• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Devletin değil ihanetin safında yer almışlar! Çavuşlar ‘AHBAP’ı ihya etmiş

‘Kutuplaştırıyorsunuz’ diyerek, AK Parti’yi hedef alan, ancak her fırsatta milli ve manevi değerlerimize saldıran, ideolojik saplantılarını ‘sanat’ kılıfıyla topluma dayatmak isteyen çalgı çengi takımı bir defa daha suçüstü oldu. Sözde sanatçıların 6 Şubat depremlerinin ardından, devletin karşısında kümelendikleri bir defa daha tescillendi.

3 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Tug

Türkiye de, sanatçı ünlü vs. tayfası, ajansların , onları ünlü yapan kökleri siyonist işadamları/ CIA ya kadar uzanan üst lerinin kuklası durumundalar, tuşlarına basıldığı anda harekete geçmek zorundalar, yoksa işsiz parasız kalırlar, Başta yapılacak şey ; onları bu ajans vs. den bağımsız hale getirmek tır!!!???
  • 2 Saat Önce

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Asrın Felaketinde Sivil Toplum Maskesi: Devlet Otoritesine Karşı Açılan İdeolojik Cephe! 6 Şubat depremleri gibi dünya tarihinin gördüğü en büyük karasal felaketlerden birinin ardından, afet yönetiminin tek bir meşru merkezden, yani devletin yasal koordinasyon birimlerinden yürütülmesi ulusal güvenliğin ve toplumsal düzenin temel şartıdır. Böylesine devasa bir yıkım karşısında devlet; mülki idaresi, Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet güçleri, sağlık ordusu ve AFAD gibi ihtisas kurumlarıyla sahada topyekun bir mücadele yürütürken, sivil oluşumlar üzerinden alternatif bir otorite alanı yaratma gayreti içine girmek kabul edilemez bir yaklaşımdır. Kendisini devlet mekanizmasının üzerinde konumlandırmaya çalışan, kontrolsüz ve koordinasyonsuz hareket eden sivil yapıların sahada lojistik karmaşaya, mükerrer yardımlara ve kaynak israfına yol açması kaçınılmazdır. Afet yönetiminde çift başlılık yaratmak, kurtarma ve lojistik süreçlerini kolaylaştırmak bir yana, tam aksine sahayı kaosa sürükleyen bir risk unsurudur.Bazı sivil oluşumların ve bunları destekleyen muhalif çevrelerin, afet anını devlete karşı bir meşruiyet kavgasına dönüştürerek "Devlet yok, biz varız" imajı çizmeye çalışması, doğrudan devletin kurumsal itibarına yönelik ideolojik bir operasyondur. Hiçbir sivil toplum kuruluşu, ne lojistik kapasite ne de hukuki yetki bakımından devletin sahip olduğu devasa gücün ve organizasyon kabiliyetinin alternatifi olamaz. Devlet, milletin ortak iradesinin ve egemenliğinin tek meşru temsilcisidir; dolayısıyla kriz anlarında sivil toplumun görevi devletle rekabet etmek değil, onun çizdiği yasal çerçeve ve koordinasyon planı dahilinde birer tamamlayıcı unsur olarak hareket etmektir. Aksine davranışlar, toplumsal dayanışma kisvesi altında kamusal otoriteyi zayıflatma ve devleti aciz gösterme amacından başka bir şeye hizmet etmemektedir.Kendilerini toplumun yegane vicdanı gibi pazarlayan bazı sanatçıların ve figürlerin, felaketin ilk anından itibaren yapıcı ve birleştirici bir duruş sergilemek yerine, sosyal medya üzerinden dezenformasyon yayarak panik havası yaratması iyi niyet sınırlarını tamamen aşmıştır. Sanatçı kimliğini dokunulmaz bir zırh gibi kullanarak devletin kurumlarını yıpratmaya çalışmak, milli birlik ve beraberlik ruhunu doğrudan baltalamaktadır. Toplumun milli ve manevi değerlerinden kopuk, ideolojik saplantılarını her fırsatta öne çıkaran bu çevrelerin, asrın felaketini siyasi bir hesaplaşma ve rövanş zeminine dönüştürmek istemesi milli menfaatlerle açıkça çatışmaktadır. "Sanatçı" olmak, devlete ve onun sahada cansiperane çalışan personeline yönelik haksız ithamların, karalama kampanyalarının ve manipülatif algı operasyonlarının maskesi haline getirilmemelidir.Tüm bunların yanı sıra, devletin resmi kurumları Sayıştay ve ilgili tüm hukuki mekanizmalar tarafından milimetre milimetre denetlenirken, sivil yapıların topladığı devasa fonların şeffaflığı ve hesap verebilirliği büyük bir soru işaretidir. Devletin resmi denetim ve kayıt mekanizmaları dışındaki kontrolsüz nakit akışları, her türlü suistimale ve mali düzensizliğe açık bir zemin yaratmaktadır. Halkın iyi niyet ve yardımseverlik duygularını suistimal ederek toplanan milyarlarca liralık kaynağın, devletin genel planlamasından bağımsız şekilde harcanması, milli kaynakların etkin kullanımını engellemektedir. Sonuç olarak, felaket dönemlerinde yapılması gereken tek şey devletin kurumlarıyla kenetlenmek ve onun liderliğinde hareket etmektir; kamusal otoriteyi hedef alan, devletle sivil toplumu karşı karşıya getirmeye çalışan her türlü yaklaşım, afetzedeye yardım etmekten ziyade sadece kendi ideolojik ajandalarını ve popülaritelerini besleme gayretidir.
  • 2 Saat Önce

Osman Yiğit

Bu konuda daha doyurucu yorum yapabilmek için bu güzide kişilerin Kızılay''a ve Afad'a yaptıkları yardımların miktarının da açığa çıkmasını beklememiz gerekecek.
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23