• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Afiş rezaletini Akit gündeme getirmişti: ADD’nin ‘Otelci’ skandalı için suç duyurusu!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Afiş rezaletini Akit gündeme getirmişti: ADD’nin ‘Otelci’ skandalı için suç duyurusu!

Siyasi varlıklarını Mustafa Kemal ismine borçlu olan ve Atatürk istismarcılığından nemalanan Kemalistler bu defa fena çuvalladı. Akit’in gündeme taşıdığı ADD’nin skandal afişi sonrası harekete geçen Hodri Meydan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni gazeteci-yazar Hasret Yıldırım sözkonusu afiş hakkında ‘5816 Sayılı M.Kemal'i Koruma Kanununa alenen muhâlefet’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu dilekçesinde, “Türk argosunda, otel işletmeciliği mesleğiyle hiçbir ilgisi bulunmayan bir şahsa sıfat veya lakap olarak “Otelci” denilmesi; “gayrimeşru cinsel birlikteliklere, fuhşa veya gizli buluşmalara saatlik/günlük oda ve yatak temin eden kimse, randevuevi işletmecisi, muhabbet tellalı” manasında kullanılan galiz bir hakaret ve tezyif tabiridir” denilerek sorumluların cezalandırılması istendi.

Siyasi varlıklarını Mustafa Kemal ismine borçlu olan ve Atatürk istismarcılığından nemalanan Kemalistler bu defa fena çuvalladı. CHP/YP’lilerin yetiştiği ideolojik üs olan ve sürekli skandallarla gündeme gelen Atatürkçü Düşünce Derneği Çankaya Şubesince hazırlanan ve YP Ankara Milletvekili Aylin Yaman’ın da katılacağı belirtilen “Kadın ve Cumhuriyet’ konulu konferansın afişinde Atatürk’ün imzasının değiştirilerek “K. Atatürk” yerine “K.Otelci” şeklinde yazılması tepki çekmişti.


HANGİSİ DAHA VAHİM!

Akit, olaydan henüz 3 gün önce “Kauçuk kafa’yı Atatürk’e benzetip cezayı bastılar” başlığıyla duyurduğu ve bir boks malzemesi olan siyah renkteki kauçuk kafayı içerisinde “Mustafa Kemal” ismi geçmeden paylaşan Gazeteci Hasret Yıldırım’ın 5816 sayılı Atatürk’ü Koruma Kanunu kapsamında 1,3 yıl hapse mahkum edildiğini hatırlatmış ve “Yargının K. Otelci” skandalına ceza verip vermeyeceği merak konusu” değerlendirmesinde bulunmuştu.


ADD’NİN TASARIM HATASI İDDİASI GÜLDÜRMÜŞTÜ

Akit’in gündeme getirdiği skandal hakkında açıklama yapan Çankaya Atatürkçü Düşünce Derneği şube başkanı Mustafa Kemal Yücel ise, imzanın tasarım hatasından kaynaklandığını iddia etmişti.

Sosyal medya platformu Facebook'tan açıklama yapan Yücel, afişi hazırlarken katmanların üst üste geldiğini ve bu yüzden Atatürk imzasının "K. Otelci" olarak basıldığını savunarak milleti aptal yerine koymaya kalkışmıştı.

Diğer siyah renklerde hata yokken, Yücel'in sadece Atatürk imzasındaki hatanın Grafik tasarımdan kaynaklandığını iddia etmesi “Yalanın, pişkinliğin bu kadarına da pes” dedirtmişti.


SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU

ADD’nin skandal afişi ve ardından gelen komik savunma sonrası harekete geçen Hodri Meydan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni gazeteci-yazar Hasret Yıldırım sözkonusu afiş hakkında ‘5816 Sayılı M.Kemal'i Koruma Kanununa alenen muhâlefet’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

Yıldırım sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Atatürkçü Düşünce Derneği Çankaya Şubesi'nin, M.Kemal'e "OTELCİ" soyismini yakıştırması, 5816 Sayılı M.Kemal'i Koruma Kanununa alenen muhâlefet olduğu gibi; tahrir, tahfif, tahkir ve tezyif ile saldırı demektir. Kanuni delilleriyle berâber suç duyurusunda bulunduk” dedi.


‘OTELCİ’, MÜSTEHCEN BİR İFADE

ADD ve sorumlular hakkında kamu davası açılması talep edilen suç duyurusu dilekçesinde, bir devlet kurucusunun itibarsızlaştırılmaya, aşağılanmaya çalışıldığı belirtilerek, “Siyasi varlıklarını Atatürk ismi üzerinden sürdüren bir derneğin afişinde bu tahfifin yer alması eylemin vahametini ikiyi katlamaktadır. Fiilin en ağır ve 5816 sayılı Kanun kapsamında doğrudan suç teşkil eden yönü ise “Otelci” kelimesinin Türk argosundaki (sokak dilindeki) aşağılayıcı ve müstehcen karşılığıdır.

