Ağar’dan çarpıcı analiz: “Ortadoğu’da dengeler her an değişebilir” ABD'nin yeni müttefiki İran olabilir mi?
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Güvenlik Stratejileri Uzmanı Abdullah Ağar, Suudi Arabistan’ın en önemli 2 rafinerisine yapılan drone saldırısını ve sonrasında yaşanan gelişmeleri analiz etti. Ağar analizinde, Ortadoğu’da bütün dengelerin değiştiği yeni bir sürecin başlayabileceğine dikkat çekerek, “Bilinmez, ama kapitalizmin dişlilerini şu zamana kadar Sünni eksen üzerinden yağlayan ABD, bundan sonra Şii eksen üzerinden bir yıkama yağlama operasyonuna girişir mi? Böylece Atlantik, Avrasya’ya fena da bir gol atmaz mı? Olmaz olmaz demeyin. Burası Ortadoğu.” ifadelerini kullandı.
İsmail Uğur yeniakit.com.tr
Güvenlik Stratejileri Uzmanı Abdullah Ağar, Suudi Arabistan’da drone ile vurulan iki rafineri ve sonrasında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Ağar, Suudi Arabistan’ı bundan sonra çok daha zorlu günler beklediğine işaret ederek, Ortadoğu’da dengelerin değiştiği yeni bir dönemin başladığına işaret etti.
“Kara altın” Ortadoğu için “kara lanet”e dönüştü
Güvenlik Stratejileri Uzmanı Ağar, Kerkük Türkmenlerinin petrole hem “Kara altın” hem de “Kara lanet” dediklerini belirterek, şunları söyledi:
“Faydasını göremedikleri gibi, petrol yüzünden işgallere, istilalara, sürgünlere, katliamlara ve demografik saldırılara maruz kalmışlardır çünkü. Şimdi Kerkük’ün 1000 km. kadar güneydoğusunda petrol üzerinden yaşanan derin bir kavga var. Husi-Suudi Arabistan Kavgası. Husiler ülkeleri Yemen’de vekil güçler ve hava saldırıları üzerinden sert bir mücadeleye tutuştukları Suudi Arabistan’ı tam kalbinden, ülke üretiminin yaklaşık yarısını karşılayan iki rafineriden vurdular.”
Suudi Arabistan ABD’yi petrol üzerinden üstü kapalı tehdit mi ediyor?
Suudi Arabistan’ın petrol rafinerilerine yapılan saldırı sonrası petrol üretimini durdurduğunu açıklamasının dünya petrol piyasaları üzerinde ciddi etkiler üretebileceğine dikkat çeken Ağar, şöyle devam etti:
“Bunun anlamı nedir? Başta ABD olmak üzere aradığı desteği sunmayan ülkeleri; petrol arzı eksikliği, fiyat çılgınlığı, yaşanacak olası ekonomik çalkantılar ve tetikleyeceği istikrarsızlıklar üzerinden üstü kapalı tehdit olarak okunabilir.
Bu tepki; Suudi Arabistan’ın artık bu savaştan bunaldığını ve ciddi kaygılarının olduğunu gösterdiği gibi, yaptırımlarla boğuşan İran’ın Husiler üzerinden Suudi Arabistan’ı ve ABD’nin menfaatleri doğrultusunda, etki ve himayesinde şekillenen küresel ekonomik düzeni baltalamaya dair gücünü, aklını, cüretini kullandığı kartlarından sadece birini gösterir.”
Suudi Arabistan Yemen’de umduğunu bulamadı
Suudi Arabistan’ın Yemen üzerinden başlattığı girişimin nihayetinde başarısızlıkla sonuçlandığının görüldüğüne değinen Ağar, “Suudi Arabistan kendi adına Yemen’de etki üreten; duygusal takviyelere bağlı görece farklı seviyeler üretseler de İnanç, etki, fedakârlık ve motivasyonları zayıf olan vekil güçler ve paralı askerlerle, son derece pahalı, etkili ve güçlü silah ve savunma sistemlerini har vurup harman savurmayla, kalıcı etki ve derinlik üretmeyen siyaset ve stratejilerle, Irak ve Yemen’de İran ve Şii hedeflerine saldırı tehditleriyle şu ana kadar istediği sonuçları alamadığını ve gerilemekte olduğunu gösterir. Buna ayrıca her geçen gün üzerindeki etki ve baskısını arttıran insan haklarını ihlal ve savaş suçu işleme bilgi, belge ve iddiaları da eklenebilir.” şeklinde konuştu.
Suudi Arabistan nereye koşuyor?
