ABD, Türkiye’nin Rusya ve İran’la kurduğu işbirliğini zayıflatmak istiyor

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Türk Politikası ve Uluslararası Güvenlik Danışmanı Dr. Emre Ozan, ABD'nin Türkiye’nin Rusya ve İran’la kurduğu işbirliğini zayıflatmak amacında olduğunu söyledi.

25 Mayıs 2019 Cumartesi 11:57
ABD, Türkiye’nin Rusya ve İran’la kurduğu işbirliğini zayıflatmak istiyor

 Murathan Seyitoğlu  yeniakit.com.tr 

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Türk Politikası ve Uluslararası Güvenlik Danışmanı Dr. Emre Ozan, “Suriye’de Güvenli Bölge Pazarlıkları” başlıklı yazısında Türkiye-ABD ilişkilerine yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu.  

“Türkiye-ABD ilişkilerinde; ABD’nin PYD/YPG’ye verdiği destek sorunu devam ediyor”

Türkiye’nin Rusya’dan hava savunma sistemi satın almasını engellemek üzere, ABD’nin baskıları artırdığına dikkat çeken Ozan, “Ancak Suriye’de oluşturulması planlanan güvenli bölgenin mahiyeti, ABD’nin PYD/YPG’ye verdiği destek ve Suriye’den asker çekme planı ikili ilişkilerin en önemli sorunlarından biri olmayı sürdürmektedir.” dedi.  

“Suriye’nin kuzeyine ilişkin müzakereler sürüyor”

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in 1 Mayıs’ta Ankara’da yaptığı temasların gündemi de bu meselenin oluşturduğunu belirten Ozan, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kara Harp Okulu’nda 8 Mayıs’ta düzenlenen iftar yemeğinde askerlere hitaben ‘En yakın zamanda Münbiç’i ve Fırat’ın doğusunda terör örgütlerini sizler temizleyeceksiniz.’ şeklinde bir ifade kullanmıştır. Görüldüğü üzere Suriye’nin kuzeyine ilişkin müzakereler sürmektedir ve süreçte yeni gelişmelerin yaşanması muhtemeldir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Yapılan müzakereler Türkiye’nin Suriye’den kaynaklanan güvenlik sorunları bakımında önemli”

Güvenli bölge meselesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’den asker çekme kararından sonra gündeme geldiğini hatırlatan Ozan, “Trump bu ani kararını, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik bir operasyonun sinyallerini verdiği sırada ilan etmiştir. Bu gelişmenin ardından Türkiye, operasyonu ertelemiş ve iki ülke arasında görüşmeler başlamıştır. Güvenli bölgenin mahiyeti ve derinliği, operasyonel zorluklar vb. konular gündeme gelmiştir. Yapılan müzakereler Türkiye’nin Suriye’den kaynaklanan güvenlik sorunları bağlamında büyük önem taşımaktadır. Ancak Türkiye’nin meseleye verdiği değer bundan ibaret değildir.” ifadesini kullandı.

“Türkiye’nin Rusya ve İran’la kurduğu işbirliği zayıflatılmak isteniyor”

“ABD’yle ilişkilerde sürekli krizler yaşansa da Türkiye diyalog kapısını her zaman açık tutmaya özen göstermiştir.” diyen Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Türk Politikası ve Uluslararası Güvenlik Danışmanı Dr. Emre Ozan, yaptığı analizde şunlara yer verdi:

“Güvenli bölge müzakereleri Türk-Amerikan ilişkilerinde diplomasi masasını ayakta tutmaya yarayacak bir süreç olarak görülmüştür. Ayrıca, Suriye özelinde Rusya’yla yaşanan birtakım anlaşmazlıklar nedeniyle, ABD’yle ilişkilerin yumuşatılması Türkiye’ye zemin kazandıracak bir gelişmedir. Bununla birlikte, güvenli bölge müzakerelerinde iki temel sorun dikkat çekmektedir. Birincisi, Amerikan yönetimi süreci uzatmaktadır ve buna paralel olarak Suriye’den asker çekme kararı giderek sulanmaktadır. Sürecin uzaması, ABD’nin ulaşmaya çalıştığı stratejik hedeflerin zorluğundan kaynaklanmaktadır. Öncelikle, Türkiye’nin Rusya ve İran’la kurduğu işbirliği zayıflatılmak istenmektedir.”

“ABD’nin hem Türkiye’yi hem de PYD/YPG’yİ memnun edecek bir çözüm bulması çok zordur”

Ozan, yaptığı değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:

“Bu hedef ABD’nin Ortadoğu politikası açısından önemlidir. Türkiye, bu işbirliğine büyük önem vermekte ama bu ülkeler karşısında manevra alanını genişletmek üzere ABD’yle ilişkilerini iyileştirmek istemektedir. Çünkü Suriye özelinde sürdürülen bu işbirliği, Suriye’nin geleceği konusunda derin görüş ayrılıklarına rağmen kurulmuştur. ABD’nin bir diğer hedefi Suriye’deki çıkarlarını korumak üzere PYD/YPG’ye desteğini kesmeden Türkiye’yi yanına çekebilmektir. Ankara’nın bu konudaki tavrı daha nettir ve ABD’nin hem Türkiye’yi hem de PYD/YPG’yi memnun edecek bir çözüm bulması çok zordur.”

