THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Çocuklarda mahremiyet eğitimi

Davranış Bilimci, Yazar ve Konuşmacı Pınar Holt, ‘Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi’ ni ele aldığı yazısında "Ancak mahremiyet eğitimi almış çocuk, ince düşünceli, nazik ve aynı zamanda ruhu olgun bir birey olabilir." dedi.

14 Haziran 2018 Perşembe 22:27
Çocuklarda mahremiyet eğitimi

MAHREMİYET EĞİTİMİ ALMIŞ ÇOCUK RUHU OLGUN BİR BİREY OLUR

Hiç düşündünüz mü?

- Neden yetişkin bir birey eşinin cep telefonlarını izin almadan karıştırır?

- Neden yetişkin bir birey, kendi gibi yetişkin olmuş partnerine yaşamıyla ilgili yasaklar getirmek ister?

- Ya da neden eşi olarak kabul ettiği kişiyle duygularını paylaşmayı güçsüzlük olarak görür?

Bu soruların birden fazla cevabı olduğunu düşünmekle beraber, bu nedenlerden bir tanesinin de çocuklukta alınamamış 'mahremiyet eğitimine' bağlı olduğunu düşünüyorum.

Neden mi? Çünkü 'mahremiyet eğitimi' almış çocuk ileride kendine saygılı, çevresine saygılı, sınırlarını iyi bilen bir birey olarak yetişebilir.

Mahremiyet eğitimi almış çocuk, ince düşünceli, nazik ve aynı zamanda ruhu olgun bir birey olabilir.

Çocuklukta doğru mahremiyet eğitimi almış birey, kendine güvenli, sevgi dolu, duygularını ifade edebilen ve iç görüsü oldukça iyi gelişmiş, neyin doğru, neyin yanlış olacağını bilebilir.

Aslında mahremiyet olgusu biz insanoğluna dünyaya gelişimizle birlikte bahşedilmiş hediyelerden bir tanesidir. Düşünsenize 2-3 yaş arasında ki bir çocuğun 'mahremiyet' ne demek bilmeden, tuvaleti geldiğinde gidip kapının ardına saklanması aslında bu konunun en güzel örneği değil mi?

 

NE ZAMAN Kİ BİZLER!

Ne zaman ki bizler; çocuğumuzun önünde giyinip, soyunuyoruz o zaman işte onların mahremiyetini yok ediyoruz.

Ne zaman ki biz anneler; erkek çocuklarımızı dudağından öpüyor ve babalar kız çocuklarının yanında tuvaleti kullanıyor işte o zaman onların mahremiyet duygusu yok ediyoruz.

Ne zaman ki biz anne ve babalar; çocuğumuzla a aynı yatağı paylaşıyoruz, işte o zaman hem kendi hem çocuğumuzun mahremiyetini işgal ediyoruz.

Ne zaman ki çocuğumuzun odasının kapısını çalmadan içeri giriyoruz, işte o zaman onların mahremiyet alanlarını alt üst ediyoruz.

Ne zaman ki çocuğumuz doymasına rağmen zorla yedirip, üşümemesine rağmen zorla giydiriyoruz, işte o zaman onların mahremiyetine saygı göstermemiş oluyoruz.

Ne zaman ki çocuğumuzun rızası ve izni olmadan öpme, kucağa alma, ısırma, sıkma gibi eylemlerde bulunuyor ya da başkalarına izin veriyoruz, işte o zaman onların mahrem alanlarına girmiş oluyoruz.

Ne zaman ki çocuğumuza ismiyle hitap etmek yerine ''aşkım, canım, cicim, fıstık...'' gibi etiketlemelerde bulunuyoruz, işte o zaman onun mahremiyetini kendi ellerimizle yok ediyoruz.

Ne zaman ki çocuğumuzu kötülüklerden korumak amacıyla onu korkutup, bağırıp ya da cezalandırarak üzerinde baskı oluşturuyoruz işte o zaman onun mahremiyetini geliştirmesini önlüyoruz.

Yazıma başlarken evlilik ve ilişkilerden bahsetmiştim hatırlarsanız. İşte belki biz anne babaların farkında olup ya da olmadan çocuğumuza veremediğimiz 'mahremiyet eğitimi' sonucunda; eşinin bireysel yaşamına saygı gösteremeyen hanımlar/beyler, çocuğuna/eşine duygularını gösteremeyen babalar, özel ya da sosyal yaşamda nezaket duygusu gelişmediği için iletişim problemleri yaşayan bireyler ve hatta kendi sınırlarını çizemeyen ve başkalarının sınırlarını ihlal edebilen iş arkadaşları yetiştirebiliyoruz.

Sevgili Anne ve Babalar yine bize çok iş düşüyor!

Haydi iş başına!


(Sabah)
Haber Tarihi: 14 Haziran 2018 Perşembe 22:27

YORUM YAZ

    Günün Karikatürü

    22 Eylül 2018