Bilindiği üzere Türk argosunda, otel işletmeciliği mesleğiyle hiçbir ilgisi bulunmayan bir şahsa sıfat veya lakap olarak “Otelci” denilmesi; “gayrimeşru cinsel birlikteliklere, fuhşa veya gizli buluşmalara saatlik/günlük oda ve yatak temin eden kimse, randevuevi işletmecisi, muhabbet tellalı” manasında kullanılan galiz bir hakaret ve tezyif (alay ederek aşağılama) tabiridir” ifadelerine yer verilmesi dikkat çekti.


TAHKİR VE TEZYİF VAR

“Afişin bütünlüğüne bakıldığında bu tahkirin ne denli sinsi ve çirkin bir kurguyla yerleştirildiği daha net anlaşılmaktadır” denilen suç duyurusu dilekçesinde, “Afişte “K. Otelci” ibaresi, tam olarak kırmızı şerit içerisindeki “KONFERANS” ve hemen altındaki büyük puntolu “KADIN VE CUMHURİYET” başlığının üzerine yerleştirilmiştir. “Kadın” ve “Cumhuriyet” kavramlarının tartışılacağı bir etkinliğin afişinde, Cumhuriyet’in kurucusunun imzasının argoda randevuevi/fuhuş mekânı işletmeciliğini çağrıştıran “K. Otelci” ibaresiyle değiştirilmesi; hem Atatürk’ün hatırasına hem de Türk kadınının ve Cumhuriyet’in manevi değerlerine yönelik alçakça bir tahkir (onur kırma) ve tezyiftir” ibareleri yer aldı.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

EMEKLİ

5816 sayılı yasayı kaldırsanız ,insanlar böyle tartışmalara hiç girmeseler sağlıklı olur...