“Rusya, Türkiye’nin ABD’yle pazarlık yapıyor olmasından memnun değil”

Güvenli bölge müzakerelerinde ikinci temel sorun, böyle bir bölgenin oluşturulmasında en belirleyici aktörün Rusya’nın olduğuna dikkat çeken Ozan, “Rusya’nın operasyonel desteği olmaksızın bu tarz bir güvenli bölgenin hayata geçirilmesi çok zordur. Rusya güvenli bölge düşüncesine sıcak bakmamaktadır. Bunun yerine, ABD’nin çekileceği bölgelerin Esad rejimine devredilmesini arzu etmektedir. PYD/YPG’yle yakın ilişkilerini sürdürmekte ve Fırat’ın doğusundaki sürece kendi çıkarları doğrultusunda yön vermek istemektedir. Rusya, güvenli bölgeye sıcak bakmadığı gibi, bu konuda Türkiye’nin ABD’yle pazarlık yapıyor olmasından da memnun değildir. Rusya’nın, Suriye’de kendisini dışarıda bırakan herhangi bir sürece destek vermemesi son derece doğaldır. Tüm bunların yanı sıra, NATO üyesi olan Türkiye’nin ABD’yle değil Rusya’yla birlikte hareket etmesi, Moskova’nın küresel politikası bakımından değerlidir.” dedi.

Türkiye Esad rejimiyle doğrudan temas kurmaya mı zorlanıyor?

Rusya, güvenli bölgeye karşı olsa da itirazlarını yüksek sesle dile getirmek yerine, bu tarz bir yapılanmaya ihtiyaç olmadığı konusunda Türkiye’yi ikna etmeye çalıştığını belirten Ozan, Türkiye-ABD arasında yaşanan gelişmeleri şu sözlerde değerlendirdi:

“Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlayacak bir mekanizmanın 1998 yılında imzalanan Adana Mutabakatıyla halihazırda kurulmuş olduğunu ileri sürmüştür. Suriye’ye terörle mücadele konusunda birtakım sorumluluklar yükleyen ve sınır güvenliğinde Türkiye’ye güvenceler sunan bu belge birkaç ay önce Rusya tarafından gündeme taşınmıştır. Temel hedefi ve işlevi Türkiye’yle Suriye arasında terörle mücadele konusunda işbirliği sağlamak olan bu belge, Fırat’ın doğusunda Türkiye’nin güvenlik kaygılarının giderilmesini sağlayacak bir formül olarak sunulmuştur. Ancak bu formül, Türkiye’nin Esad rejimiyle doğrudan temas kurmasını ve yeniden işbirliği yapmasını gerektirmektedir. Bu nedenle Türkiye, prensip olarak karşı çıkmadığı bu öneriyi hayata geçirmek için henüz güçlü bir adım atmamıştır.”

“Rusya, Türkiye’yi İdlib’deki sorumluluklarını yerine getirmediği gerekçesiyle eleştirmektedir.”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Türk Politikası ve Uluslararası Güvenlik Danışmanı Dr. Emre Ozan, Rusya’nın güvenli bölge huzursuzluğunu İdlib’de son zamanlarda yaşananlara bakıldığında görmenin mümkün olduğunu belirterek, “Rusya, Türkiye’yi İdlib’deki sorumluluklarını yerine getirmediği gerekçesiyle eleştirmektedir. Esad güçleriyse muhalifler üzerindeki baskısını artırmakta ve İdlib’de askeri gerginlik yükselmektedir. Rusya bir bakıma, İdlib üzerinden sert gücünü göstermektedir. Fırat’ın doğusunda arzu etmediği güvenli bölgeye, İdlib karşılığında yeşil ışık yakması muhtemeldir. Ancak İdlib’in Esad rejiminin eline geçmesi halinde Suriye iç savaşında Esad kesin bir zafere ulaşmış olacaktır. Bu durum diplomasi masasında da elinin güçlenmesini sağlayacaktır. Ayrıca, rejimin ülkenin neredeyse tamamında otoritesini yeniden kurması durumunda Şam ve Moskova yönetimleri, tüm yabancı güçleri Suriye’nin dışına itmek için daha fazla motivasyona ve olanağa sahip olacaklardır. Böylece Türkiye üzerinde, Esad rejimini tanıma ya da Suriye topraklarını terk etme yönündeki Rus baskısı artacaktır.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin ince bir diplomasi izlemesini gerektirmektedir”

