• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Büyüközer’den siyasilere: Farkında olmadan nüfus planlamasına tabi tutuluyoruz

Yeniakit Publisher
2019-02-16 13:27:00 -
Büyüközer’den siyasilere: Farkında olmadan nüfus planlamasına tabi tutuluyoruz

Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, "Farkında olmadan nüfus planlamasına tabi tutuluyoruz" dedi.

Çeşitli aşılar ve GDO’lu ürünler ile nüfus planlamasına tabi tutulduğumuzu söyleyen Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, nüfus planlaması hakkında önemli açıklamalar yaptı.

“Biz aşıya karşı değiliz”

Sözlerinin başında aşıya karşı olmadıklarını deklare eden Dr. Büyüközer, “Biz beynelmilel ilaç mafyasının elinde olduğunu düşündüğümüz bu ithal ilaç ve aşılara karşı temkinli yaklaşmak zorunda olduğumuzu söylüyoruz. Bugün bir gerçek var ki mevcut aşı sistemi başta Amerika olmak üzere bütün dünyada tartışılmaktadır. Mevcut aşılar üzerinde tüm dünya kamuoyunda ciddi bir güvensizlik ortamı meydana gelmiştir. 
Ana karnından, ölümüne kadar insan oğluna dayatılmaya çalışılan aşılar ve GDO’lu ürünler üzerinde bugüne kadar sayısız yazılarımızı yayınladık. Bu belaları üzerimizden kaldırıncaya kadar da yazmaya devam edeceğiz Allah’ın izni ile” ifadelerine yer verdi.

“Açlıkla tehdit ediyorlar”

Yerli tohumu kalmayan ve üretim yapacak tohumu dışarıdan almak zorunda kalan ülkelerin açlıkla tehdit edildiğini belirten Büyüközer yaşadığı bir olayı hatırlatarak, “On yıl önce şöyle bir hatıram olmuştu. Bir kardeşimize kız istemek için Şanlıurfa’ya gitmiştik. İsteyeceğimiz kız bir kabilenin ağasının kızı idi. Evlerine vardık, tanışma faslından sonra sohbete daldık. Ağa anlatıyor. GAB projesi ile sulu ziraat yapmaya başladık. Geçimimiz gayet iyi olmuştu. Bir müddet sonra yerli firma burada bir salça fabrikası kurdu, ortağı da İsrail idi. Tarlalarımızı yüksek fiyatlarla beş yıllığına kiraladı. İşimize geldi bu kadar toplu parayı görmemiştik. Kiraladıkları arazilerimize kendi domates tohumlarından başka tohum ekmediler. Kiralamayı Kabul etmeyen çiftçinin yetiştirdiği domatesi almadılar. Kendi tohumlarını da vermediler. İlk anda tarlasını kiralamaya vermeyen çiftçileri de bu oyunla zaman içerisinde ele geçirdiler. Beş yıl sonra da kiralamayı durdurdular. Beş yıl boyunca ekim yapmadığımız, sağda solda başka işler yaptığımız için çoğumuz çiftçilik özelliğimizi kaybettik. Devam etmeye çalışanlarımız bir gördüler ki toprağımızın kalitesini de bozmuşlar. Bu yanlış uygulamamızdan dolayı çok sıkıntı çektik, çok pişman olduk. Ama çaresiz kaldık” dedi.

