Fon suiistimalinin faturasını da dindarlara kesmeye kalktılar: Sözcü'nün din karşıtlığı bitmiyor
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
AK Parti iktidarı öncesinde 50 milyar dolarlık banka hortumunun, medya-yargı-iktidar üçgeninde örtbas edilmesini unutturan başını Sözcü ve Halk TV’nin çektiği muhalif medya, din adamlarının da onay vermedikleri fon suiistimalinde faturayı yine dindarlara kesmeye çalıştı…
Müftülerimize sorduğumuzda, ‘Kul hakkı ile umreye gidilemeyeceği’ cevabını alacaklarını bile bile, suiistimal peşinde koşanların suçunu dindarlara yıkmaya çalışan Sözcü grubu, fonlandığı CHP'li belediye başkanlarının yolsuzluklarına sıra gelince ‘lekelenmeme hakkı’nın arkasına saklanmıştı.
Fondaşlar son din karşıtlığını, fon suiistimali üzerinden yaptı...
Katılımevim yöneticisinin umreye gitmesini diline dolayan Sözcü, emekli vaiz Cemal Vanlıoğlu hocaya kin kustu.
Görevleri gereği, kendilerinden dini konularda yardım isteyen herkese rehberlik yapması gereken hocalara, "kutuplaştırıcı, itekleyici tavır sergilemeleri" konusunda adeta çağrıda bulunan muhalif medyanın tavrı, samimiyetsizlik olarak değerlendirildi. Hocalarımızın herhangi bir şahsi menfaat olmaksızın yaptıkları vazifelerinde, kişilerin kamuoyunda o tarihde bilinmeyen hataları, bilinmeyen yanlışları üzerinden değerlendirme yapmalarını istemenin haksız bir talep olduğu belirtiliyor.
CEMAL HOCA'YI LEKELEMEYE KALKTILAR
Binlerce hacı adayına, kutsal topraklarda ibadetlerini bilinçli olarak yapmaları için öncülük eden Cemal Vanlıoğlu hocanın, sanki fon suistimali ile bir ilgisi varmış gibi algı yapan Sözcü ekibi, ‘aynı ekiple umreye gidilmesi’ni dahi suç gibi gösterdi.
Camiye namaz kılmaya gelen kişiyi, hiçbir imamın geri çevirmeyeceği, böyle bir şey olursa önce Sözcü grubunun karşı çıkacağı gerçeğine rağmen, muhalif medya din karşıtlığını göstermek için, Cemal vanlıoğlu hocanın, umre yapmak isteyen ekip içindeki birkaç kişi üzerinden hedef yaptı.
Cemal Vanlıoğlu hocaya da, herhangi bir hocamıza da sorulduğunda, rahatlıkla "Bir kul hakkı ile umreye gidilmez. Gidilirse kabul olmaz" cevabını alacaklarını bildikleri halde, algı operasyonuna girişen Sözcü'nün üst yönetiminin ve yazarlarının ise, trilyonluk hırsızlığın faili olarak kesinleşmiş mahkumiyet cezasına muhatap olan Cem Uzan'ın işçileri olması, dikkatten kaçmadı.
İLAHİYATÇILARDAN HODRİ MEYDAN
Umreye gidecek ekip içindeki isimler üzerinden rehberlik yapan hocalara eleştiri getirilmesinin hukuka da vicdana da sığmayacağını belirten ilahiyatçılar, örneğin bir kişi öldüğünde cenazesi camiye getirildiğinde, hocaların insiyatifi ile cenaze namazının kılınıp kılınmayacağına karar verilmesi konusunda muhalif medyaya "hodri meydan" dediler. İlahiyatçılar, "Görevdeki bir imamın, cenazesi gelen bir kişinin cenaze namazını kıldırma görevi olduğunu, bizden çok muhalif medya söylüyor. Ama işlerine gelince, umre sırasında 30-40 kişilik bir ekipdeki bir kişi üzerinden diğer insanların suçlanması hem çelişkili bir tavırdır, hem de vicdana sığmaz" dediler.
HOCAEFENDİ HEDEF TAHTASINDA
Cem Uzan, Türkiye'de İmarbank'ın içini boşaltırken, Star gazetesini çıkartmakta ve star televizyonunun sahipliğini yapmakta idi. Sözcü gazetesindeki Saygı Öztürk, Uğur Dündar başta olmak üzere yazarların birçoğu da, Cem Uzan'ın işçisi olarak hırsızlık paralarıyla kendilerine ödenen maaşlardan evlerine ekmek götürüyorlardı.
Bu sözde yazarlar, bugün dahi Cem Uzan'ın yaptığı yolsuzlukları eleştiremiyorken, umreye aynı ekiple gittiği için bir hocaefendiyi hedef tahtasına koymaları, ‘bitmek bilmeyen din karşıtlığı’ olarak yorumlanıyor.

