• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN

Anadolu Platformu'ndan "İstanbul Sözleşmesi Çalıştayı Raporu"

Rapordan: - "Batı toplumlarında bile kabul görmeyen pek çok düşünce ve yargıyı barındıran sözleşmenin, muhafazakar bir toplumsal yapıya sahip Türkiye'de güçlü bir hukuki statü içinde işlerlik kazanması, gelecek adına kaygı vericidir" - "Türkiye'nin devlet olarak İstanbul Sözleşmesi'nden tamamen çekilmesini talep ediyor, ailenin bütün fertlerinin saygınlık, huzur ve esenliğini temin edecek düzenlemelerin toplumsal yapımız ve kültürel değerlerimiz dikkate alınarak acilen gerçekleştirilmesini kaçınılmaz görüyoruz"

Yeniakit Publisher
2020-08-25 21:47:58 -
Anadolu Platformu'ndan "İstanbul Sözleşmesi Çalıştayı Raporu"

İSTANBUL (AA) - Anadolu Platformu, modern hukuk ve İslam hukuku, psikoloji, sosyoloji, felsefe, eğitim ile İslam düşüncesi açısında ele alınan "İstanbul Sözleşmesi Çalıştayı Raporu"nu yayımladı.

Platformun internet sitesinde yayımlanan raporda, Türkiye'nin, 2014'te İstanbul Sözleşme'sini yürürlüğe koyduğu ve bu hükmün gereğini yerine getireceğini taahhüt ettiği hatırlatılarak, sözleşmenin bu yönüyle devlet ile toplumu karşı karşıya getirdiği ve devlet gücünün ideolojik bir amacın gerçekleşmesi için araçsallaştırıldığı görüşü yer aldı.

Sözleşmenin, siyaset kurumuna ve hukuk mercilerine, kadınlarla erkekler arasında belli görev ve sorumluluklar tayin eden bütün dini öğretileri ve toplumsal cinsiyet eşitliği düşüncesini esas alarak derhal ortadan kaldırmayı bir yükümlülük olarak yüklediği belirtilen raporda, "Kadına şiddetin önlenmesi için toplumsal rol ve sorumlulukları reddetmeyi öneren toplumsal cinsiyet eşitliği, suçu din, gelenek ve kültür gibi değerlere atarak bir taraftan da hedef saptırmaktadır. Çünkü yapılan araştırmalar, kadına şiddetin temelinde psikolojik sorunlar, alkol ve uyuşturucu kullanımı gibi hususların olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla şiddetin temel nedenlerini yadsıyan her araştırma, kadına şiddetin devam etmesine neden olmuş olmaktadır." denildi.

İstanbul Sözleşmesi'nin dine, kültüre, geleneğe veya örfe dayanan değer ve hükümleri, kadın karşıtı bir kategori içine sokan bir düşünsel zemine dayandığı öne sürülen raporda, "Sözleşme erkeği, kadın için bir rakip, aileyi kadının özgürlüğü için bir engel ve toplumsal rolleri de kadının kendini dilediği şekilde gerçekleştirebilmesine mani olan bir yük olarak gördüğü için hedef haline getirmektedir. Dolayısıyla kadın için erkeğin yanı sıra aile, toplumsal, kültürel, dini ve benzeri görev ve sorumluluklar aşılması gereken unsurlardır. Bu yönüyle İstanbul Sözleşmesi'nin taraf olan ülke halkları için toplumsal ve kültürel anlamda yıkımla sonuçlanacak gelişmeleri barındırdığı rahatlıkla söylenebilir. Batı toplumlarında bile kabul görmeyen pek çok düşünce ve yargıyı barındıran sözleşmenin, muhafazakar bir toplumsal yapıya sahip Türkiye'de güçlü bir hukuki statü içinde işlerlik kazanması, gelecek adına kaygı vericidir." ifadelerine yer verildi.