“Monsanto’nun güç oyunları devam ediyor”

Dünyaca ünlü bir firmanın yaptığı sahtekarlıktan bahseden Büyüközer, “3-4 sene önce yaşadığımız bir olayı burada zikretmeliyim. Azerbaycan’dan bir tavuk firması GİMDES’ten helal ve tayyib sertifika almak istedi. Prosedürümüz gereği denetim heyetimiz Azerbaycan’a gitti. Kesimhanenin denetiminden sonra tavukların yetiştirildiği çiftliklere gidildi. Tavuklara verilen yemler incelendi. Azerbaycan, ülkesine GDO’lu ürün sokmayan nadir ülkelerden biri olmasına rağmen mısırdan da numune alınarak İstanbul’a getirildi. GDO testi için ilgili laboratuvara numune gönderildi. Tam o esnada Türkiye’den bir telefon geldi. Telefondaki ses küstah bir eda ile aldığımız numuneyi ne yapacağımızı sorguladı. Gereken cevabı verdik. Bu sefer, ‘Size yanlış numune vermişler, doğru numuneyi firma size gönderecek.’ 'Biz cevaben biz doğru numune aldık, siz ne karışıyorsunuz , siz kimsiniz?' deyince Monsanto’nun Türkiye temsilcisi olduğunu belirtti ve bizi tehdit etmeye başladı. Gereken cevabı verdikten sonra telefonu kapattık. Neticede tahliller yapıldı ve mısırlar GDO’lu çıktı. Demekki Monsanto Azerbaycan’a girmesi yasak olduğu halde sahtekarlık yaparak firmamıza GDO’lu mısır tohumu satmıştı” ifadelerini kullandı.

“Nüfus artış oranının düşme sebepleri incelenmelidir”

Bugün marketlerde sunulan gıda maddelerinin üretiminde çoğu sağlığa, nesillere zararlı, dinimize göre de haram olabilen 4500 çeşit katkı maddesi kullanıldığını hatırlatan Büyüközer, sözlerine şöyle devam etti:

1950’li yıllarda mis gibi tereyağımızı piyasalardan toplayarak yerine margarinlerini soktular. 1960’lı yıllarda 2 tane Yahudi güya Avrupa’ya zeytinyağımızı ihraç ediyorlar diye makina yağı karıştırılmış yağ göndererek mis gibi zeytinyağımızı lekeleyerek içte ve dışta tüketimini durdurdular. Yılların emeği ile yetiştirilmiş zeytin ağaçları kurudu. İşte o esnada Monsanto patentli Amerika GDO’lu soya yağını, GDO’lu kanola yağını alternatif yağlar olarak sundu. Protein ihtiyacımızı da soya unu ile hallettiler. Daha önceden yıllık nüfus artış oranımız yüzde 4.5’larda iken bugün % 2’lere düşmesinin sebeplerini yeniden incelemeliyiz.

“Devlet büyükleri, haksız rekabetin önüne geçmelidir”

Devleti yöneten siyaset büyüklerine seslenen Dr. Büyüközer, “Madem ki demokrasi ile yönetiliyoruz, bu çok önemli konuda halkımıza soralım. Aşılarda zorlamayı istiyor mu? İstemiyor mu? GDO’lu ürün istiyor mu istemiyor mu? Aşıların ve GDO’lu ürünlerin bütün dünyada ipliği pazara çıktığı için biz inanıyoruz ki; bu konuda halkımız kendi sağlığı ve inancı için en bilinçli cevabı verecektir. Piyasalarımızda da Fiyatlar GDO’suz şartlara göre oluşacağı için haksız rekabet oluşmayacaktır. Böylece bu anlamsız didişme de bitmiş olacaktır. Aksi halde bu didişme bu kavga daha büyük boyutlara çıkabilecektir. Çünkü, devlet, bilinçli eleman yetersizliği sebebi ile, verdiği sözü yerine getiremiyor. Piyasa ise gayrimeşru kazanç hırsı ile gözü dönmüş bir sürü eşkiya ile dolu. Hem aşı sat para kazan, hem insanları kısırlaştırıp nüfus planlamasını sağla, hem GDO’lu tohum sat para kazan, hem o doğal olmayan tohumlarla hasta et ilaç sat para kazan, hem de bir devleti aç bırakmakla tehdit edebileceğin koz elinde olsun... Ne kadar garantili bir iş değil mi?” dedi.
Yeni Akit Gazetesi

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23