Babu’l Mendeb Boğazı da düştü: İran, Kızıldeniz’i de kontrolüne aldı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Basra Körfezi’ndeki Hürmüz hakimiyetinin ardından vekili Husiler üzerinden Babu’l Mendeb Boğazı’nı da kontrol altına alan İran, küresel petrol akışının iki kritik kapısını kilitledi. İsrail basınında “korkulan terör senaryosu gerçekleşti” manşetleriyle yankı bulan bu hamleyle Tahran, Orta Doğu’dan dünyaya akan tüm enerji ihracatını denetleyebilecek dev bir güce ulaştı.
TAHSİN HAN
Yemen’de dengeleri kökünden sarsan askeri hamle gerçekleşti. İran destekli Husiler, Kızıldeniz kıyısında başlattıkları geniş çaplı taarruzla kritik noktaları birer birer kontrol altına alarak Yemen’in batı sahil şeridini tamamen ele geçirdi. Stratejik liman kenti Muha, güneyindeki Zubab ve havalimanının düşmesinin ardından ilerleyişini sürdüren örgüt; kıyının en güneybatı noktası Murad yerleşimine ve Meyyun (Prim) Adası’na girdi.
Bu gelişmeyle birlikte, küresel ticaretin ve enerji sevkiyatının şahdamarı niteliğindeki Babu’l Mendeb Boğazı tamamen Husilerin kontrolüne geçti. Boğazın en dar noktasını oluşturan 30 kilometrelik deniz koridoruna hakim olan Husiler, daha önce yalnızca uzun menzilli füzelerle tehdit edebildikleri küresel seyrüsefer trafiğinde artık doğrudan fiziksel kontrol sağladı.
TAHRAN PETROL TRAFİĞİNİN DİREKSİYONUNDA
Bu hamle, Orta Doğu’daki enerji jeopolitiğinde tarihi bir dönüm noktası anlamına geliyor. Zaten Basra Körfezi’nin çıkış kapısı olan Hürmüz Boğazı’nı elinde tutan İran; vekili Husiler üzerinden Babu’l Mendeb’i de kontrolüne alarak küresel deniz ticaretinin ve petrol akışının iki ana vanasını birden kilitledi. Hint Okyanusu’nu Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz’e bağlayan bu stratejik hattın düşmesi, Orta Doğu’da petrol ihraç eden tüm ülkeleri tek bir gerçeklikle baş başa bıraktı: Artık Basra Körfezi’nden çıkan ve Kızıldeniz üzerinden Batı’ya akan her varil petrol, dolaylı olarak Tahran’ın onayına tabi. İran; Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Irak gibi dev üreticilerin pazara erişim rotalarını iki taraftan kuşatarak, bölgedeki tüm petrol ihracatını tam manasıyla denetleyebilecek bir süper güce dönüştü.
İSRAİL’DE BÜYÜK ENDİŞE
Gelişme, İsrail güvenlik bürokrasisi ve basınında adeta bir deprem etkisi yarattı. İsrail’in Maariv gazetesi haberi “İsrail’in korkulu terör senaryosu gerçek oldu” ifadeleriyle duyurdu. Tel Aviv yönetiminde, boğazın kontrolünün tamamen el değiştirmesiyle birlikte Eilat Limanı’na yönelik tehdidin tırmanması, yakıt tankerlerinin engellenmesi ve Kızıldeniz’de fiili bir deniz ablukasının oluşması endişesi zirveye çıktı.
Gelişmeler, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Eyal Harel’in “Mesafe artık düşmana dokunulmazlık sağlamıyor” diyerek Babu’l Mendeb mesajı vermesinden hemen sonra yaşandı. Ancak sahada kurulan bu çift boğazlı kıskaç, askeri söylemlerin ötesine geçerek Batı dünyası ve İsrail için telafisi imkansız bir stratejik felakete dönüştü.
