• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Albayrak: Can Dündar'ın yaptığı yanına kar kalmamalı!

Yeniakit Publisher
2016-03-02 10:51:00 -
Albayrak: Can Dündar'ın yaptığı yanına kar kalmamalı!

Yeni Şafak gazetesi yazarı Özlem Albayrak, AYM'nin Can Dündar'a yönelik kararını konu edinen bir yazı kaleme aldı

İŞTE O YAZI:

Can Dündar'ın hapse girişi ve tutuksuz yargılanmak üzere salıverilişi hakkında çok şey yazıldı. Tahliyesi tartışmalı; ama zaten bizler de gazeteciler cezaevinde çürüsün diye dua edenlerden değiliz. Gelgelelim, bu durum Can Dündar'ı temize çekmiyor, onun yaptığını gazetecilik faaliyeti kapsamına sokmuyor.

Dündar'ın sistematik biçimde defalarca yayınladığı MİT Tırları haberi, Türkiye'nin aleyhine kamuoyu oluşturmak, Türkiye'yi devlet düzeyinde terör örgütleriyle ilişkilendirmek ve bölgede Türkiye'nin elini güçsüzleştirmek üzere yapılmış bir planın medya ayağıydı. Bunun “gazetecilik miydi, değil miydi?” tartışmasına konu olacak tek bir yönünü bile görmüyorum. Neden mi?

Sondan başlayalım, sonuçlardan. “Bir olayın failini bulmak istiyorsan, sonucunun kime yaradığına bakmalısın” denir; MİT Tırları haberi Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni yıkmaya ahdetmiş oldukları 7 Şubat ve 17/25 Aralık yoluyla anlaşılmış paralellerin, 2013 yılından itibaren Todays Zaman yoluyla dünyaya pompaladıkları “Türkiye DAEŞ'e destek veriyor” iddiasının altını doldurmaya namzet ilk kanıttır.

Üstelik bu haberin tek arızası, Türkiye'yi uluslararası arenada terörle işbirliği halinde göstermek değildir. MİT Tırları haberi içine yalan katılarak adrese teslim yönlendirilmiştir. O Tır'lardan çıkan silahların üstünde “DAEŞ'e gidiyor” ibaresi hiçbir zaman bulunamamış, ama –kerametle biliyor olacaklar ki- haberin yayınlandığı her yayın organında silahların DAEŞ'e gittiği özellikle vurgulanmıştır. Türkiye, kendini savunmaya çalışan Bayırbucak Türkmenleri dururken, kendilerini rejimin katliamlarından korumaya çalışan Suriye muhalefeti dururken neden DAEŞ'e silah göndersindir ki? O DAEŞ ki, Türkiye'ye, elçilik çalışanlarımızı kaçırıp rehin tutmaktan, Erdoğan'ı ölümle tehdit etmeye varan bir skalada değişen “sempati” duygusuyla yaklaştığı ortadadır…

MİT Tırları haberinin, -devletin değilse bile- bu hükümetin varlığına yönelik örgütlü bir kalkışma olduğuna, o Tırların Jandarma-Savcı işbirliğiyle durdurulup, içindekilerin silah olduğunun ortaya çıkarılıp, ardından belli bir yayın grubu marifetiyle bu silahların DAEŞ'e gönderildiği tezviratının yapılması bile yeterli kanıttır. Paralellerin yayın grubunun “Türkiye DAEŞ'e destek veriyor” tezini MİT Tırlarının durdurulmasından çok önce başlattığı da göz önüne alındığında bu olaydaki niyet ay gibi gün gibi açığa çıkar.

En basit şekliyle özetlendiğinde bile Can Dündar'ın yaptığının gazetecilik filan olmadığı, salak olanlar ve salağa yatanlar dışında herkesin anlayabileceği kadar açıktır. Bu haberle sadece, kendi ülkesini, -üstelik yalan söyleyerek- uluslararası toplum karşısında, Esed karşısında, binlerce kilometre kuzeyden gelerek Suriye'deki muhalifleri ezen Rusya karşısında, İran, ABD ve Avrupa karşısında haksız konuma düşürmek hedeflenmemiştir; bu haberle ayrıca Türkiye'nin, bölgenin geleceği konusunda söz sahibi olması da engellenmek istenmiştir. Akbabalar gibi Suriye'nin üstünde uçuşanlara ve mülteci kabul etmekten başka bölgede hiçbir işlevi kalmamış gibi gözüken Türkiye'ye baktığımızda; görürüz ki bu amaç kısmen gerçekleşmiştir de…

Şimdi, Can Dündar ve avaneleri kendilerini ve yaptıklarını savunmak için, modern dünyanın önde gelen kutsalı olan “basın özgürlüğü” bahanesini bir kalkan gibi kullanıyorlar. Yıllar boyunca Türkiye'nin özgürlükler konusundaki itibarını uluslararası arenada sürekli tırtıkladıkları için, gazetecilerin eleştiri yapamadığı tezi, tutuyor da…

Ama şunu kimse unutmasın; modern dünyanın tek kutsalı “basın özgürlüğü” değildir; “güvenlik” de “modern kutsal”. Ve Can Dündar'ın yaptığı; bu devletin çatısı altında yaşayan her bir vatandaşın, ortak varlığını, ortak çıkarlarını, ortak yaşama ilkesini dinamitlemek olmuştur. Tek bir bireyin ya da 10 kişinin, 100 kişinin mahremiyetinin ihlalinden değil, devlet mahremiyetinin ifşasından bahsediyoruz, yani o devlete kendi çıkarlarını koruması/kollaması için yetki veren tüm vatandaşlardan, milyonlardan…

Olay tam bu noktada basın özgürlüğü olmaktan güvenlik sorununa döner ve 80 milyon insanın çıkarları konusunda bu tür bir zaafa yol açmak, hiçbir şekilde nötralize edilemez.

Can Dündar'ın yaptığı habercilik değildi; tahliye edildiği gün yaptığı “Cumhurbaşkanı'na doğum günü hediyesi vermek istedik” sözündeki tavan yapmış intikamcı özgüven ise, MİT Tırları haberinin de gösterdiği gibi; sırtını bir yerlere dayadığının bariz delillerinden sadece biriydi. Assange ile kıyaslanmasının, casus diye anılmasının sebebi de bu… Yaptığı yanına kar kalmamalı.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23