Başkanlık sistemine niye geçtik? İçki fotoğrafı paylaşanları genel müdür yapmak için mi?
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Ali Karahasanoğlu, sosyal medya hesabından içkili masada oturduğu fotoğrafları paylaşan Tarım İşletmeleri Genel Müdürü Ayşe Ayşin Işıkgece üzerinden Başkanlık sisteminin uygulanış biçimi konusunda uyarılarda bulundu.
Türkiye 16 Nisan referandumu ve 24 Haziran seçimleri ile birlikte tercihini Başkanlık sisteminden yana kullandı. Yeni sistemle birlikte devletin işleyişi daha da hızlanacak kararlar ivedilikle alınabilecek. Yeni sistemin getirilerinden birisi de parti dışından isimlerin "Bakan" olabilmesi.
"Erken uyarı görevimizi yapmış olalım!" başlığını attığı bugünkü yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tabiriyle devletin "anonim şirket" gibi yönetilmesi konusuna değinen Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu, devlet makamlarına atamalar yapılırken seçmenin tercihinin de gözetilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Karahasanoğlu, görev verilen isimlerin seçmenin kullandığı oy istikametinin dışındaki kesimlerden belirlenmesi durumunda büyük mücadeleler sonucu lağvedilen askeri vesayetler, bürokratik vesayetler yerine "CEO vesayetçiliği"nin hayata geçirilebilme ihtimaline dikkat çekti.
SOSYAL MEDYA HESABINDAN İÇKİLİ FOTOĞRAFINI PAYLAŞTI!
Ali Karahasanoğlu, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM)'ne atadığı Ayşe Ayşin Işıkgece’nin sosyal medya hesabından içkili fotoğraflar paylaşması üzerinden uyarılarda bulundu.
Seçmenin içki içen Muharrem İnce’yi değil, ağzına içki koymayan Recep Tayyip Erdoğan’ı seçtiğine dikkat çeken Karahasanoğlu, Işıkgece’nin tarımda yaşanan sorunları çözmek adına açıklamada bulunmak yerine içki içtiği fotoğrafları rahatça sosyal medya hesabından paylaşmasını eleştirdi.
Karahasanoğlu " 'O zaman biz bu yeni sisteme niye geçtik?' diye sormak hakkımız değil mi? Masasında şarap fotoğrafı verenleri genel müdür yapmak için mi?" diye yazdı.
İŞTE O YAZI;
Başkanlık sistemine geçilince, “Devlet artık tıpkı bir anonim şirket gibi yönetilecek” denilmişti..
Bunun olumlu yanları da vardı..
Olumsuz yanları da vardı..
Devlet eski statüde çalışmalarını yürüttüğünde..
Hantallığı bırakamıyordu.
“Elimizdeki memurlar bunlar.. Ne yapabiliriz ki?” denilip, çalışmayan, çalışanları da rahat bırakmayan memurlarla işe devam edilmek istenmesi, devleti yavaşlatıyordu..
Anonim şirket gibi çalışıldığında ise..
Öncelikle “Devleti ben mi kalkındıracağım” tembelliği hakim olamayacak..
Şirketin menfaatleri için, nasıl ki genel müdür her problemde hemen devreye giriyorsa..
Aynı şekilde.. Devletin menfaatleri gerektirdiğinde de..
Yetkili makamdakiler hemen devreye girecek..
“Ben devlet memuruyum, açıklama yapabilmem için bakanın izin vermesi gerekir” mantığını bir kenara bırakıp..
Açıklama yapılacak ise, anında açıklama yapılacak..
Pratik bir çözüme geçilmesi gerekiyorsa hemen geçilecek..
Verimlilik nerde ise, hemen ona koşulacak..
Tasarruf nasıl sağlanacak ise, hemen o uygulamaya geçilecek..
Şirket yöneticileri, ticari firmanın ciddiyeti ile örtüşmeyen görüntüler vermekten nasıl kaçınıyorlarsa, kamuda görev alacak genel müdürler de devlet ciddiyeti ile örtüşmeyen görüntüler vermekten kaçınacaktı..
Devleti anonim şirket gibi yönetmenin (başkanlık sisteminin) avantajları bunlardı..
Yeni sistemin bir de muhtemel dezavantajlı yönleri tartışıldı..
Seçimle işbaşına gelen Başkan’ın atayacağı CEO türü bakanlar.. Ve onların da benzer mantıkla işbaşına getirecekleri müdürler..
Acaba..
Seçmenin kullandığı oy istikametinin dışındaki kesimlerden belirlenirse..
Büyük mücadeleler sonucu lağvettiğimiz askeri vesayetler, bürokratik vesayetler yerine..
“CEO vesayetçiliği”ni hayata geçirmiş olmaz mıydı?
Tartışılması gereken bu konuyu..
Daha işin başında iken, bir masaya yatırmaya, ne dersiniz?
Soyut olarak değil..
Başkanlık sisteminin 3. ayı dolmadan..
Somut örnek üzerinden yürüyelim..
Halk 24 Haziran’da oyunu kime verdi?
Ağzına içki koymamış Tayyip Erdoğan’a..
Erdoğan’a oy verirken, kimlere destek vermediğini, onların işbaşına gelmemesi gerektiğini söylemişti?
Kafası eserse içki de içen.. Kafası eserse, camiye de giden Muharrem İnce’ye..
Yine.. Hacı mı, Amerikancı mı belli olmayan Meral Akşener’e destek vermediğini söylemişti..
Yine.. PKK ile özdeşleşen adama, “Sana güvenmiyoruz” demişti..
Peki..
Ağzına içki koymayan Tayyip Erdoğan’a oy verildikten sonra ne oldu?
Haydi babasının hatırı var diyelim..
Ekrem Pakdemirli’nin oğlu Bekir Pakdemirli Tarım ve Orman Bakanı yapıldı..
AK Parti içinden değil ama..
Dedik ya..
Başkanlık sisteminde, bakanlıklarda illa partililer olmayacak..
Bir anonim şirket gibi, kim hızlı, pratik verimli olarak görevini ifa ederse..
O bakan olacak..
Oldu da..
Peki o bakan, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne kimi getirdi?
Alkollü içki satışı da yapan Metro’da yıllarca görev alan..
Sonrasında yine benzer bir market olan Carrefoursa’da çalışan..
Hatta devletteki görevine gelirken.
Boşta olan..
Ayşe Ayşin Işıkgece’yi getirdi..
Yeni genel müdürden.. Çalıştığı kurumda, alkollü içecek satışı yapılıp yapılmaması hassasiyetini göstermesini haydi beklemeyelim.. (Beklememiz gerekir de.. Vahameti ifade etmek için, “Haydi” diyorum.. Yoksa mazur ve meşru görmüyorum.)
Peki kendisi...