31 yıldır dinmeyen acı! Başbağlar hâlâ kanayan yara
Sivas’taki kirli provokasyonu mütedeyyin camianın üzerine yıkan karanlık mahfiller, Madımak’taki elim olaydan üç gün sonra dünya tarihinde eşine az rastlanır bir sivil katliamını Erzincan’a bağlı Başbağlar Köyü’nde gerçekleştirdi.
Sebahattin Ayan İstanbul
Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 31 yıl önce teröristlerce katledilen 33 sivilin acısı, yüreklerdeki tazeliğini koruyor.
Erzincan kent merkezine 220 kilometre uzaklıktaki Başbağlar köyüne 5 Temmuz 1993 akşamı gelen PKK’lı teröristler, kadınları derede topladıktan sonra para, altın ve değerli eşyaları alarak yağmaladıkları evleri ateşe verdi. Önce 5 kişiyi bulundukları evleri ateşe vererek öldüren teröristler, daha sonra akşam namazı için camide olan 28 erkeği köy yakınındaki boş alanda toplayarak kurşuna dizdi.
Türkiye’deki kardeşlik ve huzur ortamını hedef alanların düzenlediği kanlı tezgâh, 28 Şubat sürecinde bilinçli bir şekilde görünmez hale getirildi.
Katliamın acısının ilk günkü gibi taze olduğu köyde yaşayan vatandaşlar, saldırının faillerinin bulunup adalet önünde hesap vermelerini istiyor.
Başbağlar katliamı Sivas olaylarının sonucudur
Başbağlar Köyü Dernek Başkanı Mehmet Ali Dikkaya, “Sivas’ı da hemen akabindeki Başbağlar’ı da aynı mahfiller gerçekleştirdi. 1993 yılı tarihimizin en karanlık yılıydı. Suikastlerin, faili meçhul cinayetlerin ve katliamların yılı olan 1993’teki hadiselerin hiçbirini tekil olarak göremeyiz. Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü, Turgut Özal’ın şüpheli şekilde can verdiği, Eşref Bitlis’in uçak kazasında şehit olduğu, Bingöl’de 33 erin şehit edildiği, Madımak, Başbağlar, Sündüz, Yavi gibi toplu katliamların gerçekleştirildiği 1993 yılının olaylarının hepsi birbirine bağlı, aynı maksada yönelik eylemlerdi. Türk’le Kürt’ü, Sünni ile Alevi’yi kanlı bıçaklı hale getirmek için tezgahlanan bu hadiseler hala aydınlatılamadı. Adaletin er ya da geç ama mutlaka tecelli edeceğine olan inancımız tam” dedi.
Başbağlar davasının görüldüğü süreçte yaşanan hukuk garabetlerini de hatırlatan Dikkaya, şöyle devam etti: “O günkü hükümetin duyarsızlığı, basiretsizliği bizi daha çok yaraladı. Biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz? Beş insanımızın naaşı hâlâ çıkarılmadı. Daha sonra yapılan evlerin altında kaldı. Mahkeme, Başbağlar gibi bir sivil katliamı, dünya tarihine geçecek kadar büyük bir kanlı olayı faili meçhul olarak kapadı. Katliama katılan sanığın ifadesine rağmen, hiç kimse ceza almadı. Bu büyük bir garabettir. Başbağlar davası tüm yönleriyle ele alınmalıdır. O karanlık süreç mutlaka aydınlatılmalıdır.”
Planlı bir katliamdı
Köylülerden Şerif Gül ise, “Başbağlar katliamı sıradan bir terör olayı değil, planlı ve programlı yapılan bir katliamdı. Köydeki herkesi isim isim biliyorlardı. Hedef Başbağlar değil Türkiye’ydi. Dönemin hükûmetine haklarımızı helal etmiyoruz. O sistemin, düzenin yapamadığı biz yaptık. Biz o dönemde Türkiye’nin üzerinde oynan oyunları gördük. Kardeşin kardeşi kırmasına, ezanımızın dinmesine, bayrağımızın inmesine müsaade etmedik. Biz onların oyunlarını bozduk. O dönemler çok karanlık yıllardı. Ülkemizin üzerinde karanlık bulutlar dolaşıyordu. Katliamdan sonraki günlerde yaşanan bizi daha çok üzdü. Bir hayvan için saatlerce haber yapanlar 33 şehidimizi görmezden geldi. Allah, Akit gazetesinden razı olsun. Bizi hiç yalnız bırakmadı” diye konuştu.
Cuma namazı sonrası anma töreni düzenlenecek
Başbağlar katliamının yıl dönümünde, İstanbul ve Erzincan’da anma programı düzenleyecek. Erzincan Kemaliye Başbağlar köyünde yapılacak olan program kılınacak Cuma namazının ardından başlayacak. Yemek ikramı sonrasında şehitlik ve anıt ziyaret edilerek dua edilecek. İstanbul’da ise Neslişah Sultan Kültür Merkezi’nde cuma namazını müteakiben Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayacak olan program dualarla tamamlanacak.