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

ATATÜRKÇÜLÜK ADINA YOLA ÇIKIP KENDİ İLKELERİNİ ÇİĞNEMEK! İnsan hayatta her düşünceye katılmak zorunda değildir. Her siyasi görüşü benimsemek, her tarihî şahsiyete hayranlık duymak veya herkesin kutsal saydığı değerlere aynı gözle bakmak mecburiyetinde de değildir. Ancak hangi düşünceye sahip olursa olsun, insanın dürüstlüğe, samimiyete ve tutarlılığa saygı göstermesi gerektiğine inanıyorum. Ben Kemalist düşünceyi benimsemeyen bir insanım. Mustafa Kemal'in siyasi ve fikrî mirasına da sempati duymuyorum. Bunu söylemekten çekinmem. Fakat benim bir düşünceyi benimsememem, o düşünceye inanan insanların aldatılmasına veya kendi değerlerinin istismar edilmesine sessiz kalacağım anlamına gelmez. Çünkü benim için mesele yalnızca kimin neye inandığı değildir. Asıl mesele, insanın inandığını söylediği değerlere ne kadar sadık kaldığıdır. Yeni Akit'in gündeme taşıdığı Atatürkçü Düşünce Derneği'ne ait olduğu belirtilen afiş tartışması, bu açıdan oldukça düşündürücüdür. Habere göre afişte kullanılan bir ifade nedeniyle gazeteci Hasret Yıldırım, 5816 sayılı Kanun'a aykırılık iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuş. Şikâyetin gerekçesi ise afişte yer alan "Otelci" ifadesinin, belirli bir argo anlam taşıdığı ve Mustafa Kemal'i küçük düşürücü nitelikte olduğu iddiasıdır. Burada öncelikle bir hususu belirtmek isterim. Bir kelimenin hakaret oluşturup oluşturmadığı, kullanıldığı bağlam ve ifade edilmek istenen anlam dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bir suç duyurusunda bulunulmuş olması da suçun işlendiğini göstermez. Bu konuda son sözü bağımsız yargı söyleyecektir. Ancak olayın düşündürücü tarafı yalnızca hukukî boyutu değildir. Asıl üzerinde durulması gereken mesele şudur: Mustafa Kemal'in düşüncelerini yaşatmak amacıyla kurulmuş bir dernek, kullandığı ifadelerin kendi mensupları arasında nasıl karşılanacağını hiç mi düşünmez? Yıllardır Atatürkçülüğü bir siyasi ve fikrî kimlik olarak savunanların, kendi değerlerine gösterdikleri hassasiyet konusunda daha dikkatli olmaları gerekmez mi? Benim anlamakta güçlük çektiğim nokta tam da burasıdır. Düşünün ki bir dernek kuruluyor. İnsanlar bu derneğe belirli bir düşünceye inandıkları için katılıyor. Kimileri maddi destek veriyor, kimileri zamanını ayırıyor, kimileri de o düşüncenin gelecek nesillere aktarılması için çalışıyor. Peki, o derneği yönetenlerin, kendilerine güvenen insanlara karşı sorumluluğu yok mudur? Elbette vardır. Bir derneğin yöneticisi olmak yalnızca toplantılarda konuşmak, afiş hazırlatmak veya kamuoyuna açıklama yapmak değildir. Temsil ettiğini söylediği düşünceye inanan insanlara karşı dürüst ve sorumlu davranmaktır. Burada benim eleştirim, Mustafa Kemal'in korunması veya korunmaması meselesinden daha geniştir. Ben 5816 sayılı Kanun'un düşünce ve ifade özgürlüğü bakımından tartışılması gerektiğini savunuyorum. Tarihî şahsiyetlerin fikirleri, kararları ve uygulamaları eleştirilebilmelidir. Tarih, sorgulanamayacak kişiler üzerinden değil, belgeler ve özgür tartışmalar üzerinden anlaşılmalıdır. Ancak yürürlükte bir kanun varsa, o kanunun uygulanmasında çifte standart olmamalıdır. Bir vatandaşın söylediği söz büyütülüp hakkında soruşturma istenirken, aynı hassasiyetin Atatürkçülük iddiasındaki kuruluşların kullandığı ifadeler için gösterilip gösterilmediği de sorgulanabilmelidir. Hukuk kişiye, kuruma veya siyasi düşünceye göre değişmemelidir. Bir başka mesele de yıllardır eleştirdiğim siyasi istismar anlayışıdır. Bu ülkede bazı çevrelerin Mustafa Kemal'in ismini, düşüncelerini tartışmaktan çok siyasi bir dokunulmazlık zırhı gibi kullandığını düşünüyorum. Bir meselede fikir üretmek yerine Atatürkçülük iddiasını öne sürmek, karşısındaki insanı susturmaya çalışmak veya kendisini eleştiriden muaf görmek bana göre son derece yanlış bir anlayıştır. Çünkü hiçbir düşünce, kendisini temsil ettiğini söyleyen insanlara sınırsız bir güven hakkı vermez. İnsanları söyledikleri sözlerden önce yaptıkları işlerle değerlendirmek gerekir. Ben bir insanın dindar olduğunu söylemesini yeterli bulmam. Dürüstlüğüne bakarım. Milliyetçi olduğunu söylemesini yeterli bulmam. Milletine yaptığı hizmete bakarım. Atatürkçü olduğunu söylemesini de yeterli bulmam. Savunduğu düşünceye karşı ne kadar samimi ve tutarlı olduğuna bakarım. Ölçü herkes için aynı olmalıdır. Bir insan kendi değerlerini istismar ediyorsa, buna karşı çıkmak yalnızca karşıt görüştekilerin değil, öncelikle o değerlere inananların görevidir. Bu nedenle Atatürkçü Düşünce Derneği'nin söz konusu afiş hakkında kamuoyuna açık ve anlaşılır bir açıklama yapması gerektiğini düşünüyorum. Afişin hangi amaçla hazırlandığı, kullanılan ifadenin ne anlama geldiği ve neden tercih edildiği ortaya konulmalıdır. Ortada bir yanlış anlaşılma varsa açıklığa kavuşturulmalı, bir özensizlik varsa kabul edilmeli, kasıtlı bir yanıltma varsa bunun sorumluluğu üstlenilmelidir. Çünkü insanlar inandıkları düşünceler üzerinden kandırılmayı hak etmezler. Buradan Kemalist düşünceye bağlı vatandaşlara da bir sözüm var. Ben sizin düşüncenizi paylaşmıyor olabilirim. Mustafa Kemal'e sizin baktığınız yerden bakmıyor da olabilirim. Ancak bu durum, sizin dürüstçe temsil edilmeyi hak etmediğiniz anlamına gelmez. Bir düşünceyi savunmak başka, o düşünce üzerinden makam, itibar veya menfaat elde etmeye çalışmak başkadır. Bu ayrımı yapamadığımız müddetçe yalnızca siyasette değil, toplumsal hayatın her alanında güven kaybetmeye devam ederiz. Benim hayat anlayışımda insanın en önemli sermayesi karakteridir. Karakterin temelinde de doğruluk ve dürüstlük bulunur. Dürüstlük yalnızca kendi düşüncemizden olan insanlara karşı gösterilecek bir erdem değildir. Bizimle aynı fikirde olmayan insanlara karşı da dürüst olmak zorundayız. İşte bu yüzden söz konusu tartışmayı yalnızca bir afiş meselesi olarak görmüyorum. Bu olay, bir kez daha temsil sorumluluğunu, samimiyeti ve ilkelerle davranışlar arasındaki uyumu sorgulamamıza vesile olmalıdır. Ben Kemalist değilim. Kemalizmi de benimsemiyorum. Ancak Kemalistlerin, kendi düşüncelerini temsil ettiğini söyleyen kişiler tarafından yanıltılmasını da doğru bulmuyorum. Çünkü yanlış, kime yapılırsa yapılsın yanlıştır. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Bir düşünceye karşı olmak, o düşüncenin mensuplarına haksızlık yapılmasını istemek değildir. Tam tersine, insanın gerçek adalet anlayışı, kendisi gibi düşünmeyenlerin hakkını da savunabildiği yerde ortaya çıkar. Bir insanın dürüstlüğü, dostuna gösterdiği sadakat kadar, karşıt görüşteki insana gösterdiği adaletle de ölçülür. Benim için meselenin özü budur.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23