Âni ölümler bir bakıma insanların pek hoşuna gitmez. Zira âhiret hazırlığı yapmadan üzerindeki hakları ödeyemeden tevbe ve istiğfâr gibi mânevî temizlik yapamadan ansızın gitmek herhalde iyi bir şey değildir diye düşünülür.
Bundan dolayıdır ki
Allah dostları mü'minleri îkaz eder; ölümün her an gelebileceğini hatırlatarak maddeten ve mânen hazırlıklı olmayı tavsiye ederler.
İşte o zaman âni ölümün mü'min için bir tehlikesi olmaz. Zira onun ölümündeki ânilik zâhirdedir
yani dış görünüştedir; bâtında
içte
esasta değil...
O
kendi içinde ölümü her an bekliyor
tevbe ve istiğfarı dilinden düşürmüyor
kalbinden eksik etmiyor. Artık o mü'min için âni ölüm
bir korku ve endişe kaynağı olmaktan çıkıp
bilakis
“Allah'tan bir hediye” hâlini alır. Nitekim Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz buyuruyorlar ki:
““Ani ölüm
mü’mine Allah’tan bir hediye
kâfire ise hasrettir.” Bir başka rivayette ise
“Âni ölüm kafir için üzücü bir yakalanış
mü’min için ise bir rahmettir” buyurmuşlardır. [Rudâni
Cem’u'l-Fevâid (Büyük Hadis Külliyatı)
1
2397]
Çünkü kâfir
ömür nîmetini müflis olarak elden kaçırdığı için
âni ölüm ona üzüntü-keder
esef ve sıkıntıdır.
Bununla beraber
uzun hastalıklardan sonra vefât eden mü'minlerin de mânen temizlendiği ümit edilir; fikren ve zihnen tevbe ve istiğfarla âhiret hayatına hazırlanmış olduğu kabul edilir.