Ata Mirası Yağlı Güreşler Bir Gelenek Köprüsü
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Bir milletin geleceğe güvenle yürüyebilmesi, geçmişiyle kurduğu bağın ne kadar güçlü olduğuyla yakından ilgilidir. Tarihinden, kültüründen, örf ve adetlerinden kopan toplumların geleceğini sağlam temeller üzerine inşa etmesi mümkün değildir. İşte yağlı güreşler de Türk milletinin asırlardır yaşattığı, sadece bir spor dalı değil; aynı zamanda mertliğin, yiğitliğin, kardeşliğin ve Türklük şuurunun en önemli nişanelerinden biridir.
Yahya Öztürk/ 21. Dönem Kunduz Yağlı Güreşleri Ağası
Yağlı güreş, pehlivanların er meydanında yalnızca birbirleriyle mücadele ettiği bir spor değildir. Er meydanına çıkan pehlivan; gücünü, sabrını, ahlakını, cesaretini ve rakibine duyduğu saygıyı ortaya koyar. Yağlanmış bedenlerin kıyasıya mücadelesinin ardında, Türk milletinin asırlardır taşıdığı bir medeniyet anlayışı vardır. Kazanmak önemlidir ancak rakibe saygı duymak, mağlubiyeti olgunlukla karşılamak ve er meydanından dostça ayrılmak da bu geleneğin vazgeçilmezidir.
Bugün ülkemizin siyasilerinin, devlet büyüklerinin ve yerel yöneticilerinin yağlı güreşlere sahip çıkması son derece kıymetlidir. Bu sahiplenme, yalnızca bir organizasyona destek vermek değildir; maziden atiye uzanan kültür köprüsünün ayakta tutulması anlamına gelmektedir. Çünkü yağlı güreşler, dedelerimizin bize bıraktığı bir emanettir. Bizim görevimiz ise bu emaneti korumak, güçlendirmek ve gelecek nesillere daha sağlam bir şekilde aktarmaktır.
Ancak bunun için daha fazla çalışmamız gerektiği de ortadadır. Gençlerimizi kendi öz kültüründen uzaklaştıran, zaman zaman holiganlık ve fanatizm üzerinden toplumsal ayrışmayı körükleyen spor anlayışlarının gölgesinde bırakmamalıyız. Elbette sporun her dalı değerlidir; ancak hiçbir spor dalının, gençlerimizi şiddete, küfürleşmeye, kutuplaşmaya ve rakiplik adı altında düşmanlığa sürüklemesine müsaade edilmemelidir. Gençlerimiz, ata mirası olan yağlı güreşlerin erdem, saygı ve kardeşlik anlayışını daha yakından tanımalıdır.
Pehlivanlık kültürü, gençlerimize sadece güçlü olmayı değil, güçlü olmanın sorumluluğunu da öğretir. Rakibine saygı duymayı, büyüklerine hürmet etmeyi, disiplinli çalışmayı ve mücadeleden asla vazgeçmemeyi anlatır. İşte bugün gençliğimizin en çok ihtiyaç duyduğu değerlerden biri de budur.
Bu noktada Kunduz Yağlı Güreşleri’nin taşıdığı anlam üzerinde ayrıca durmak gerekir. Vezirköprü’nün en önemli kültür ve gelenek dinamiklerinden biri olan Kunduz Yağlı Güreşleri, Karadeniz bölgesinde sadece bir spor organizasyonu değil, aynı zamanda büyük bir kültürel buluşmadır. Her yıl farklı şehirlerden gelen pehlivanları, güreşseverleri ve misafirleri Vezirköprü’de buluşturan Kunduz, ilçemizin tanıtımına ve turizmine de önemli katkılar sunmaktadır. Kunduz’da kurulan er meydanı, Vezirköprü’nün adını bölgeye ve Türkiye’nin dört bir yanına duyururken, esnafından üreticisine kadar ilçe ekonomisine de canlılık kazandırmaktadır. Bu yönüyle Kunduz Yağlı Güreşleri; kültür, spor, turizm ve ekonomik hareketliliği aynı potada buluşturan büyük bir gelenek şölenidir. Bu değerin korunması ve daha güçlü organizasyonlarla geleceğe taşınması, Vezirköprü’nün kültürel vizyonu açısından büyük önem taşımaktadır. Ancak burada kendimize sormamız gereken önemli bir soru vardır: Vezirköprü olarak yağlı güreşlerimizi yaşatmak için yeterince güreşçi yetiştiriyor muyuz?
Ata mirasımızı konuşmak, organizasyonlar düzenlemek ve pehlivanlarımızı alkışlamak elbette önemlidir. Fakat bu kültürün gerçek anlamda yaşaması için yeni pehlivanların yetişmesi gerekir. Güreş altyapısına yatırım yapmalı, çocuklarımızı ve gençlerimizi küçük yaşlardan itibaren ata sporumuza yönlendirmeli, güreş kulüplerini ve antrenörleri desteklemeliyiz. Okullarda, spor tesislerinde ve mahallelerimizde yetenekli gençler keşfedilmeli; onların er meydanına hazırlanması için gerekli imkânlar sağlanmalıdır. Vezirköprü, yağlı güreşin yalnızca seyircisi değil, güçlü pehlivanlarının da yetiştiği bir merkez olmalıdır. Kunduz’un er meydanından geleceğin başpehlivanları çıkmalıdır. Bunun için belki de harekete geçmekte geç bile kaldık. Artık “bir gün yaparız” deme zamanı değil; bugün çalışma, bugün altyapı oluşturma ve bugün gençlerimize sahip çıkma zamanıdır. Yerel yöneticilerden sivil toplum kuruluşlarına, spor kulüplerinden iş insanlarına kadar herkes bu konuda elini taşın altına koymalıdır. Çünkü yağlı güreşleri yaşatmak yalnızca birkaç kurumun görevi değildir; bu, ortak kültürümüze karşı hepimizin sorumluluğudur.
Unutmayalım ki bir milletin ata mirası, ancak sahip çıkıldığı sürece yaşar. Yağlı güreşlerimizi yaşatmak demek; Türklüğün yiğitlik, mertlik ve kardeşlik geleneğini yaşatmak demektir. Kunduz’un er meydanını yaşatmak ise Vezirköprü’nün geçmişine sahip çıkarken geleceğine de yatırım yapmak demektir. Gelin, ata mirasımız olan yağlı güreşleri sadece yılda bir kez düzenlenen bir etkinlik olarak görmeyelim. Gençlerimizi er meydanının ahlakıyla, pehlivanlığın asaletiyle ve bu köklü kültürün değerleriyle buluşturalım.
Maziden atiye uzanan bu gelenek köprüsünü yıkılmadan, zayıflamadan ve unutulmadan geleceğe taşıyalım. Bunun için artık daha çok çalışma zamanı… Hatta belki de zaman çoktan geçti bile.