İstanbul Sözleşmesi'nin sıradan bir hukuk metni olmaktan öte din, inanç, namus, gelenek, örf, hayat, aile, kadın-erkek ilişkileri gibi pek çok alanda radikal hükümler ve kabuller barındırdığı görüşü savunulan raporda, "İstanbul Sözleşmesi'nde dile getirilen kadına yönelik şiddet evrensel bir sorundur. Ancak bu sorun çerçevesinde çizilen kavramsal çerçeve, yapılan tanımlar, önerilen çözüm yolları evrensel düzeyde kabul edilebilecek kuşatıcılıkta ve doğrulukta değildir. Batı medeniyetinin kendi içinde yaşadığı tecrübeyi, çelişkileri ve çatışmaları yansıtan bu metinde, kadının maruz kaldığı şiddetin temel sebepleri ıskalanmış ve çözüm olarak kadınıyla erkeğiyle bütün insanlığı daha büyük mağduriyetlere sürükleyecek öneriler dile getirilmiştir." denildi.

Raporda, "Batı medeniyetinin ürettiği kavram, teori, model ve yapılarla bulduğu çözümleri, toplumsal yapımıza, zihin dünyamıza, değerlerimize ve kültürümüze uygun olup olmadığına bakmadan alıp uygulamak tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Türkiye'nin devlet olarak İstanbul Sözleşmesi'nden tamamen çekilmesini talep ediyor, ailenin bütün fertlerinin saygınlık, huzur ve esenliğini temin edecek düzenlemelerin toplumsal yapımız ve kültürel değerlerimiz dikkate alınarak acilen gerçekleştirilmesini kaçınılmaz görüyoruz." ifadeleri yer aldı.

İstanbul Sözleşmesi'nin "Temel Haklar", "Eşitlik ve Ayırım Gözetmeme" başlıklı 4. maddesinin 3 no'lu kararında, sözleşme hükümlerinin mağdur olarak kabul edilenlere herhangi bir ayırım yapılmaksızın uygulanması istendiği belirtilen raporda, "cinsel yönelim" konusunun temel bir "hak" olarak görüldüğü ve kişinin bu hakkı gerçekleştirememesinin bir "mağduriyet" sebebi olarak kabul edildiği ifadeleri yer aldı.

Raporda, zina kavramının suç olmaktan çıkarılmasının ardından eşcinsel birlikteliklerin yasal güvenceye kavuşturulmasının, birey ve toplum ahlakı ve sağlığını ne derece bozacağı üzerinde özellikle durulması gerektiği görüşüne yer verildi.

Raporda, şunlar kaydedildi:

"İstanbul Sözleşmesi'ne uyum yasası olan düzenlemenin bir sonucu olarak kadının tek taraflı beyanı asıl kabul edilerek koca evden uzaklaştırılmaktadır, bu durum da aile kurumunun devam etmesi yerine dağılıp parçalanmasına neden olmaktadır. Oysa kocanın kalacak yeri bulamadığı durumlarda sığınacağı mekan ve ekonomik koşullarına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Bu da kocanın daha fazla hukuksuz eylemlerde bulunmasına neden olmaktadır. Sözleşmenin 48. maddesiyle aile içi problemlerde aile büyüklerinin veya mahkemelerde görev yapan yetkili kimselerin devreye girerek tarafları barıştırması, bunun için arabuluculuk yapmaları yasaklanmaktadır. Oysa ülkemizde mahkemelerin iş yükünü hafifletmek için 'arabuluculuk' kanunu yürürlüğe konulmuştur. Geleneksel aile yapısına sahip tüm inanç ve toplum gruplarında aile içerisinde çıkan ihtilaflar aile büyükleri, kanaat önderleri ve bireyler üzerinde söz söyleme hak ve yetkisi olan kişilerce nasihat, mahalle etkisi, sulh gibi yöntemlerle çözümlenirken bu maddeyle bu uygulamalar yasaklanmakta, ailenin yaşatılması yerine dağıtılması ve yok edilmesi ön plana çıkarılmaktadır. Aile hukuk ile kurulur ahlak ile sürdürülür. Oysa İstanbul Sözleşmesi'nin hemen her maddesinde aile içi problemlerin çözümünde din, ahlak ve bu değerler doğrultusunda ortaya çıkan örf ve adetin devre dışı bırakılması emredilmektedir."

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23