Türkiye’nin nasıl bir adım atması hususunda da değerlendirmelerde bulunan Ozan, “Güvenli bölge meselesi, Türkiye’nin ince bir diplomasi izlemesini gerektirmektedir. Görüldüğü üzere, sürecin iki belirleyici aktörü ABD ve Rusya kendi gündemlerini Türkiye’ye kabul ettirmeye çalışmaktadırlar. Bir tarafta ABD, Türkiye ile PYD/YPG arasında dolaylı da olsa uzlaşı sağlanması için çabalamaktadır, diğer tarafta Rusya, Türkiye’nin Esad rejimini yeniden tanıması için uğraşmaktadır. ABD, S-400 meselesiyle Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak isterken, Rusya İdlib üzerinden Türkiye’ye baskısını artırmaktadır. Sorun çok boyutlu ve kapsamlıdır. Taraflar arasındaki pazarlıklar çok karmaşık şekilde iç içe geçmiş olan çok farklı meseleleri ilgilendirmektedir. Üstelik genel olarak Ortadoğu’da yaşanan sıcak gelişmeler her an için yeni değişkenlerin sürece dahil olabileceğini göstermektedir. Kısacası Suriye’nin kuzeyi çözülmesi zor bir düğüme benzemektedir.” şeklinde konuştu.

Akit Youtube Kanalına Abone Ol

Haftanın Özeti

www.yeniakit.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü sair içeriklerle ilgili telif hakları Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Limited Şirketi’ne aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz, yeniden yayıma konulamaz.
Haber Tarihi: 25 Mayıs 2019 Cumartesi 11:57

YORUM YAZ

  • Mesut Sarp Mesut Sarp 1 ay önce
    Boş lafları uzatmanın alemi yok. Reiz o bi türlü gelmeyen " Bir gece ansızını " beklemekten bi hal olduk. Artık sesimizi duy.
  • AYH8N ERG8N8ZEWETAYH8N ERG8N8ZEWET1 ay önce
    ABDnin dünya barisina katkısı anlaşma ve uzlaşma mantığından geçmesi kendi egosu ve mantalitesi olan kovboy mantığına ve onun hamisi olan teksas ruhuna koşulsuz hizmet etmesi yani at,kovboy, kement .Bu medeniyet temsilcileri bugünkü medeniyet tarzı ile tümgüçdengesini bu kovboy mantığı 'na dayalı güçlerdengesi üzerine kurduğu dış siyasetini barıştanuzak zorbalıkla dayatma,ötekileştirme ,beriketlestirme ve ayrimlastirmayla idame ettiğini, edeceğini zanederek ecelinin de senaryolar ını tarih sayfalarına yazdığının, yazabileceginin farkında değil güçtutkusu ve sarhoşluğu içinde.,ABD potansiyel haydut kimliği ile yaptığına jandarmalık diyorsada bunun hur vicdanlardaki adı barbarlık ve yamyamliktir.cunku kendi milli kimliğinde bu vardır.Bu kimlik derin devletinin kendi kimliğidir.yani sonunda yakala yut ve ye olan asaglik prensibiyle çalışır. Turmp kişilik vasıflarıyla agresif yoğun psiko analizi dipte kendinden ve ideallerinden başka dünya kabul etmeyen zorba,ABD nin yahudi demokrasisinin faşist zavallı diktatorudur insanlik erdeminde kafa tasicilik zihniyeti olan zorba,kimliksiz bir kimlik olarak amerikan değerlerini ve mantalitesini koşulsuz egolarıyla şekillendiren, sorgulayarak biçimlendirerek ayaklar altına alan psikolojide psiko analize yeni terimlerle kanalize olacak biri olarak dünya tarihinde bu terimle anılacak ve yargılanacak biri.sorgusuz mo...on mentalitesi ve deger yargisi gercek dunyadan ve insanlik degerlerinden izafi bir soyutlukla uzakta,amerikanin muhafazekaliginin ve katoliginin yeni değer yargısı olarak nihayet baltayi tasa vurdu. ABD potansiyel haydut kimliği ile yaptığına jandarmalık diyorsada bunun vicdanlardaki adı barbarlık ve yamyamliktir.cunku kendi vmilli kimliğinde bu vardır.Bu kimlik derin devletinin kendi kimliğidir.yani sonunda yakala yut ve ye olan asaglik prensibiyle çalışır. Turmp kişilik vasıflarıyla agresif yoğun psiko analizi dipte kendinden ve ideallerinden başka dünya kabul etmeyen zorba,ABD nin yahudi demokrasisinin faşist zavallı diktatorudur insanlik erdeminde kafa tasicilik zihniyeti olan zorba,kimliksiz bir kimlik olarak amerikan değerlerini ve mantalitesini koşulsuz egolarıyla şekillendiren, sorgulayarak biçimlendirerek ayaklar altına alan psikolojide psiko analize yeni terimlerle kanalize olacak biri olarak dünya tarihinde bu terimle anılacak ve yargılanacak biri.sorgusuz mo...on mentalitesi ve deger yargisi gercek dunyadan ve insanlik degerlerinden izafi bir soyutlukla uzakta,amerikanin muhafazekaliginin ve katoliginin yeni değer yargısı olarak nihayet baltayi tasa vurdu.

Günün Özeti

Günün Karikatürü

21 Temmuz 2019