• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Asıl olan İslâm kardeşliği

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Asıl olan İslâm kardeşliği

İslam Kardeşliği, son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.) efendimizin risaletiyle anlam kazandığı, Kur’an ve sünnetle temelleri belirlenen bir müessesedir. Kur’an-ı Kerim’de: “Müminler ancak kardeştirler...” (Hucurat, 49/10) buyrulur. Peygamberimiz (s.a.s) ise: “Dikkat edin! Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Müslümana, gönül rızası olmadan kardeşinin malı helal değildir.” (Tirmizî) buyurmuş.

Hz. Peygamber Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde İslam Kardeşliğine farklı bir hüviyet kazandırmış. Allah rızası için her şeylerini geride bırakarak hicret eden her Mekkeli muhacirle onlara yurtlarını açan bir ensarı kardeş ilan etmişti. Bunun üzerine Ensar, Mekkeli kardeşlerini malına, mülküne ortak etmişti. O eşsiz kardeşliğe bir misal: Mekkeli Abdur­rahman bin Avf (r.a.) ile Medineli Sa’d bin Rebi’ (r.a.) kardeşti. Bu kardeşliği özümseyen Sa’d, Abdurrahman’ı evine götürmüş şöyle demişti: “Kardeşim, ben Medine’nin en zenginiyim. İşte malımın yarısı, al. İki tane de eşim var; hangisi hoşuna gidiyorsa boşayayım, onunla evlen!”
Bu kadirşinaslık karşısında Abdurrahman ise: “Allah malını da, aileni de sana bağışlasın. Sen bana çarşının yolunu göster.” demişti. Bunun üzerine Sa’d, Abdurrahman’ı çarşıya götürmüş ticarette ona yol göstermişti.

Diğer ensar-muhacir de aynı duyarlılığı göstermişti. Darda da bollukta da birbirlerinin hallerini sormuş, gözetmiş bu kardeşlik hukukunu ellerinden geldiğince korumuştu. Rabbimiz Ensarla Muhacir kardeşliğine Kur’a’da şöyle yer verir: “Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (Haşr 59/9)
İslam, din kardeşliğini her şeyin üstünde tutmuş, değer vermiştir. İslam’dan önce özellikle insanlar soy sopları, kan bağlarıyla övünüp duruyorlardı. İslam tüm bunların önüne geçti. İslam ve iman bağıyla kenetlenmeyi tüm ilişkilerin üstünde tuttu. Öyle ki dünyanın neresinde olursa olsun müslüman olduktan sonra herkes kardeşti. Bedir savaşı sırasında Mekkeli muhacirlerin akrabalarından kimisinin babası kimisinin evladı, Efendimiz’in (s.a.s.) amcası Abbas gibi kiminin de amcası esir alınmıştı. Ama hiç bir müslüman, küfürde olan esir akrabalarına sevgi ve merhamet göstermedi. Çünkü ayet onlara bunu emrediyordu. “Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve (öz) kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.” (Tevbe 9/23)


 

Bugün de dünyanın neresinde olursa olsun sıkıntıda olan bir din kardeşine diğerleri yardıma koşmak durumunda.
Zira Kur’an’da geçen mü’minlerin özelliklerinde biri de mü’minlerin kardeş olmalarıdır. Hatta kendileri için istediğini onlar için de istemek imanlarının gereğidir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23