Dr. Metanet Oğuz: Kısırlık sorunu ‘mental tedavi’yle tarihi karışabilir
Araştırmalara göre kadın ve erkek kaynaklı kısırlık aynı oranlarda seyrediyor. Kısırlık ve sebeplerine ilişkin yeniakit.com.tr’ye konuşan Alternatif Tıp Uzmanı, Tıp Doktoru ve yazar Dr. Metanet Oğuz, “Kısırlık sorunu erkek ve kadınlarda eşit oranda görülür. Korkunun her türü kadını da erkeği de güçsüzleştirir. Bir çocuğun doğmadan önce, cinsiyeti aşağılanırsa geleceğin kısır vakası hazırdır. Kısırlık sorununun bilinçaltı sebepleri çözüldükten sonra tıbbi müdahaleler fayda verecektir.” dedi.
Murathan Seyitoğlu Ankara yeniakit.com.tr
Alternatif Tıp Uzmanı, Tıp Doktoru ve yazar Dr. Metanet Oğuz, kısırlık sebepleri ve çözüm yollarına ilişkin yeniakit.com.tr’ye açıklamalarda bulundu.
“Kısırlık sorunu erkek ve kadınlarda eşit oranda görülür”
Kısırlık başta olmak üzere insanların yaşamında ‘her şey çocukluktan başlar’ diyen Dr. Metanet Oğuz, “Duyduğumuz hissettiğimiz bazı söylemler gelecekte çocuk sahibi olamamamıza sebep olabilir. Kısırlık veya infertilite, tıbbi sebeplerle kadınlarda ve erkeklerde çocuk sahibi olamama durumudur. Tıpta kısırlık herhangi bir korunma olmaksızın, düzenli cinsel ilişkiye rağmen bir yıl içerisinde çocuk sahibi olunamamasıdır. Kısırlık sorunu erkek ve kadınlarda eşit oranda görülür. Çok sayıda erkek ve kadın kısırlığının, tıbbi sebepleri vardır. Benim dikkat çekmek istediğim, bilinçaltındaki düşüncelerin sebep olduğu kısırlık durumlarıdır.” şeklinde konuştu.
“Bilinçaltında oluşturduğu kalıplardan ömür boyu insanın haberi olmayabilir”
Doktorlar, kısırlık teşhisi koyduğu halde uzun yıllar sonra çocuk sahibi olan çiftlerin olduğunu belirten Dr. Metanet Oğuz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yıllardır tıbbi tedavi görmelerine rağmen bu çiftler tıbbi yolla çocuk sahibi olamamışlardır. Herhangi bir tedavi görmeden, evlatlık edindikten sonra çocuk sahibi olan çiftleri duymuşsunuzdur. Bebek istemenin asıl amacı çok önemlidir. Bir karı koca neden çocuğu olmasını istiyorsa biz de o nedenle çocuk istiyoruz diyebilirsiniz. Ancak bebek istemenin bazen bilinçaltında oluşturduğu kalıplardan ömür boyu insanın haberi olmayabilir. Kısırlık tedavisi için gelen çiftlere, öncelikle ‘gerçekten çocuk sahibi olmak istiyor musunuz?’ diye soruyorum. Şaşkınlıkla yüzüme bakıp elbette çocuk istiyoruz diyorlar. Bilinçaltlarında kök salmış kalıpları yüzeye çıkarırken zihinlerinin bir yarısının çocuk sahibi olmak istediğini, zihinlerinin diğer yarısının çocuk istemediğini birlikte gördüğümüzde ise hayli şaşırıyorlar.”
“Korkunun her türü kadını da erkeği de güçsüzleştirir”
“Bazı insanlar için kısırlık, yaşamaları gereken önemli bir tecrübedir.” diyen Dr. Metanet Oğuz, şöyle konuştu:
“Bu insanlar çevre baskısıyla ‘olması gereken bir zorunluluk, genel olarak toplum böyle kabul görmüştür’ diye veya sadece aile büyükleri torun arzu ettikleri için çocuk istiyor olabilir. Bazı kadınlar çocuk sahibi olduklarında ancak kendilerini kadın hissedebiliyorlar. Başka türlü dişil enerjiyi kabul etmek onlar için çok zordur.
Çocuğun yoksa kendini değerli hissedemez misin? Çocuksuz da mutlu olabilir misin? Çocuksuz olmaları kendilerini sevme ve mutlu hissetmeleri için önemli bir sınavdır. Bazen de çiftler, çocuk sahibi olmak ister ama çocukla ilgili problemlerden korkarlar. Bu korku çiftlerin birinde veya ikisinde de olabilir. Korkunun her türü kadını da erkeği de güçsüzleştirir. Kısırlık bilinmeyen ve bilinçaltında oluşmuş korkunun sonucu olarak ortaya çıkar. Her halde çocuk sahibi olmaktan korkmamak lazım. Hayatın diğer alanlarında başarılı, üretken olamamak ta kısırlığı tetikleyen faktörlerden biridir. Hayatta kendilerini başarısızlık ve yetersizlikle suçlayan bireyler, bu alanda elde edemedikleri başarıların yerini çocuk sahibi olmakla doldurmaya çalışırlar.”
