BAE İsrail’le aynı Stratejiye Sahip!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
SETA Dış Politika Araştırmacısı Emrah Kekilli, Birleşik Arap Emirlikleri'nin bölgeye ilişkin İsrail’le aynı dış politika vizyonuna sahip olduğunu söyledi. Kekilli, "BAE, İsrail’le aynı dış politika vizyonu çerçevesinde Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yeni bir dizayn arayışında" dedi.
İsmail Uğur / Ankara
Mısır’ın meşru Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrilmesinde taşeronluk yapan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) diğer İslam ülkelerinde de karışıklık çıkartmak için İsrail adına var gücüyle çalışıyor. Yeni Akit’e konuşan SETA Dış Politika Araştırmacısı Emrah Kekilli, İsrail’in himayesinde başını BAE’nin çektiği, Bahreyn ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın da içinde olduğu bir eksenin İslam ülkelerini karıştırmak için yoğun bir faaliyet gösterdiğini belirtti.
İsrail Belirleyici Aktör
Kekilli, İsrail’in himayesinde oluşan bölgesel eksenin iyi tanımlanması gerektiğini belirterek, “Bu eksen öncelikle Mısır’da bir darbe yaptırarak önünde engel olabilecek önemli bir aktörü saf dışı bıraktı. Mısır’da darbeci Sisi’yi yönetime getirerek İsrail’in rahatlamasını sağlayan bu yapı, finansal imkanlarla diğer ülkelerde de siyasi operasyonlar yapıyor. Bu eksen İsrail’le aynı bölge vizyonuna sahip ve uyglayıcı aktör konumunda. İşin ilginç yanı; bu eksenin ABD’deki en önemli aktörü Trump’ın damadı Jared Kushner. Kaşıkçı cinayetinde Trump’ın Muhammed Bin Selman’a olan desteğini bu ilişkiden bağımsız yorumlayamayız. ABD’deki İsrail lobisi Ortadoğu’yu dizayn etmek için bu eksene her türlü desteği veriyor. Yani görünürde BAE ve Suudi Veliaht Selman gözükse de arka planda İsrail ve küresel İsrail lobisinin ciddi desteği var.” diye konuştu.
Yemen iç savaşını BAE yönetiyor
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nin Yemen’de kendi paralı askerlerini oluşturduğuna değinen Kekilli, “Savaşı yürüten görünür aktör her ne kadar Suudi Arabistan olarak gözükse de Yemen iç savaşını BAE yönetiyor.” şeklinde konuştu.
Nahda karşıtı hareketlerin BAE ile ilişkisi var
Libya’yı kaosa sürükleyerek darbeci lider Halife Haftar’ı iktidara getirenlerin de İsrail destekli BAE ekseni olduğunu vurgulayan Kekilli, “Tunus’ta 2012’de Nahda iktidara geldikten sonra Nahda karşıtı gösterilerin arkasında da bu grup vardı. 2012 yılında Tunus’ta terör saldırıları artmıştı. Çok önemli sol siyasetçilere suikast düzenlenmişti. Bu olaylar Tunus siyasetini krize sürüklemişti. Bunlar da bu eksenin planlarından biriydi. Yine 2012’de ABD Büyükelçiliğine yönelik kapsamlı gösteriler düzenlenmişti. Emniyet güçlerinin yeterli önlem almaması üzerine bir kriz oldu. 2013 yılında sol sendikal mücadelenin önemli isimlerinden Şükrü Belaid öldürülmüştü. Temmuz ayında da Muhammed Bilahri öldürüldü. Kuzey Afrika örgütleri bunları üstlenmişti ama Tunus’ta BAE’nin ilişkide olduğu eski rejim kalıntılarıyla bu radikal örgütlenmeler arasında ilişkiler olduğu ortaya çıkmıştı. Bu da Tunus siyasetini krize soktu. Bunun faturasını da Nahda’ya kestiler. Bölgede yaşanan gelişmeleri okuduğumuzda o dönemki bu olayların BAE ile olan ilişkisini Tunus’taki milli siyaset aktörleri de teyit ediyor." ifadelerini kullandı.
Tunus’ta planladıkları darbe deşifre oldu
2014’den bu yana BAE’nin başını çektiği bu eksenin STK’lardan, medyadan, işadamlarından ve bürokrasiden birçok aktörü yönlendirerek Tunus siyasetini yeniden dizayn etmek istediğine dikkat çeken Kekilli, şöyle devam etti: “Bunun en bariz örneği de 2018 yılının Haziran ayında BAE’nin istihbarat yetkililerinin görevden alınan Tunus İçişleri Bakanı Lütfi İbrahim’le Cerbe adasında yaptıkları görüşmeydi. Medyaya yansıyan bu görüşmenin Tunus’ta planlanan bir darbe girişimi görüşmesi olduğu güçlü şekilde ifade edilmişti. Tunus siyasetini 2011’den beri takip eden isimler bu haberlerin gerçekliğine ciddi ihtimal verdiler. Çünkü şimdiye dek yapılanlar bu kanaati pekiştiriyordu. Bunlar sadece deşifre olan görüşmelerdi. Kim bilir deşifre olmayan daha nice kirli görüşmeler yapılmıştır.”
Nahda temkinli yaklaşıyor
BAE liderliğindeki eksenin başta Fransa olmak üzere diğer Batı ülkelerini Tunus’ta Nahda’yı devre dışı bırakamaya ikna etmeye çalıştığına da değinen Kekilli, sözlerini şöyle tamamladı: “Nahda’nın Tunus’ta önemli bir toplumsal desteğe sahip olduğu gözüküyor. Bu eksen bir sürü farklı aracı kullanarak Nahda’nın üstüne çullandı. Bu durum, Nahda’yı geriletme ve tek başına ülkeyi yönetmeye değil de yönetenlerin bir paydaşı olmaya itiyor. Nahda bu planlara yönelik sert tavır almaya kalkarsa BAE destekli gruplar Tunus’u bir iç çatışmaya zorlayabilirler. Zira bu yöntemle Libya’da iç savaş çıkartmayı başarmışlardı. Nahda bu eksenin farkında ve siyasi kararlarında son derece temkinli davranıyor.”
SETA Dış Politika Araştırmacısı Emrah Kekilli
