• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Çocuk terörü evde başlar!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Çocuk terörü evde başlar!

Şeyma Demircan Namazcı Mirat Haber'de yazdı: Bir çocuk suç işlediğinde sadece bir çocuk suç işlemiş olmaz. O suçun içinde görmezden gelinen bir aile, öğretilmeyen sınırlar ve normalleştirilen yanlışlar vardır.

Şeyma Demircan Namazcı Mirat Haber'de yazdı: Bir çocuk suç işlediğinde sadece bir çocuk suç işlemiş olmaz. O suçun içinde görmezden gelinen bir aile, öğretilmeyen sınırlar ve normalleştirilen yanlışlar vardır.

Geçenlerde yaşadığım bir olay beni endişelendirdi. Bu sefer sadece bir eğitimci olarak değil, bir anne olarak korktum. Uzun zaman önce ev seçerken manzaraya, mutfağa, odalara değil; komşulara bakmıştım. Çünkü biliyordum ki bir evde sadece oturulmaz, bir evde çocuk büyür.

Ve bir çocuk sadece evde değil, çevrede büyür.


 

Şuna inanıyorum:

Bir çocuk en çok ailesinin, biraz okulunun, biraz da arkadaşının ahlakını taşır.

Bu yüzden çocuğumun arkadaşlarının saygılı, sınır bilen, başkasının hakkını gözeten çocuklar olmasını istedim. Okulunu bile akademik başarısına göre değil, ahlaki erdeme önem vermesine göre seçtim.

Ama gelin görün ki benim çoğunluğunu doktorların akademisyenlerin oluşturduğu sitemde bir çocuk terörü var. Evet, bunu özellikle böyle söylüyorum.

Çünkü ben bile bu çocuklardan ürküyorum.

Sitenin ortak alanları bir grup çocuk tarafından sürekli işgal ediliyor.

Bağırma, küfür, kabalık… Küçük çocuklar o alanlara girmeye çekiniyor. Bazıları hiç girmiyor.

Çünkü güçlü olanın alanı ele geçirdiği küçük bir düzen kurulmuş durumda.

Geçen gün tenis odasında iki grup çocuk arasında kavga çıktı.

Bir grup sabahtan beri alanı bırakmamış, diğer çocukları içeri almamış. Küfürler, bağırmalar…

İçeri giremeyen çocuklar olanları videoya almış, güvenlik gelmiş.

Buraya kadar baktığınızda sıradan bir çocuk kavgası gibi görünebilir.

Ama asıl mesele bundan sonra başladı.

Zorbalık yapan çocukların aileleri ortalığı ayağa kaldırdı.

Ama sebep çocuklarının küfür etmesi, alanı gasp etmesi, zorbalık yapması değildi.

Sebep, çocuklarının videoya alınmasıydı.

Yani mesele yapılan yanlış değil, yanlışın ortaya çıkmasıydı.


 

İşte o an şunu düşündüm:

Biz çocukları konuşuyoruz ama asıl konuşmamız gerekenleri konuşmuyoruz.

Çünkü bir çocuk hak yemeyi normal görüyorsa, küfür etmeyi normal görüyorsa, güçlünün zayıfı ezmesini normal görüyorsa…

Orada sadece bir çocuk problemi yoktur. Orada bir aile problemi vardır. Bir değer problemi vardır.

Bugün televizyonlarda, haberlerde sürekli suç işleyen çocukları görüyoruz. Kavga eden, bıçaklayan, gasp yapan, zorbalık yapan çocuklar…

Herkes aynı noktada, bu çocuklar çok tehlikeli. Ama kimse sormuyor:

Bu çocuklar kim tarafından böyle yetiştirildi?

Çünkü bir çocuk kendiliğinden zorba olmaz.

Bir çocuk kendiliğinden saygısız olmaz.

Bir çocuk kendiliğinden sınır tanımaz olmaz.

Bir çocuk, evinde neyin normal olduğunu görerek büyür.

Eğer bir evde başkasının hakkını almak başarı sayılıyorsa, kabalık güç sayılıyorsa, özür dilememek gurur sayılıyorsa, kuralları çiğnemek akıllılık sayılıyorsa…

O evden çıkan çocuk toplum için problem olur.

Son zamanlarda çocuk suçlarıyla ilgili yeni yasal düzenlemeler konuşuluyor.

Ailelere sorumluluk yüklenmesi, bazı yaptırımlar, ceza ehliyeti yaşının düşürülmesi gibi konular gündemde.

Belki bu düzenlemeler her şeyi çözmez.


 

Ama çok önemli bir gerçeği kabul ettiğimizi gösterir: Çocuk tek başına suç işlemez.

Bir çocuk suç işliyorsa, ortada sadece bir çocuk yoktur.

Orada bir aile, bir yetiştirme biçimi, bir değer anlayışı vardır.

Bu yüzden ailelere sorumluluk yüklenmesi bence çok önemli bir adımdır.

Çünkü çocuk yetiştirmek sadece yemek yedirmek, okula göndermek, iyi telefon almak değildir.

Çocuk yetiştirmek;

sınır öğretmektir,

saygı öğretmektir,

hak yememeyi öğretmektir,

güçlü olunca ezmemeyi öğretmektir,

haksız olunca özür dilemeyi öğretmektir.

Biz çocuklarımıza iyi okullar, iyi odalar, iyi eşyalar bırakmaya çalışıyoruz.

Ama karakter bırakmayı, değer bırakmayı bazen unutuyoruz.

Oysa günün sonunda çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras evlerimiz, arabalarımız ya da diplomalarımız değil; bizim değer yargılarımız, bizim normalimiz olacak.

Ve bir çocuk,


 

anne babasının anlattığını değil,

anne babasının normal gördüğünü büyüterek hayata devam eder.

Belki de artık toplum olarak suçlu çocukları değil,

suçlu çocuk yetiştiren düzeni ve sorumsuz aile anlayışını konuşmaya başlamalıyız.

Çünkü çocuk terörü diye bir şey var.

Ve bu terör, çocuklardan önce büyüklerin eseridir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Tarık

İlkokuldan itibaren okutulan bütün kitablarımız besmelesiz başlıyor bundan daha büyük felaket olabilirmi?
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23