• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Devletin değil ihanetin safında yer almışlar! Çavuşlar ‘AHBAP’ı ihya etmiş

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Devletin değil ihanetin safında yer almışlar! Çavuşlar ‘AHBAP’ı ihya etmiş

‘Kutuplaştırıyorsunuz’ diyerek, AK Parti’yi hedef alan, ancak her fırsatta milli ve manevi değerlerimize saldıran, ideolojik saplantılarını ‘sanat’ kılıfıyla topluma dayatmak isteyen çalgı çengi takımı bir defa daha suçüstü oldu. Sözde sanatçıların 6 Şubat depremlerinin ardından, devletin karşısında kümelendikleri bir defa daha tescillendi.

Kutuplaştırıyorsunuz diyerek, AK Parti’yi hedef alan, ancak her fırsatta milli ve manevi değerlerimize saldıran, ideolojik saplantılarını ‘sanat’ kılıfıyla topluma dayatmak isteyen çalgı çengi takımı bir kez daha suçüstü oldu. Kaz Dağları’ndaki altın madenlerini bahane edip ayağa kalkan, Gezi kalkışmasında üç beş ağaç sebebiyle meşru iktidarı devirmeye çalışan sanat-sepet tayfasının, 11 ilin yerle bir olduğu 6 Şubat 2023 ikiz depremlerinin ardından, devletin karşısında kümelendikleri bir kez daha tescillendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının “Ahbaplar Suç Örgütü” iddiasıyla yürüttüğü soruşturma kapsamında yapılan MASAK incelemesinde, aralarında Ajda Pekkan, Tarkan, Sibel Can, Barış Arduç ve Ebru Şahin’in de bulunduğu çok sayıda şarkıcı, oyuncu, sunucu ve içerik üreticisinin, devletin kurumları dururken başkanlığını Haluk Levent’in yaptığı AHBAP Derneği’ne milyonlarca lira bağış aktardığı ortaya çıktı. “Devlet yok Ahbap” var diyen ve başta AFAD ve Kızılay olmak üzere devletin kurumları dururken, kendi kurduğu derneği yağmaladığı için tutuklanan Haluk Levent’e bağış akmış.


 

Gezi Parkı olaylarında 3-5 ağaç için kıyameti kopararak ülkeyi kaosa sürüklemeye çalışan, Kaz Dağlarındaki madenleri bahane ederek vatandaşı sokağa çağıran sözde sanatçılar, yardım yaparken bile devletin karşısında yer aldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının “Ahbaplar Suç Örgütü” iddiasıyla yürüttüğü soruşturma kapsamında yapılan MASAK incelemesinde, aralarında Ajda Pekkan, Tarkan, Sibel Can, Barış Arduç ve Ebru Şahin’in de bulunduğu çok sayıda şarkıcı, oyuncu, sunucu ve içerik üreticisinin, devletin kurumları dururken başkanlığını Haluk Levent’in yaptığı AHBAP Derneği’ne milyonlarca lira bağış aktardığı ortaya çıktı.
Soruşturma kapsamında hazırlanan MASAK raporunda, AHBAP Derneğinin 2023 yılı ve sonrasındaki banka hesap hareketleri incelemeye alındı. Hazırlanan raporda; şarkıcı, oyuncu, senarist, komedyen, sunucu ve dijital içerik üreticilerinin derneğe yaptığı bağışların toplam tutarının milyonlarca lirayı bulduğu öğrenildi. İncelenen işlemlerin büyük bölümünün 6 Şubat depremlerinin ardından gerçekleştirildiği; açıklama bölümlerinde “deprem yardımı”, “bağış”, “Hatay” ve “deprem bölgesine yardım” ifadelerinin yer aldığı görüldü. Bağışçıların paraları depremzedelere ulaştırılması amacıyla ve iyi niyetle gönderdikleri, asıl incelemenin ise bu paraların AHBAP Derneğine ulaştıktan sonraki kullanımına odaklandığı kaydedildi. Bağışların belirtilen amaçlar dışında kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde, sanatçı ve medya mensuplarının iyi niyetlerinin istismar edilmiş olabileceği değerlendirilecek. Bu durumda bağışçıların, soruşturma konusu eylemler nedeniyle mağdur veya suçtan zarar gören sıfatıyla dosyada yer almaları gündeme gelebilecek.