“Kısırlıkta Mental tedavi yöntemi etkilidir”
Kısırlık bilinçaltındaki temelsiz korkuların bir sonucu olduğuna ve kısırlığın tedavisinde ‘Mental tedavi’nin önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Metanet Oğuz, “Korkuların oluşumunu kabul ettikten sonra bu korkuların sebebini araştırmalıyız. Kadınların kendilerinde araştırması gereken etkenler: çocukluğundan bu yana doğumun çok ağır bir prosedür olduğunu mu duydunuz? Çocuğunu doğururken hayatını kaybeden annelerin, hüzünlü hikayelerini mi dinlediniz? Çocuk sahibi olmayı çok isteseniz de olumsuz etkilerin oluşturduğu doğum korkunuz mu (tokofobi) var? Annenizin ve aile çevrenizdeki kadınların, doğum ve çocuk yetiştirme hakkında neler söylediğini hatırlayın. Annenizden dünyaya gelişiniz hakkında neler işittiniz? Onun yaşadıklarını hislerini dinlediniz mi? Anneniz o anlarını nasıl hatırlıyor, nasıl anıyor? Sizden sonra doğum yapmamaya karar vermiş mi? Yoksa belli bir zaman sonra yeniden kardeşiniz olmuş mu? Doğumdan önce, doğum zamanı ve doğum sonrası annenizin babanızla ilişkisi nasıl olmuş?” dedi.
“Bir çocuğun doğmadan önce, cinsiyeti aşağılanırsa geleceğin kısır vakası hazırdır”
Eşlerin bilinçaltına yerleşen çocuk sürecinin tamamen ortaya çıkarılarak gerçekte ne gibi problemin olduğunun tespit edilmesinin önemine vurgu yapan Dr. Metanet Oğuz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sevilen, beklenen çocuk musunuz? Yoksa yüzünüze “erkek olsaydın da” diyen bir anneniz ya da babanız, babaanneniz, anneanneniz mi var? “Kız olsaydın da bize yaşlılığımızda baksaydın” diyerek sizi utandıran aile büyükleriniz var mı? Hamilelik benden bir şeyler alabilir düşüncesine mi sahipsiniz? Bebek olduktan sonra kocam en çok çocuğunu sevecek, benimle ilgilenmeyecek diye düşünen nlp hocasının eşi gibi bir düşünceniz var mı? Hamileliğin fiziğinizi bozacağından, aşırı kilo alacağınızdan, bu yüzden sevdiğiniz kişinin sizi beğenmeyeceğinden korkuyor olabilir misiniz? Doğum yaparken hayatını kaybeden anne hikayeleri bilinçaltınıza ne kadar hakim? Bu gibi olumsuz düşüncelerin sirayeti mesleki tecrübemle sabittir. Bir danışanımın babası pilot olduğu için doğum yaparken annesinin yanında olamamış. Annesi, çok zor geçen doğum esnasında eşinin yanında olmamasına içerlemiş. Ve bir daha doğum yapmamaya karar vermiş. Gerçekten de tek çocuk olan danışanım, evli olduğu halde yıllarca çocuk sahibi olamamış ve nihayetinde de rahim ameliyatı olmuş. Alt bedeni üst bedeninden büyük olan insanlar kısırlık adayı mıdır? Bir çocuğun doğmadan önce, bebekken veya çocukken cinsiyeti aşağılanırsa geleceğin kısır vakası hazırdır. O kadarcık çocuk ne anlar diye düşünülse de anne karnında dahi çocuk, istenildiğini veya istenilmediğini anlar hisseder. İstenilmediyse yaşamı boyunca ailesiyle birlikte bir şekilde bedelini öder.”
“Bilinçaltı sebepleri çözüldükten sonra tıbbi müdahaleler fayda verecektir”
Kız olduğu için tepki verilen çocuk zamanla kendi cinsiyetini kötü algıladığını söyleyen Dr. Metanet Oğuz, “Duygularını kasık bölgesinde hapseder. Bastırılan duygular yavaş yavaş öfkeye dönüşür. Öfke küçük düşme korkusuyla açığa vurulmadığından durgunlaşan enerji kasık bölgesinde enfeksiyona sebep olabilir. Aynı zamanda durağanlaşan enerji kasık bölgesinin yağlanmasına, alt bedenin üst bedenden iki beden büyük olmasına neden olur. Alt bedeni üst bedeninden büyük olan ve basen bölgesindeki yağlarla mücadele eden erkek ve kadınları biliyoruz. Kişinin cinsiyetinin kabul edilmemesi bu kişilerin hayatında kısırlıkla da mücadele etmesine etken olabilir. Bunu yapmamak, yapıldıysa da özür dilemek, itiraf etmek ve sonrasında helalleşmek, bu blokajın ortadan kalkması için çok önemlidir. Bilinçaltı sebepleri çözüldükten sonra tıbbi müdahaleler fayda verecektir.” dedi.
