• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Dillerinde barış... Zihinlerinde bölücülük var

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Dillerinde barış... Zihinlerinde bölücülük var

Ellerine silah verip dağa kaldırdıkları kız çocuklarının saç örgüsü üzerinden algı yürüten DEM’in Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, terör örgütü YPG’nin Şam yönetimi karşısında hezimete uğramasının ardından, “Türkiye artık gerçek anlamda Kürtlerin de devleti olmalı” sözleriyle ülkede Kürt değil terör sorunu olduğunu görmezden gelerek, Kandil’in gölgesinde siyaset yapmaya devam ediyor.

 Sebahattin Ayan  İstanbul 

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte ilanıyla başlayan Kürt vatandaşlara yönelik ayrımcılık, AK Parti döneminde tarihe karışırken, Kandil’in uzantıları hâlâ kapanan yaraları kaşıyor. Terör örgütü PKK’nın gölgesinde siyaset yapan DEM Partililer, oluşan barış iklimine rağmen hâlâ vatandaşlar arasına nifak sokmaya çalışıyor.

HÂLÂ KAŞIMAYA DEVAM EDİYORLAR

Ülkede Kürt sorunu olmadığını, PKK sorunu olduğunu görmezden gelen ve YGP’li teröristlerin Şam rejimi karşısında hezimete uğramasının ardından ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine zarar verecek eylemler içerisine giren DEM Parti’nin Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Türkiye artık gerçek anlamda Kürtlerin de devleti olmalı. Bu bir temenni değil; cumhuriyetin demokrasi borcudur” diyerek sürece gölge düşürdü. Terörün doğuşuna zemin hazırlayan faktörlerin ortadan kaldırıldığını, geçmişte vesayet eliyle yasaklanan Kürtçenin artık devletin resmi televizyonlarında özgürce konuşulduğunu hatırlatan STK temsilcileri ise, “Kürtler ile Türklerin her zaman kardeş olduğunu ve bu vatana ihanet etmemiş herkesin gerçek anlamda Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir ferdi olduğuna” dikkat çektiler.


 

‘ÖTEKİ’LEŞTİRMEYİ AK PARTİ BİTİRDİ

Gazetemize konuşan Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, şunları söyledi: “Sorunlarımız ve sıkıntılarımız vardır. Ancak bizim amacımız mükemmele ulaşmaktır. Toplumdaki birliği, huzuru ve güveni kalıcı hâle getirmek istiyoruz. Bu noktada inisiyatif alması gereken kurum siyasettir. Meclis çatısı altında, siyasetin bu sorunları çözme iradesini ortaya koyması gerekmektedir. Türkiye bu noktaya AK Parti iktidarları ve Sayın Cumhurbaşkanı sayesinde gelmiştir. Bu ülkenin dindarları, tek parti döneminin oluşturduğu iklimde maalesef ‘öteki’ olarak görülmüştür. Aynı şekilde Kürtler de ötekileştirilmiştir. Bugün ise, geçmişte öteki olarak görülen dindarların açtığı yoldan, Kürtlerin de artık öteki olmaktan çıkacağı bir döneme gireceğiz. Bu açıdan silahların susması, örgütün kendini tasfiye etmesi ve meselelerin tamamen sivil siyaset zemininde konuşulabilmesi son derece kıymetlidir. Bu sürece dört elle sarılmak ve nihayete erdirmek zorundayız. Bu süreç; Kürtlerin, Türklerin, Çerkezlerin, Arapların, kısacası 86 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının tamamının menfaatinedir. Biz meselelerimizi konuşarak, müzakere ederek ve ortak akılla çözebilecek kudrete sahibiz. Yeter ki kendimize inanalım.”

Bağımsız Ülkücüler Platformu Başkanı Adnan Baran ise, konuya ilişkin gazetemize şu değerlendirmelerde bulundu:


 

PKK SURİYE’Yİ ELE GEÇİRİYORDU

“Kürt halkıyla Türk halkı arasında bin yıllık bir tarihî geçmiş vardır. Ortak değerlerimiz bulunmaktadır; aynı inanç, aynı kıble, aynı kültür, aynı tarih, aynı coğrafya ve aynı hassasiyetleri paylaşıyoruz. PKK denilen yapı Kürt halkının içinden çıkmış bir yapı değildir. Siyasi uzantısı DEM Parti de emperyalizme bu coğrafyada taşeronluk yapan bir anlayışı temsil etmektedir. Bu ‘böl, parçala, yönet’ siyasetinin açık bir yansımasıdır. Bizim bulunduğumuz bu coğrafyada, devlet ne kadar zayıf ve yapılar ne kadar güçsüz olursa; İsrail’in ve emperyalist güçlerin sömürüsü, talanı ve hâkimiyeti de o kadar artacaktır. Bakırhan’ın açıklamaları, ülkedeki kardeşlik iklimine zarar vermektedir. Geçmişte bölgede elbette dışlanmalar, ötekileştirmeler ve yanlış uygulamalar yaşanmıştır. Ancak bunların sorumlusu Kürt halkı değil, bu yanlış politikaları hayata geçiren anlayışlardır. Bugün de aynı yanlışların yeniden üretilmesine izin vermemek gerekir. Suriye süreci bu yapıların maskesini tamamen düşürdü. Dün ‘Suriye’de ne işimiz var’ diyenlerin, PKK’nın Suriye’nin neredeyse üçte birini kontrol eder hâle gelmesine sessiz kaldığını hepimiz gördük.”


 

ÖĞRETİLMİŞ SİYASİ GÜDÜMDÜR

21. Dönem MHP Milletvekili Avukat Ahmet Çakar da şunları dile getirdi: “Kürt vatandaşlarımız adına siyaset yapanların dile getirdiği pek çok talep, büyük ölçüde dışarıdan öğretilmiş ve yönlendirilmiş siyasi gündemlerin ürünüdür. Türkiye’de demokratikleşme adına atılan adımlar, Kürt vatandaşlarımızın siyasal, sosyal ve kurumsal temsiline yönelik önemli bir zemini oluşturmuştur. Anayasal düzenlemeler ve reformlarla birlikte Kürt kökenli vatandaşlarımızın siyasette, bürokraside, yargıda, akademide ve sivil toplumda görünürlüğü ve temsili açık biçimde artmıştır. TBMM’de Kürt kökenli milletvekilleri uzun yıllardır görev yapmakta. Yerel yönetimlerde belediye başkanlığı dahil demokratik temsil kanalları tamamen açıktır. Aynı şekilde yargı mensubu, vali, kaymakam, akademisyen, general ve üst düzey kamu yöneticisi olarak devletin her kademesinde görev alabilmektedir. Kürtçe yayın yapan televizyon kanalları, radyo istasyonları ve basılı yayınlar serbestçe faaliyet göstermeye başlamıştır. Dil ve kültür üzerindeki kısıtlamalar kaldırılmış, ifade özgürlüğü alanı genişletilmiştir. Bu gelişmeler, Türkiye’nin üniter yapısı içinde eşit vatandaşlık anlayışının somut göstergeleri olmuştur. Daha nasıl barış sağlanır onların düşünmesi gerekiyor. Bu coğrafyada birlik olmaktan başka çaremiz yok.”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şuayip

Vatana ihanet düşünenleri Allah kahretsin amin

kahrolsunlar hainler

kahrolsun hain yahudi ermeni kürtleri yasasın müslüman kürtler
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23