’nin saldırılarıyla insanlık onuru ve uluslararası hukuk hedef alınmıştır. Terör devletinin vahşetini lanetliyoruz! İsrail’in İran’da bulunan bir eğitim kurumuna yönelik gerçekleştirdiği alçakça saldırıyı en sert şekilde kınıyoruz. Bu saldırı, münferit bir olay değil; bir zihniyetin insanlık dışı projeksiyonudur. İsrail’in aylardır Gazze’de sürdürdüğü sistematik katliamları İran’a taşıyarak; okulları, ibadethaneleri ve hastaneleri fütursuzca hedef alması, Cenevre Sözleşmesi başta olmak üzere tüm uluslararası hukuk normlarının ayaklar altına alınmasıdır. En temel insani sığınakları bile savaş alanına çeviren bu saldırganlık, İsrail’in bir bir terör devleti haline geldiğinin en somut ispatıdır.
AÇIK BİR SAVAŞ SUÇU
Önce İnsan Derneği olarak ilan ediyoruz: Hastane ve okulların hedef alınması bir savunma değil, açık bir savaş suçudur. Uluslararası sözleşmeleri yok sayan bir yapı, uygar dünyanın bir parçası olamaz. Çocukların ve sivillerin kasten katledilmesi, insanlığın ortak geleceğine indirilmiş bir darbedir. Zulmün coğrafyası değişse de failin barbarlığı değişmemektedir. Uluslararası toplumun sessizliğinden güç alan bu terör sarmalına karşı durmak, sadece siyasi değil, vicdani bir zorunluluktur. Saldırıda hayatını kaybeden masum canlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Zalimlerin kurduğu bu karanlık düzene karşı, insan onurunu ve yaşam hakkını her platformda savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”