Suudi Arabistan odaklı yaşanan gelişmelerin artık “Suudi Arabistan nereye ve nasıl koşuyor?” sorularını akla getirdiğini belirten Ağar, şöyle devam etti:
“Kendisinden güçlülere rüşvet ve haraç dağıta dağıta, kendisinden güçsüzlerden haraç ve rüşvet ala ala, son derece pahalı sistemlerle güç ve inisiyatif üretetemeyen, Kaşıkçı cinayeti başta olmak üzere karar verici düzeyde vahşi ve kanlı cinayetlere karışmış ve sadece bu nedenle bile her türlü tavize, istismara ve yönlendirmeye açık hale gelmiş Veliaht Prens’le Suudi Arabistan bundan sonra nereye ve nasıl yürüyecek?
Öte yanıyla mezhebi kırılganlık ve düşmanlıklar üzerinden vekaletler savaşına tutuştuğu İran’la baş edebilecek mi? Bunlarla baş etmeye çalışırken, kimlere ve ne kadar taviz, para vermesi gerekecek? Türkiye’yi gördüğü her yerde, karşıdaki atlara oynayarak nereye gidecek? Suriye’de, Libya’da, Doğu Akdeniz’de, Sudan’da ve daha birçok yerde paranın gücünü kullanarak nereye kadar gidecek. E para da bir yere kadar.”
Ortadoğu’da işler daha da karışacak gibi
Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin birçok soru ve senaryo üretilebileceğine işaret eden Ağar,
“Suud tehdidini gerçeğe dönüştürür, İran’ı Suriye, Yemen ve Irak’ta vurur mu? Peki İran’dan başka hamleler gelir mi? Örneğin Kudüs gücü ve Kasım Süleymani, yarın Bahreyn ve körfez emirlikleri başta, başka alanlarda da Suud’u sıkıştırmaya kalkarsa, Suud ne yapar? Hele hele Basra Körfezinde çarşı karışır, Hürmüz boğazı kapanır, Bab-ül Mendep kervana katılır, İran’ın asilleri Kasım Süleymani ve ekürisi ile Şii vekil ve fedaileri Ortadoğu’yu Kel Ali’nin bağına çevirmeye kalkarlarsa ne olur? Baksanıza Kuveyt şimdiden olağanüstü hal ilan etti bile. Suudi Arabistan Mısır, BAE, İsrail ve ABD ile geliştirdiği iş birliği ve ittifaklardan istediği destek ve alabilecek, aradığı sonuçlara ulaşabilecek mi? Belki de kabul ettiği Ilımlı İslam’ın neden olacağı lanetle patlatacağı yeni yer Suudi Arabistan olur? Belki de Ilımlı İslam soslu Vehhabi radikalizmi daha da sertleşir.” yorumunda bulundu.
ABD’nin yeni müttefiki İran olabilir mi?
Ortadoğu’da ilişkilerin asimetrik bir yapıda olduğunu ve oyuncuların her an farklı rollerde oynayabileceğini belirten Ağar, şöyle devam etti:
“Peki ABD, bu tehlikeli tırmanış ve olası senaryolar karşısında ne yapar? Kontrollü bir kriz üzerinden yeni bir menfaat katmanı üretebilir mi? Yoksa o da ipin ucunu kaçırıp (!), yeni arayışlara girer, oltasını Şii ve karasularına sarkıtır mı? Bilinmez, ama kapitalizmin dişlilerini şu zamana kadar Sünni eksen üzerinden yağlayan ABD, bundan sonra Şii eksen üzerinden bir yıkama yağlama operasyonuna girişir mi? Böylece Atlantik, Avrasya’ya fena da bir gol atmaz mı? Olmaz olmaz demeyin. Burası Ortadoğu. Asimetrik iş birliklerinin ispatları Irak’ın işgal örgütlerinde ve Afganistan’daki hedef koordinatlarında gizlidir. Karşılıklı rekabetin, eksenleşmenin, düşmanlaşmanın, çatışma ve savaşların karşılıklı (simbiyotik) faydasını da unutmayalım derim.”
Suriye’nin BM’ye gönderdiği mektup önemli
Güvenlik Stratejileri Uzmanı Abdullah Ağar, Ortadoğu’daki yeni gelişmeleri değerlendirdiği analizini şu cümlelerle tamamladı:
“Suriye Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler’e (BM) mektup yazarak; omurgasını YPG/PKK’nın oluşturduğu DSG’yi; defacto durum yaratmaya çalışan, ABD-İsrail projesine hizmet eden ‘Suçlu milisler’ olarak tanımlamış ve koalisyon ortaklarının desteğiyle kontrolde tuttuğu bölgelerden çıkartacağını söylemiş. Yapabilir mi? Bilinmez ama, uluslararası hukukta Fırat’ın doğusundaki toprak Suriye toprağı. Hakkı var. Esat Rejimi ise uluslararası hukukta hala kabul edilen resmi hükümet. Ve bugün Ankara’da Esat’ın doğal müttefikleri İran ve Rusya ile toplantı var. Bu nedenle mektubun zamanlaması anlamlı ve manidar.”