Hep daha fazlasını ısrarla istemeye sebep olan hırs, açgözlülük, tamah, israf, kaygı içinde ama daima mutsuz, zaman zaman borçlanarak hayatı kendisine ve ailesine zindan etmek olarak tanımlanıyor ‘Affluenza’ kelimesi.
Bulaşıcı bir metropol hastalığı olarak nitelendiriliyor. Varsıllık (affluence) ve grip (influenza) kelimelerinin birleşiminden oluşturulmuş. Yaklaşık 15-20 yıllık bir bilimsel geçmişi var.
Bu tipler “panik atak” pençesinde yoğun bir koşuşturma, sürekli gerginlik ve mutsuzluk yaşıyorlar.
Bu tipler “hayatta en önemli şey paraya sahip olmak ve harcamak.. Bunun için her şey yapılabilir” düşüncesine saplanıp kalıyor ve sürekli bu dürtü ile yaşamanın bencil ızdırabı içinde yaşıyorlar.
Paranın olması sorunu gidermiyor; daha.. daha.. Bu durum bir bakıma şımartılan çocukların açgözlülüğüne benzetiliyor. Uzmanı konuyu benzetirken şöyle özetliyor:
“Evlerinde normal bir oyuncak mağazası kadar oyuncak bulunan çocukların bile aslında oyuncakların değerini bilmediğini, hoşnut olmadığını görüyoruz. Her şeyi satın alma düşüncesi ilerleyen yaşlarda tehlikeli boyutlara ulaşıyor. Gençler arasında bazı şeylerin satın alınamayacağını öğrenmek çok güç oluyor. Örneğin çocukken her istediği yapılan biri, genç olduğunda arkadaşlarını da satın almaya çalışıyor. Bunu başaramadığında ise çok büyük hayal kırıklığı ve şiddetli tepkiler verebiliyor. Bu nedenle küçük yaşlardan itibaren çocuklara her istediklerini alamayacağınızı öğretmek durumundasınız.
Çocuklar televizyonda izledikleri programların etkisiyle gelecekte çok büyük, hatta rezidanslarda yaşayacaklarını, lüks arabalara, büyük paralara sahip olacaklarını hayal ederek büyüyorlar. Durum bu olduğu için, gelecekte daha da mutsuz ve tatminsiz yetişkin sayısının artacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.”
Tedavi mümkün mü?
Affluenza’nın tedavisi kolay değil. Bunun için kişinin ilk adım olarak, durumunun vahametini intikal etmesi gerekiyor. Neden kendisini mutsuz ve doyumsuz hissettiğini anlaması gerekiyor.
"Eviniz, arabanız, iyi bir işiniz, çocuklarınız ve paranız var, sağlığınız da yerinde... Yani sahip olmak istediğiniz birçok şeye sahipken neden hâlâ kendinizi mutsuz hissediyorsunuz? Hayatınızda eksik olan şey ne, nedir sizi mutlu edecek olan?"
Sonra şartlanmaktan kurtulmak için kendisini sorgulayıp, rehabilite etme çabasına girmeli. Hırs ettiği için düşünmeli: ‘Ben gerçekten bunu istiyor muyum, yoksa yapmak gerektiğine mi şartlandırılıyorum, daha büyük bir evimin ya da daha lüks bir arabamın olmasını gerçekten istiyor muyum, yeni bir ayakkabı, yeni bir çanta, yeni bir elbise, bir takı daha istiyor muyum? Olursa mutlu olacak mıyım? Mutlu olduğumu sandığım zaman dilimi ne kadar sürecek?” gibi…
Yani bu “mutsuzluk virüsü”nden kurtulmak da kişinin kendi kendisi ile nefs muhasebesi yapabilmek yeteneğinden geçiyor.
Şımartılarak büyütülmüş bir çocuğun doyumsuzluğunda yaşamak gibi bir şey...
Hakkında kitaplar yazılan bir illet affluenza
İsraf’ın kelime anlamı bile tam bir facia İsraf, sözlükte; haddi aşmak, hata etmek, kasti aşmak, yanılmak, bilememek, gaflete düşmek, boşa harcamak, cehalet, aşırı tutku, hırs, tamah, açgözlülük, düşkünlük, tiryakilik, aşırılık manalarına gelen "seref" mastarının bir türevidir..
İsrafın; hırs, tamah, aşırı sevgi, tiryakilik, açgözlülük ve doyumsuzluk gibi manalarının; bu kavramın, insanı aşırılığa ve ölçüsüzlüğe sevk eden nefsanî yönünü ifade ettiği aşikâr.
Mesela 'bir şeye çok istekli olma tutkusu' olan hırs, sahibini ölçü ve sınır tanımamaya, hakkaniyet ölçülerinin dışına çıkmaya; harama doğru iter..
Panzehiri kanaatkârlık
İsrafın panzehirinin kanaat olduğunu söylemek mübalağa olmaz. Kanaat; elinde bulunanla yetinmek, hakkına razı olmak, ihtiras, tamah ve israftan kaçınmak, Allah'ın dünya nimeti olarak verdiği kısmete rıza göstermek demektir.
Efendimiz (sav) "Kanaatkâr ol ki, insanların Allah'a en çok şükredeni olasın!" buyuruyorlar.