Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Demir, AA Finans Masası'na konuk oldu: (2)
"(CAATSA yaptırımları) Milli Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri, güvenlik güçlerimiz bundan etkilenme durumunda değil" - "Projelerimiz genelde savunma sanayisi şirketleri üzerinden yürür ve bunların hiçbiri yaptırım kapsamında değil" - "Bizim finansal erişime ihtiyacımız yok, şimdiye kadar olmadı. Kredi mekanizmasının kullanılacağı yerde ana yüklenici devreye girer" - "Türkiye, Cumhurbaşkanı'mızın dik duruşuyla emir alan bir ülke olmadığını gösterdi, bu da bir ambargo mekanizmasını devreye soktu"
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, ABD'nin, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve bazı yöneticilerine yönelik yaptırım kararına ilişkin, "Milli Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri, güvenlik güçlerimiz bundan etkilenme durumunda değil." dedi.
Demir, Anadolu Ajansı (AA) Finans Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
ABD'nin yaptırım kararının TSK'nin ihtiyaçlarının karşılanması konusunda bir sıkıntı oluşturup oluşturmayacağına ilişkin soruya Demir, hedeflenen kurum ve kişileri özellikle vurguladığını söyledi.
Söz konusu yaptırım kararlarının, bahsi geçenler dışında herhangi bir kurumu, şirketi etkilemediğini dile getiren Demir, "Savunma Sanayii Başkanlığının adı geçiyor diyelim. Mesela Savunma Sanayii Başkanlığının bir fiil çoğunluk hissesine sahip olduğu bir şirket etkilenebilir ama öyle bir şirket yok denecek kadar az. Genelde kritik projelerde böyle bir şirket yok. Ama diğer bütün yapıda, MSB, TSK, güvenlik güçlerimizin hiçbirisi bundan etkilenme durumunda değiller." diye konuştu.
Kararın, Savunma Sanayii Başkanlığını hedef aldığını belirten Demir, şöyle devam etti:
"Bizim de doğrudan Amerika'dan aldığımız, imzacı olduğumuz bir nesne yok. Bu yaptırım tarihinden önce imzalanan anlaşmalar ve yapılan mutabakatları etkilemeyeceği de var. O yüzden endişeye mahal yok. Bu yaptırımın amacı, Amerika'nın hasım olarak tanımladığı bir kuruluşla iş yapmak ki onu yapan biziz. Başka bir kurumumuz bunu yapmadı. Yani uygulamak isteseler de uygulayamazlar, bu kanun kapsamında. Keyfi bir davranış görürsek bu başka bir neticedir. Ama bu yaptırıma özel herhangi bir zafiyet oluşacağını düşünmüyoruz. Bu şahsi bir düşünce değil, veriye dayanan, şu anda yayınlanan metinlere dayanan çıkarım."
- "SSB alım yapan değil, bir tedarik kurumu"
Demir, öncelikle SSB'nin ve yaptığı işin anlaşılması gerektiğini ifade ederek, başkanlığın "alım yapan değil, bir tedarik kurumu" diye adlandırıldığını söyledi.
Önceliklerinin proje yönetmek ve Türkiye'deki savunma sanayisi ekosistemini kullanarak, bu milli projenin hayata geçmesini sağlamak olduğunu anlatan Demir, özellikle çok önceki yıllarda doğrudan alımlarla ilgili anlaşmaları olgunlaştıran, sözleşmeleri yapan tarafın kendileri olduğunu ama nihai olarak kullanıcının MSB ve güvenlik güçleri olduğunu bildirdi.
SSB'nin doğrudan gidip aldığı, ithal ettiği bir şeyin yok denecek kadar az olduğunu vurgulayan Demir, "O açıdan bizim projelerimiz, genelde savunma sanayisi şirketlerimiz üzerinden yürür. Bu şirketlerimizin de hiçbirisi yaptırım kapsamında değil, olamaz da zaten. Mesela bu şirketlerimizden birisi, yaptırıma tabi Rusya Federasyonu'ndaki şirketlerden biriyle iş yapıyor olsa, o zaman onların yaptırıma girmesi söz konusu olabilir. Zaten orada da belki inisiyatif kullanılacak bir yer." değerlendirmesinde bulundu.
Kanunun metninde "kayda değer işlem" diye bir kelime olduğunu aktaran Demir, S-400 ile ilgili anlaşmanın kanunun çıktığı tarihten önce olması dolayısıyla kanunun kapsamına girmemesi gerektiğini muhataplarına ilettiklerini ancak "kayda değer işlem" kelimesi yorumunda "2 milyon dolar para transfer etseniz bile karşı tarafa işlem bedeli olarak o tarihten sonra o da buna girer." gibi bir yorum olduğunu kaydetti.
Savunma Sanayii Başkanlığının proje yöneten kurum olduğunu dile getiren Demir, proje yönetirken doğrudan alım, ithalat yapmadıklarını, projeyi tanımladıklarını, şartları koyduklarını, sözleşmeyi yaptıklarını, sözleşme sırasında projenin gidişatını ve teknoloji yeterlilik konularını takip edip yetkinliklerinin az olduğu yerlerle ilgili araştırma, geliştirme projeleri başlattıklarını bildirdi.
Demir, yabancı bir ortakla yapılan projede ise onunla ilgili off-set ve benzeri vasıtalarla Türkiye'ye teknoloji ve üretim yeteneği kazandıracak formülleri sahaya koyduklarını, projeler sırasında ana yüklenicilerin savunma sanayisinin geneline yayılacak adımlar atması için belirli şartlar koştuklarını anlattı.
Savunma sanayisini geliştirmek gibi bir görevlerinin olduğuna dikkati çeken Demir, bu görevin neticelerinin görüldüğünü, şirket sayısının 1500, 1600'leri aştığını söyledi. Demir, "Bizim finansal erişime ihtiyacımız yok, şimdiye kadar olmadı. Kredi mekanizmasının kullanılacağı yerde ana yüklenici devreye girer." dedi.
- "Türk sanayisine ve insanına güveniyoruz"
"Hava savunma sistemleri konusunda bundan sonraki yol haritasının nasıl olacağı" sorusu üzerine de Demir, Türk sanayisine ve insanına güvendiklerini belirtti.
Şimdiye kadar ki gidişatın iyi olduğunu dile getiren Demir, "İyi bir yürüyüş olabilir ama koşmamız gerektiğini belirtiyorum. Dün Cumhurbaşkanı'mız da ifade ettiler, iki kat daha fazla çalışacağız, koşacağız. Bu haberin bir iyi tarafı, bütün sanayi sektörüne bakın duracak vakit değil, her türlü konuda bizim çok hızlı yol almamız gerektiği mesajını verdi." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin bölgedeki gelişmelerde tavrına ilişkin genelde her zaman kendi milli çıkarları doğrultusunda tavır aldığına dikkati çeken Demir, "Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın bu dik duruşu ile bir dizi konuda emir alan, talimat alıp ona göre hareket eden, dur bakalım oturduğun yerde denilen bir ülke olmadığını gösterdi. Bu da rahatsızlık oluşturdu. Bu rahatsızlık kendiliğinden bir ambargo mekanizmasını devreye soktu." değerlendirmesinde bulundu.
(Sürecek)