Süleyman Demirel’in emanetçisi, eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, “Bir sen eksiktin” dedirten bir çıkışa imza attı. Son olarak “AKP’nin hedefi şeriat devleti!” herzesini yumurtlayarak “Bu adam yaşıyor muydu yahu” sorusunun sorulmasına yol açan Cindoruk, bu defa da Ekrem İmamoğlu’na verilen ceza ile ilgili çok değerli(!) görüşlerini paylaştı.
Süleyman Demirel’in emanetçisi, eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, “Bir sen eksiktin” dedirten bir çıkışa imza attı.
Son olarak “AKP’nin hedefi şeriat devleti!” herzesini yumurtlayarak “Bu adam yaşıyor muydu yahu” sorusunun sorulmasına yol açan Cindoruk, bu defa da Ekrem İmamoğlu’na verilen ceza ile ilgili çok değerli(!) görüşlerini paylaştı.
Cindoruk'un değerlendirmelerini köşesine taşıyan İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Çelik'in sahibi olduğu Yeniçağ yazarı Arslan Bulut, şunları kaydetti:
"Eski TBMM Başkanı ve Millî Merkez Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Ekrem İmamoğlu hakkında mahkûmiyet ve siyaset yasağı getiren mahkeme kararına, YSK'nın, seçimlerde aday olma ihtimali olan bir kişi hakkında YSK üyelerine hakaret ettiğine dair şikâyette bulunmasının yol açtığını hatırlattı.
Cindoruk, özel sohbette özetle şunları söyledi:
"Bu haksız şikâyet, ihsası reydir. Seçim takvimi başlamadan taraf olmaktır. Yüksek Seçim Kurulu, kurulduğu günden beri demokrasinin teminatıydı. YSK üyeleri, referandumda kanunda aksi yönde hüküm bulunmasına rağmen, oylama devam ederken 2.5 milyon mühürsüz oyun geçerli sayılmasına karar verdiği gün, demokrasiye son vermiştir. YSK kararları aleyhine kanun yoluna gidilemediği için yeni rejim bu haksız temel üzerinde kurulmuştur. Kanun koyucu, YSK üyelerinin hata yapmayacağı kabulüyle böyle bir kanun çıkarmıştır ama bu hüküm, demokrasiyi ortadan kaldırmıştır. Yeni rejimde parlamentonun yetkileri tek adama devredilmiştir. Cumhurbaşkanının çıkardığı kararname sayısı, Meclis'in çıkardığı kanunlardan fazladır. Bu da ülkenin tek kişinin kararlarıyla yönetildiğini göstermektedir.
Türkiye'nin geleceğini düşünenler, bu duruma nasıl son verilebileceği üzerinde durmalıdır. Tek kişinin aldığı kararlar, Türkiye'nin geleceğini yok ediyor. Önümüzdeki ay, Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nden atılması gündeme gelecek. Bu da gerçekleşirse, Türkiye geri dönüşü olmayacak bir yola girecek ve demokrasinin yeniden kurulması ihtimali tamamen ortadan kalkacak. Daha şimdiden, bazı Avrupa devletlerinin yetkili kişileri, 'rejimle bir sorununuz olursa, kapılarımız size ve ailenize açıktır" diye mesaj göndermektedir.. Bu yaşımda böyle bir teklife muhatap olmak ne kadar utanç vericidir. Türkiye'nin diktatörlüğe doğru gittiğini öngörüyor ve ona göre tavır alıyorlar..." "