Şaban Doğan Mirat Haber'de yazdı: Çanakkale’den Gazze’ye Değişmeyen Hakikat: Dün Cephede, Bugün Coğrafyalarda Aynı Mücadele” Dün büyük ordular ile gelmişlerdi Çanakkale önlerine… Amaçları bir nesli yok etmekti; emellerine ulaştılar ve bir nesli heba ettiler… Amaçları Osmanlı Devleti’ni yıkmak ve İsrail denilen çıbanbaşını Müslümanların tam ortasına, Orta Doğu’ya yerleştirmekti; onu da yaptılar ve İsrail terör devletini kurdular…
Şaban Doğan Mirat Haber'de yazdı: Çanakkale’den Gazze’ye Değişmeyen Hakikat: Dün Cephede, Bugün Coğrafyalarda Aynı Mücadele” Dün büyük ordular ile gelmişlerdi Çanakkale önlerine… Amaçları bir nesli yok etmekti; emellerine ulaştılar ve bir nesli heba ettiler… Amaçları Osmanlı Devleti’ni yıkmak ve İsrail denilen çıbanbaşını Müslümanların tam ortasına, Orta Doğu’ya yerleştirmekti; onu da yaptılar ve İsrail terör devletini kurdular…
O günden bugüne aslında hiçbir şey değişmedi.
O gün silahlar, top ve tüfeklerle neslimizi katledenler; bugün özgürlük kılıfı altında, LGBT dayatmalarıyla, insanlara “bana necilik” duygusu pompalayarak nesillerimizi yok etmek, aile yapımızı çökertmek ve toplumumuzu temelden sarsmak için var gücüyle çalışıyorlar…
Bunu;
medya gücüyle yapıyorlar; algıları yönlendirerek doğru ile yanlışı birbirine karıştırıyorlar…
Sosyal medya platformları aracılığıyla hayata geçiriyorlar; genç zihinleri kuşatarak değerleri adım adım aşındırıyorlar…
Jakoben laik eğitim sistemiyle de perçinliyorlar; kendi köklerinden uzak, kimliksiz nesiller yetiştiriyorlar…
Çanakkale’den Filistin’e hiçbir şey değişmedi dünyada…
Çanakkale’den Filistin’e hiçbir şey değişmedi dünyada…
Çanakkale’den Irak’a, Çanakkale’den Suriye’ye…
Çanakkale’den Sudan’a, Doğu Türkistan’a, Myanmar’a…
Hiçbir şey ama hiçbir şey değişmedi dünyada…
Hatta dünya, o günden daha beter bir durumda…
Merhum Akif ne demişti Çanakkale şiirinde?
“Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer…
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağanak sağanak.”
Filistin, İran, Irak, Suriye, Doğu Türkistan, Myanmar’da kardeşlerimizin de yaşadığı tam da bu olsa gerek…
Onlar, zengin coğrafyaların mazlum insanları…
Dün atını ve itini alıp Çanakkale önüne gelenler, bugün ise Arz-ı Mev’ud hayalleriyle Gazze’yi bombalıyorlar. Yıllarca Irak ve Suriye’ye saldırdılar, şimdi de İran’a… Yarın Türkiye’ye saldıracaklarını da artık gizlemiyor, açıkça beyan ediyorlar…
Ne acı değil mi?
Dün Çanakkale’de şehit olanlar cephedeki askerimizdi… Lakin bugün Filistin’de ve mazlum İslam coğrafyasında şehit olanlar; kadınlar, çocuklar ve bebekler…
“Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…” bugün Müslüman kardeşlerimizin yine başında ve büyük bir bela…
“Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-ı asîl,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkıyla sefil,” diyor merhum Akif…
Demek ki o günden bugüne bir şey değişmemiş…
21. asır daha feci, daha sefil, daha zalim…
Ve acımasız…
Demek ki Çanakkale’den günümüze hiçbir şey değişmedi dünyada…
Ama unutmamalıyız ki, zulüm ne kadar artarsa artsın, umut daima vardır.
Çünkü zalimlerin, yaktıkları ateşin dumanında boğulmaları mukadderdir…
“De ki: ‘Ey kendilerine karşı haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin…’” (Zümer, 53)
ŞABAN DOĞAN