‘28 Şubat Davası’nın müdahil avukatlarından Bülent Demir, davanın genel seyrini Yeni Akit’e anlattı. Demir, “Eğer 28 Şubat’ı çözemezsek 15 Temmuz’u anlayamayız” dedi.
Geçtiğimiz gün 86. celsesi gerçekleştirilen ‘28 Şubat Davası’nın müdahil avukatlarından aynı zamanda 28 Şubat’ta Ordu’dan atılan Bülent Demir, davanın genel seyrini Yeni Akit’e anlattı. Sanıkların FETÖ’yü bahane ederek davayı sulandırmaya çalıştığını belirten Demir, “İddianameyi hazırlayan davanın savcısının ihraç edilmesini öne sürerek kendilerine kumpas kurulduğu yönünde bir algı oluşturmak istiyorlar. Eğer 28 Şubat’ı çözemezsek 15 Temmuz’u anlayamayız” dedi. Öte yandan; 28 Şubat’ta FETÖ’cülerin değil Anadolu’nun Müslüman evlatlarının ordudan atıldığını dile getiren Demir, “28 Şubat’ın zalimleri ne ceza alırlarsa alsınlar, asıl mahkeme toprağın altındaki Mahkeme-i Kübra’dır. Büyük duruşma Allah-ı Azimüşşan’ın huzuru şeriflerindeki mahkemede yapılacak” ifadelerini kullandı.
“DİLİPAK’A ZULMEDENLER SANIK SANDALYESİNDE”
28 Şubat davasının son duruşmasına Yeni Akit Yazarı Abdurrahman Dilipak da katıldı. Dilipak’ın avukatı olarak duruşmada hangi konuları dile getirdiniz?
Müvekkilim Abdurrahman Dilipak 28 Şubat döneminin hem en kahraman hem de en mağdur gazetecisidir. Kendisi o dönemde toplam 500 yıl ceza istemiyle yargılandı. Ancak tamamından berat ettiği gibi AİHM’deki davalarını da kazandı. O dönemde haftanın 5 günü her gün 5-6 mahkemeye çıkıyordu. Bugün ona zulmedenler sanık sandalyesinde, o ise özgür kalemiyle hâlâ milletin gönlünde aynı yerdedir. Bugünkü duruşmada da kendisine “Bizlerin suçlu olduğumuza inanıyor musunuz?” diye soran Çetin Doğan’a “Evet suçlu olduğunuza inanıyorum, o dönemde Müslüman Anadolu insanına kâbus gibi çöken BÇG örgütünden de davacı ve şikâyetçiyim” diyerek, asil ve dik duruşunu bir kez daha göstermiştir. Ben de mahkemeye 28 Şubat Darbesinin iç yüzünü ve BÇG’nin icraatlarını içeren belge ve dokümanlarıyla 73 sahifelik Dilipak’ın bizzat kaleminden çıkan dilekçeyi sundum. Bu belgeler tarihe ışık tutması açısından çok önemli bilgi ve belgeler olup, gelecek kuşaklara 28 Şubat’ta neler yaşandığını anlatması açısından tarihi belgeler niteliğindedir.
“İDDİANAME YETERSİZ”
Davanın genel seyrini nasıl değerlendiriyorsunuz?
28 Şubat Davasının iddianamesini son derece yetersiz buluyorum. 28 Şubat’ı, BÇG ile sınırlandıran bir iddianame ile büyük fotoğrafı görebilmek mümkün değildir. TSK ile birlikte, medya, iş dünyası ve yurt dışı bağlantıları da deşifre edilmeden 28 Şubat’ı anlamaya çalışmak eksik olur.
“ASIL MAHKEME ALLAH’IN HUZURUNDA”
28 Şubat’ın ‘kudretli’ komutanlarının sanık sandalyesinde oturması, 28 Şubat mağduru olarak size neler hissettirdi?
- 28 Şubat’ın zalimleri ne ceza alırlarsa alsınlar, asıl mahkeme toprağın altındaki Mahkeme-i Kübra’dır. Çevik Bir idam edilse ne fayda! Hayatlar karardı, intiharlar, faili meçhuller, gözyaşları, acılar… Örneğin ben ve benim gibi binlerce subay bir gecede ordudan atıldı. Sadece dindar olduğu, eşi başörtülü olduğu, içki içmediği, namaz kıldığı, mukaddesatına bağlı olduğu için sakıncalı subay muamelesi görerek, yargılanmadan bir günde ordudan atıldı. Bunların telafisi bu dünyada olamayacak kadar derin acılar. Ama mahkemeden de gereken cezanın çıkması beklentimiz.
“DAVAYI SULANDIRIYORLAR''
Duruşmada sanık avukatları, iddianameyi hazırlayan savcının FETÖ’den açığa alınmasını işaret ederek, kendilerini kumpas kurulduğu yönünde bir savunma yaptılar. Buna ilişkin neler söylersiniz?
- Geçtiğimiz gün 86. celse idi. 15 Temmuz’a kadar Fetullah Gülen’in adını anmayan sanık generallerin hepsi 15 Temmuz’dan sonra FETÖ düşmanı kesildi. Bu davayı sulandırmaya yönelik kasıtlı bir algı operasyonudur. Ben mahkeme salonunda Çevik Bir ve Çetin Doğan başta olmak üzere tüm sanık generallere şu soruyu sordum: “Madem FETÖ düşmanı idiniz, neden o dönemdeki FETÖ unsuru olan subayları ordudan atmadınız da, binlerce samimi dindar subay ve astsubayları ordudan attınız?” Tabi cevap hazır: “Hayır biz FETÖ’cüleri de attık” diyorlar. O zaman 15 Temmuz’da darbe girişimi yapan subaylar kimdi? Tabi cevap yok. Bu da gösteriyor ki her iki grubun üst aklı aynı... Emperyalist güçler, Türkiye Düşmanı Lobiler...
REİSİMİZDEN MÜJDE BEKLİYORUZ
28 Şubat’ta kararname ile ihraç edilen askerlerin mağduriyetleri devam ediyor mu?
28 Şubatta TSK’dan dindar subay-astsubayların tasfiyesi iki şekilde yapıldı. Biri YAŞ kararlarıyla, diğeri ise üçlü kararnameler ile. YAŞ Kararları ile atılan subay-astsubaylar için 6191 sayılı kanun çıkarılarak itibarları iade edildi. Ancak ben ve benim gibi kararname ile atılan birçok dindar subay-astsubayların itibarları hâlâ iade edilmedi. Örneğin ben yüzbaşıyken, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Bülent Ecevit, Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun imzası olan üçlü kararname ile ordudan ilişiğim kesildi. Bizim durumumuzla ilgili herhangi bir çalışma yapılmadı. Buradan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bir çağrı yapmak istiyorum: “Reisimizden müjde bekliyoruz, YAŞ’zedeleri unutmadınız, bizi de unutmayınız!”
28 ŞUBAT’IN MEDYADAKİ KAHRAMANI “AKİT”
Süreci çok derinden hisseden biri olarak Akit gazetesinin 28 Şubat’taki duruşunu nasıl değerlendirirsiniz?
- Akit Gazetesi 28 Şubat karanlık döneminde medyanın tek kahramanıdır. Herkesin ‘tamsiper’ yaptığı o günlerde, hak ve hakikatı kahramanca, yılmadan savunmuş, Müslüman Anadolu insanının sesi olmuş, dik duruşu ile örnek olmuştur. Akit gazetesinin sahiplerini, yazarlarını ve tüm çalışanlarını yürekten kutluyorum. İyi ki varsınız…