• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

CHP döneminde Müslüman Türk halkının yaşadıkları

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
CHP döneminde Müslüman Türk halkının yaşadıkları

Gazetemiz okurlarından Süleyman Akıllı / Kocaeli 'CHP döneminde Müslüman Türk halkının yaşadıkları' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yılları, resmi tarih anlatısında çoğu zaman “ilerleme”, “çağdaşlaşma” ve “aydınlanma” kavramlarıyla süslenir. Ancak bu parıltılı vitrin kaldırıldığında, tek parti iktidarının arkasında kalan geniş Müslüman halk kesimleri için tablo oldukça farklıdır. 1923–1950 arasında ülkeyi yöneten Cumhuriyet Halk Partisi, modernleşmeyi çoğu zaman zor, baskı ve yasak yoluyla hayata geçirmiş; bedelini ise sıradan insanlar ödemiştir.

Devlet eliyle inanca müdahale edilmiş ve Müslüman Türk halkına resmen zulüm uygulanmıştır. CHP’nin tek parti döneminde laiklik, bir özgürlük ilkesi olmaktan çok, devletin dini yeniden biçimlendirme aracı hâline gelmiştir. Camiler kapatılmış ya da farklı amaçlarla kullanılmış, medreseler lağvedilmiş, yüzlerce yıllık dinî eğitim geleneği bir gecede “gericilik” etiketiyle tasfiye edilmiştir. Halkın dinî hayatı, yukarıdan bakan bir bürokratik akılla dizayn edilmeye çalışılmıştır.
Ezanın Türkçeleştirilmesi bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Bu uygulama, sadece bir dil meselesi değil; toplumun kutsalıyla kurduğu bağa doğrudan bir müdahale olarak algılanmıştır. Köylerde, kasabalarda Arapça ezan okuyan imamların cezalandırılması, devletin kendi vatandaşına karşı ne denli tahammülsüzleşebildiğini göstermiştir.


 

Kıyafet, kimlik ve inanç üzerinden aşağılama devam etmiştir. Şapka Kanunu gibi düzenlemeler, CHP kadroları tarafından “medeniyet hamlesi” olarak sunulsa da Anadolu insanı için bu, kimliğine yönelmiş bir tehdit olmuştur. Şapka giymediği için yargılanan, hapse atılan, hatta idam edilen insanların varlığı, meselenin sadece bir “kıyafet tercihi” olmadığını açıkça ortaya koyar.

Sakal, sarık, cübbe gibi unsurlar yalnızca yasaklanmamış; bu sembolleri taşıyan insanlar gerici, çağ dışı, tehlikeli ilan edilmiştir. Devlet, kendi halkını dönüştürmek yerine, onu terbiye edilmesi gereken bir kitle olarak görmüştür.

Nitekim tek sesli toplum hayali ile icraatlarına devam eden CHP’nin tek parti rejimi, farklı seslere kapalı bir yapıydı. İnançlı kesimlerin siyasete, medyaya ve akademiye katılımı sistemli biçimde engellendi. Dindar olmak, potansiyel suçlu muamelesi görmek için yeterli sayıldı. Bu dönemde “makbul vatandaş”, ancak devletin çizdiği sınırlar içinde kalan kişiydi.


 

Filhakika halkın oyuyla değil, devletin ideolojisiyle şekillenen bu düzen; korku, suskunluk ve içe kapanma üretti. İnsanlar inancını evinde yaşamaya, ibadetini gizlemeye zorlandı. Bu, modernleşme değil; toplumsal hafızada derin izler bırakan bir baskı rejimiydi. Binaenaleyh bugün hiçbir CHP’li veya Kemalist bu gerçeklerle yüzleşmek istemez ve laf cambazlığı ile konuyu geçiştirir.

Bugün CHP, bu dönemi çoğu zaman ya savunmakta ya da kelime oyunları yaparak geçiştirmektedir. Oysa gerçek bir yüzleşme olmadan, demokrasi ve özgürlük iddialarının inandırıcılığı yoktur. Tek parti döneminde Müslüman halka yaşatılanlar, “dönemin şartları” denilerek geçiştirilemeyecek kadar ağırdır.
Devletin görevi halkı dönüştürmek değil, halkın özgürce yaşamasını sağlamaktır. CHP’nin tek parti mirası ise tam tersini göstermiş; inancı kamusal alandan silmeye çalışan bir zihniyetin nelere yol açabileceğini acı biçimde ispatlamıştır.

Velhasılıkelam...

Bu garabet ve karanlık geçmişle dürüstçe hesaplaşmadan, ne gerçek bir demokrasi ne de toplumsal barış mümkündür.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23