“Korkularınızın listesini çıkartmak çok önemli”
Kısırlık başta olmak üzere insan yaşamın birçok alanında korkuların varolabileceğini ve bu korkuların sağlığımızı olumsuz etkilediğini belirten Dr. Metanet Oğuz, şöyle konuştu:
“Ölüm, yaşlanma, hastalık, kaybetme vb. herkesin bir korkusu vardır. Fakat bazen bazı korkularımız abartılı oluyor. Bazen de endişeye dönüşüp sinsi bir şekilde bilinçaltımıza yerleşerek, insanın kendine güvenini ve inisiyatifini yok ediyor. Korkularınızın listesini çıkartmak çok önemli. Korku ve endişeler yazıya döküldüğünde zihninizde hayal meyal hatırladıklarınızdan daha farklı şeyler ortaya çıkacaktır. Şimdi hepsini gözden geçirin. Çoğunun abartıldığını, varsayımlardan oluştuğunu kendiniz de göreceksiniz. Listenizdekileri bir bir inceleyin. Gücünüzü kaybettiren anlaşmaları silin, yerine yeni sizi daha güçlü hissettirenleri yazın. Anlaşma nedir? Hayatta inandığınız her şey anlaşmadır. İnandığınız kuralları yaşatmak için enerjinizi harcıyorsunuz. Küçük anlaşmalardan başlayın. Hayatta elde etmek istediklerinizi yazın. Örneğin çocuk doğuran, bununla beraber vücudlarını da koruyan kadınların yaşam tarzını araştırın. Siz de onlar gibi olabilirsiniz. Kendinizi verimsiz biri olarak görüyorsanız, sizi iyi bilen birine ‘’kendinizi’’ sorun. Gerçekten çevreniz sizi verimsiz biri olarak görüyor mu? Yoksa bu görüşler, sizin varsayımlarınız mı?”
“Bastırılan duygular patlamalarınıza, başkalarını suçlamalarınıza sebep olabilir”
Alternatif Tıp Uzmanı, Tıp Doktoru ve yazar Dr. Metanet Oğuz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Duygularınızı özgürleştirmek, kehribarın içine sıkışmış sinek gibi olduğunuz halden sizi kurtarır. Kendinizi sınırsız varlık olarak görmeye başlarsınız. Çünkü dışa vurulmayan duygular savaş ve intihar oluşmasını tetikler. Reddedilen duygular: panik atak, ruh\beden bölünmesi, hayata karşı güvensizlik oluşturur. Bastırılan duygular patlamalarınıza, başkalarını suçlamalarınıza sebep olabilir. Bahsettiğim vakalar bilinçaltına kazınmış kalıpların oluşturduğu duyguların yansımasıdır. Söz konusu vakalar, ilk aklıma gelenlerdir. Daha nice ve çok derin etkileri olan vakalar yaşanmıştır. Hatırladığınız vakalarınızı dikkate alın, hemen çözmeye geçin. Ve nihayetinde anne olmanın sonsuz bir mutluluk olduğunu düşünün. Korkularınız o muhteşem sevincin yanında, bir damla bile değiller. Size anne veya baba diyen birilerinin hayatta var olduğunu düşünün. Size benzeyen ve sizin genlerinizi taşıyan birilerinin dünyada var olmaması nasıl bir duygudur? Mucize bir varlık. Hiçbir korku bu harikulade duyguları yaşamaktan sizi alıkoyamaz. Düşünün ki, küçücük, gözleri hala açılmamış parçacık sizin DNAlarınızı nesilden nesile aktaracak yeni ve yeniden sizler olacak. Torunlarınızın sizin mitokondrilerinizi taşıdığını düşünün. Ve bu aktarım devam ettiği sürece siz bu dünyada var olacaksınız, yaşayacaksınız. Evlat sizi gelecek nesillere aktaran bir vesiledir. Aslında çocuk doğururken bir annenin çektiği acılar her iki çiftin yeniden klonlanması içindir. Ne kadar farklı bir bakış açısı değil mi? Anne, baba olmanın kutsallığını düşünün. Bilinçaltı korkularınızı gül yüzlü bebeklerin sevgisi ile bir ömür silin gitsin.”