 

MASAK kayıtlarına göre Ayşe Ajda Pekkan, Barış Arduç, Ebru Şahin, Tarkan Tevetoğlu adına Hitt Müzik ile Sibel Can adına Sibel Cangüre, AHBAP Derneğine birer milyon lira gönderdi. Oyuncu Tolga Çevik’in yaptığı ödemenin ise 997 bin 650 lira olduğu belirlendi. Böylece yalnızca bu altı isimden dernek hesaplarına yaklaşık 6 milyon lira aktarıldı. Hazırlanan rapora göre oyuncu ve yönetmen Ali Atay, AHBAP’a 562 bin 386 lira bağışladı. Şarkıcı Ebru Gündeş, şef ve televizyon programcısı Somer Sivrioğlu ile sanatçı Genco Erkal’ın ayrı ayrı 500 bin lira gönderdiği tespit edildi. Halit Ergenç’in iki ayrı işlemle toplam 400 bin lira bağış yaptığı kayıtlara geçti. Komedyen Hasan Can Kaya’nın yaptığı ödemenin ise 320 bin lira olduğu belirtildi. 2025 yılında ölen Genco Erkal tarafından gerçekleştirilen transferin açıklamasında “Hatay’a okul yapımı için bağış”, Somer Sivrioğlu’nun transferinde ise “Somer Sivrioğlu ve Sydneyli dostlar” ifadelerinin yer aldığı görüldü. Belirli bir proje veya amaç belirtilerek gönderilen bu paraların, işlem açıklamalarına uygun alanlarda kullanılıp kullanılmadığı da araştırılacak. Danla Bilic adıyla tanınan Neslihan Damla Aktepe ile oyuncu Can Yaman’ın ayrı ayrı 250 bin lira bağışladığı görüldü. Afra Saraçoğlu, Binnur Kaya, Beyazıt Öztürk, Aras Bulut İynemli, Kıvanç Tatlıtuğ, İbrahim Büyükak, Seray Kaya, Kerem Bürsin ve Engin Akyürek adına yapılan bağışların kişi başı 200 bin lira olduğu bildirildi. Konuyla ilgili gazetemize konuşan Araştırmacı-Yazar Mehmet Fırat, “Devlet yok Ahbap var!” diyerek asrın deprem felaketini ve insanların acılarını istismar ederek bir nevi darbe girişiminde bulunan, halkına ve iradesine tepeden bakan bir avuç azgın azınlığın, aslında böylesine bir afeti ve insanların mağduriyetini istismar eden bir dolandırıcıya nasıl bağışlar yaparak destek olduklarını da soruşturma dosyasında gördük! Halka ve iradesine parmak sallayan bu azgın azınlık tayfa daha önce savunma sanayi için kredi kartı limitlerinden cüz’i bir miktarı vermemek için limitlerini düşürdüklerine şahit olmuştuk! Böylesine vatan düşmanı vampir embesillerin kendi çıkarları doğrultusunda nasıl paraları saçtıklarına da şahit olduk” ifadelerini kullandı.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Osman Yiğit

Bu konuda daha doyurucu yorum yapabilmek için bu güzide kişilerin Kızılay''a ve Afad'a yaptıkları yardımların miktarının da açığa çıkmasını beklememiz gerekecek.

