‘Devlet halkının inanç sistemini korumak zorundadır’
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Mecliste görüşülmekte olan gıda kurulu kanunu üzerine değerlendirmelerde bulunan, Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, “Devlet halkının inanç sistemini korumak zorundadır” dedi.
2005 yılında kurulan GİMDES’in amacının, toplumu bilinçlendirmek olduğunu aktaran GİMDES Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, “GİMDES toplumun yediğine, içtiğine, tükettiğine dikkat etmesini sağlamak, büyük çoğunluğu Müslüman olan ülkemizdeki tüketicilerin dinimizin emrettiği esas ve ölçülere uygun gıdalarla buluşmasına yardımcı olmak için yol göstermek olmuştur.
Zira, gıdası Helalden olanın ameli de Helal ve makbul olur diye inanıyoruz. Bugünlerde TBMM’nin komisyonlarında görüşülmekte olan bir kanun teklifi, taslakta yazıldığı şekilde kanunlaştığı takdirde toplumu bilinçlendirmeye çalışan kişi ve kurumlar bu mühim vazifeyi yapamaz hale getirileceklerdir. Zira, söylenen her söz, yazılan her yazı veya verilen bilgiler “Yanıltıcı yayın” olarak değerlendirilebilecek. Bunun için de, söz konusu yayından etkilendiğini iddia eden firma, grup veya kişilerin şikâyetçi olması yeterli olacak. Yayını gerçekleştiren medya kurumu, ortamla birlikte bilgiyi veren şahıs ve kurumlar söyledikleri için hesaba çekilip bilgilerinin doğruluğunu ispat etmeleri istenecek. Nihayetinde de konuyu incelemekle görevli olacağı düşünülen Bilim Kurulu’nun kararı geçerli olacak. Bu kurul, “yanıltıcı yayın” yaptığı değerlendirilen kişiyi çeşitli ağır para cezalarına çarptırabilecek ve yayının yapıldığı kurumun programlarını geçici olarak kapatabilecek” ifadelerine yer verdi.
“Medyatik kişiler buna dâhil oluyor”
Her konuda fikir beyan ederek kafa karışıklığına sebebiyet verebilen medyatik kişilerin olduğunu belirten Başkan Büyüközer, “Kanunu düşünüp taslak hale getiren milletvekilleri, belli ki özellikle sosyal medya ile bazı TV programlarında birçoğu asılsız söylentilerin bilgi kirliliğine yol açarak toplumu etkilediğini düşünmüş olmalılar. Bu konuda kısmen haklı oldukları söylenebilir. Çünkü gerçekten kerameti kendinden menkul bazı kimseler her konuda fikir beyan ederek kafa karışıklığına sebebiyet verebilmektedirler. Anayasa’nın 26. Maddesinde şu ifadeler geçmektedir. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Devlet elbette üreticiyi de, tüketiciyi de korumak zorundadır ama bunu yaparken fikir hürriyeti, daha da önemlisi inanç hürriyeti ihlal edilmemelidir. Aksi takdirde bu taslağın bir nevi sansür getirdiği söylenebilir. Zira konunun uzmanı dahi olsa fikir beyan etmek kişiler için “potansiyel bir tehlike” anlamına gelecek, yayın kurumları da daha baştan böyle bir “tehlikeyi” göze almak istemeyeceklerinden kendiliğinden sansür oluşacaktır” dedi.
“Ticari kayıplardan dolayı şikâyetler oluşur”
Konuyla ilgili örnekler veren Büyüközer, “Bir uzman (hekim, beslenme uzmanı) tereyağının faydalı ve margarinlerden daha sağlıklı olduğunu dile getirdiği takdirde margarin üretimi ve ticareti ile uğraşan firmalar bu söylemden zarar gördüklerini ve ticari kayıplar yaşadıklarını söyleyebilir ve bu uzmandan şikayetçi olup kendisini zarara uğratabilirler. Kolalı ve gazlı içeceklerin hiçbir faydası olmadığı ve insan bedenine çeşitli zararlar verdiği artık gün gibi aşikarken, sıradan bir vatandaş katıldığı bir TV programında bu tür içeceklerin zararlı olduğunu bir vesileyle söylese başı derde girebilecektir. Zira gazlı maddeyi üretenler bu ifadelerden maddi zarara uğradık deseler konuyu araştırmakla görevli Bilim Kurulu bu şahsın uzman olmadığını, dolayısıyla söz hakkı bulunmadığını düşünerek cezaya çarptırabilirler” ifadelerine yer verdi.
‘Kaliteli GIdalar tüketmek Müslümanların hakkıdır’
Büyüközer, “Helal Sertifikasının ehil ellerce verilmesi durumunda hem tüketicinin, hem de üreticinin haklarının korunacağını, insanımızın hakkı olan helal gıdanın kitlelere ulaştırılmasının yolunun açılacağını da belirtmekte fayda var. Sözün özü, Helal sertifikalandırma hileyi, tağşişi engeller ve düzen getirir” dedi.