Dijitalizm çağı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Bugün dijital haberleşme ağları bir iletişim aracı olmaktan çıkıp, ideolojik sirk halini almış, adeta “izm” olarak faaliyet gösterip insan avlama safarisine dönüşerek masumiyetini kaybetmiştir. Bu vaziyette biz Müslüman milletlerin kendileri ve gelecek nesilleri adına daha dikkatli olması hayâtî bir mecburiyettir.
Deneme (1)
İletişim, insanın var olduğu yerde var olmuş, adeta insanlıkla yaşıt kadim bir hadisedir. İletişimde sadakat ise münasebetlerde suhûlet ve sükûnet açısından fert ve cemiyetlerin vazgeçilmezi olmuştur.
İletişim, bazen bir silah (muhâbere olmadan muhârebede muvaffakiyet mümkün değildir), bazen de toplumların teknolojik kimliğinin ifadesi ve yansımasıdır.
Özellikle günümüz hızlı iletişim dünyasında hemen her toplumun modernitenin modernize ettiği iletişim ağları ile başının dertte olduğunu, güvensizlik ve kimlik kargaşası içerisinde çırpındığını görüyoruz. Tarihi kimliğini, kültürünü hatta inancını kaybetme riski yaşamayan toplum neredeyse yok.
Biz Müslümanlar iki günü eşit olanın zararda olduğunu, ilmin Çin’de olsa bile alınması gerektiğini peygamberimizden öğrenmiş bir ümmetiz. Elbette iki günün eşit olmamasını faydalı işlerle sağlayacağız, faydalı olan ilmi nerede bulursak alacağız.
Müslüman zamanın meşru ve helal imkanlarını tasarruf ederken inancını ve öz kimliğini unutmaması çok mühimdir. Meselâ;
Bugün dijital haberleşme ağları bir iletişim aracı olmaktan çıkıp, ideolojik sirk halini almış, adeta “izm” olarak faaliyet gösterip insan avlama safarisine dönüşerek masumiyetini kaybetmiştir. Bu vaziyette biz Müslüman milletlerin kendileri ve gelecek nesilleri adına daha dikkatli olması hayâtî bir mecburiyettir. Dijitalizm, adeta dini bir otoriter yapı olarak insanlığın karşısına çıkıp, kendi kurallarına itaati esas alıyor ve uymayanı bünyesinde barındırmıyor. Meselâ, hesabın kapanıp bloke edilmesi gibi...
2000 sonrası dünyaya gelmiş, (-z- kuşağı) anne karnında dijital alem ile tanışmış ve internet dünyasının yerlileri dediğimiz bu nesli ihmal etmemiz geleceğimizi imha etmemiz anlamına gelecektir! Türkiye ortalaması; 4 dakikada bir telefona bakan, aylık 445 dakika telefonda konuşan, günün % 40’ını internet aleminde geçiren genç bir nüfusa sahip olduğumuzu dikkate aldığımızda, GSM şirketlerinin kampanya adı altındaki sinsi hedeflerini de görmezden gelemeyiz. Aylık iki bin dakika konuşma, beş bin SMS, yirmi GB internet kullanan bir genç aile, ders ve vazifelerine ne kadar vakit ayıracaktır? Her yöne sınırsız konuşup, Allah’ına ve ailesine karşı sınırlı bir iletişim yaşıyorsa bu genç iletişimi yanlış anlamış demektir.
İnternet dünyasına sonradan göçen muhacirler ( anne / babalar) olarak bu âlemi eğitimle değil deneme yanılma yoluyla tanıdık. Bu yöntem de haliyle bazı hasarlara yol açtı. Bazen virüsler ve gayri ahlaki şeylerle, bazen de dolandırıcılık imtihanları ile karşı karşıya kaldık.
Alışverişten spora, ibadetten eğitime birçok alanda interneti aktif kullanan yeni neslin, alternatifli bir yaşam biçimi oluşturduğunu gören internet muhacirlerine (anne /babalar) düşen, çocuklarının şahsiyetine “Allah’ın âlemlerin Rabbi olduğunu, sosyal âlemin de bu âlemlere dahil olduğu” şuur ve terbiyesini yerleştirmeleridir. Gelgelelim bu o kadar da kolay bir iş değildir. Devam edeceğiz inşaallah. Selam ve dua ile.
Salih Kırmızı (Uzm. İmam Hatip)