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Asrın Felaketinde Sivil Toplum Maskesi: Devlet Otoritesine Karşı Açılan İdeolojik Cephe! 6 Şubat depremleri gibi dünya tarihinin gördüğü en büyük karasal felaketlerden birinin ardından, afet yönetiminin tek bir meşru merkezden, yani devletin yasal koordinasyon birimlerinden yürütülmesi ulusal güvenliğin ve toplumsal düzenin temel şartıdır. Böylesine devasa bir yıkım karşısında devlet; mülki idaresi, Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet güçleri, sağlık ordusu ve AFAD gibi ihtisas kurumlarıyla sahada topyekun bir mücadele yürütürken, sivil oluşumlar üzerinden alternatif bir otorite alanı yaratma gayreti içine girmek kabul edilemez bir yaklaşımdır. Kendisini devlet mekanizmasının üzerinde konumlandırmaya çalışan, kontrolsüz ve koordinasyonsuz hareket eden sivil yapıların sahada lojistik karmaşaya, mükerrer yardımlara ve kaynak israfına yol açması kaçınılmazdır. Afet yönetiminde çift başlılık yaratmak, kurtarma ve lojistik süreçlerini kolaylaştırmak bir yana, tam aksine sahayı kaosa sürükleyen bir risk unsurudur.Bazı sivil oluşumların ve bunları destekleyen muhalif çevrelerin, afet anını devlete karşı bir meşruiyet kavgasına dönüştürerek "Devlet yok, biz varız" imajı çizmeye çalışması, doğrudan devletin kurumsal itibarına yönelik ideolojik bir operasyondur. Hiçbir sivil toplum kuruluşu, ne lojistik kapasite ne de hukuki yetki bakımından devletin sahip olduğu devasa gücün ve organizasyon kabiliyetinin alternatifi olamaz. Devlet, milletin ortak iradesinin ve egemenliğinin tek meşru temsilcisidir; dolayısıyla kriz anlarında sivil toplumun görevi devletle rekabet etmek değil, onun çizdiği yasal çerçeve ve koordinasyon planı dahilinde birer tamamlayıcı unsur olarak hareket etmektir. Aksine davranışlar, toplumsal dayanışma kisvesi altında kamusal otoriteyi zayıflatma ve devleti aciz gösterme amacından başka bir şeye hizmet etmemektedir.Kendilerini toplumun yegane vicdanı gibi pazarlayan bazı sanatçıların ve figürlerin, felaketin ilk anından itibaren yapıcı ve birleştirici bir duruş sergilemek yerine, sosyal medya üzerinden dezenformasyon yayarak panik havası yaratması iyi niyet sınırlarını tamamen aşmıştır. Sanatçı kimliğini dokunulmaz bir zırh gibi kullanarak devletin kurumlarını yıpratmaya çalışmak, milli birlik ve beraberlik ruhunu doğrudan baltalamaktadır. Toplumun milli ve manevi değerlerinden kopuk, ideolojik saplantılarını her fırsatta öne çıkaran bu çevrelerin, asrın felaketini siyasi bir hesaplaşma ve rövanş zeminine dönüştürmek istemesi milli menfaatlerle açıkça çatışmaktadır. "Sanatçı" olmak, devlete ve onun sahada cansiperane çalışan personeline yönelik haksız ithamların, karalama kampanyalarının ve manipülatif algı operasyonlarının maskesi haline getirilmemelidir.Tüm bunların yanı sıra, devletin resmi kurumları Sayıştay ve ilgili tüm hukuki mekanizmalar tarafından milimetre milimetre denetlenirken, sivil yapıların topladığı devasa fonların şeffaflığı ve hesap verebilirliği büyük bir soru işaretidir. Devletin resmi denetim ve kayıt mekanizmaları dışındaki kontrolsüz nakit akışları, her türlü suistimale ve mali düzensizliğe açık bir zemin yaratmaktadır. Halkın iyi niyet ve yardımseverlik duygularını suistimal ederek toplanan milyarlarca liralık kaynağın, devletin genel planlamasından bağımsız şekilde harcanması, milli kaynakların etkin kullanımını engellemektedir. Sonuç olarak, felaket dönemlerinde yapılması gereken tek şey devletin kurumlarıyla kenetlenmek ve onun liderliğinde hareket etmektir; kamusal otoriteyi hedef alan, devletle sivil toplumu karşı karşıya getirmeye çalışan her türlü yaklaşım, afetzedeye yardım etmekten ziyade sadece kendi ideolojik ajandalarını ve popülaritelerini besleme gayretidir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23