13 Mayıs 2025: Günün Âyet ve Hadisi
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Sizler için hazırladığımız 'Günün Âyet ve Hadisi' ile 'Günün 'Sözü', 'Günün Fotoğrafı' ve 'Kıssadan Hisse'yi istifadelerinize sunuyoruz... (13 Mayıs 2025)
(٣٣) قُلْ اِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّىَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَالْاِثْمَ وَالْبَغْىَ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَاَنْ تُشْرِكُوا بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهٖ سُلْطَانًا وَاَنْ تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla
(33) De ki: “Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.”
(A'râf Sûresi) (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı)
TEFSİRİ:
Önceki âyetlerde helâl nimetleri haram saymanın yanlışlığına işaret edildikten sonra burada da Allah’ın asıl haram kıldığı şeylerin neler olduğu özetle belirtilmektedir. Buna göre Allah yalnızca, başta zina ve fuhuş olmak üzere, açık ve gizli kötülükleri, ahlâksızlıkları; başkalarının malına, canına, namus ve şerefine karşı saldırıyı; Allah’ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmayı yani aslı esası bulunmadığı apaçık ortada olduğu halde birtakım varlıkları tanrılaştırmayı ve nihayet Allah hakkında herhangi bir doğru bilgi ve delile dayanmadığı halde “Allah şunu helâl kıldı, bunu haram kıldı” gibi rastgele sözler sarfetmeyi yasaklamıştır.
Son iki âyet, bir bakıma, 29. âyetteki “Rabbim adaleti (kıst) emretti” meâlindeki bölümün açıklamasıdır. Zira kıst hem “adalet” hem de “itidal, denge, ölçü” anlamına gelir. Böylece bu iki âyet, bir adalet ve itidal dini olan İslâm’ın, aşırı yasakçılığı da aşırı serbestliği de onaylamadığını; esasen temiz fıtratlı ve aklıselim sahibi her insanın doğru, iyi, hoş ve faydalı bulduğu maddî ve mânevî şeyleri kullandığını; yanlış, kötü, çirkin ve zararlı bulduğu şeylerden de kaçındığını ortaya koymaktadır. Kur’an’da veya hadislerde İslâm dininin “sırât-ı müstakîm” (En‘âm 6/161; Tirmizî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 14), “Hanîf dini” (Yûnus 10/105; Rûm 30/30), “semâhat (hoşgörü ve kolaylık) dini” (Buhârî, “Îmân”, 29; Müsned, VI, 116, 233) gibi denge, gerçekçilik ve kolaylık ifade eden niteliklerle anılması da buradan ileri gelmektedir.
Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 520
ALLAH RESÛLÜ'NDEN (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)
“Allah Teala kıyamet günü teraziler kor:
Namaz kılanlar getirilir ve ücretleri tartılarak kendilerine tastamam verilir.
Zekât verenler getirilir, bunların da ücretleri tartılarak tastamam verilir.
Sonra belâlara uğramış olanlar getirilir, bunlar için ne bir terazi kurulur, ne de defterler açılır.
Bunların ücretleri kendilerine sağanak yağmuru gibi bol bol verilir."
Kaynak: Deylemi, V/8829
GÜNÜN FOTOĞRAFI:
KISSADAN HİSSE:
Uçsuz bucaksız bir ormanda azılı bir Arslan yaşıyordu. Ormandaki tüm hayvanlar, korku içindeydi. Böyle yaşamaktansa bir çare aramak zorundaydılar. Düşündüler, taşındılar, aralarından bir heyet seçerek arslana gönderdiler.
"Ey ormanların şahı Arslan... Her gün içimizden birini yakalıyor, yiyorsun... Buna bir diyeceğimiz yok, fakat bu zahmet niye? Sen tahtında otur, sana her gün içimizden birini yollarız, sen de rahatça yersin. Böylece, biz de sen de huzur içinde ömrümüzü geçiririz" dediler.
Bu teklif arslanm hoşuna gitti ve kabul etti. Artık her sabah bir hayvan Arslan'a teslim oluyordu.
Günlerden bir gün, sıra tavşana geldi. Hayvanlar:
"Eh ne yapalım, kısmet böyle... Çoğumuzun rahatı için birimizin Ölmesi gerek... Haydi vakit geçirmeden yola düş... Arslanı kızdırmayalım..." diye teselli de bulundular ama tavşan işi ağıra aldı, pek aldırmadı. Hayvanlar telâşlandılar. Nihayet yalvara yakara tavşanı yola düşürdüler...
Tavşan, kaygısız, seke oynaya Arslanın huzuruna geldiğinde vakit bir hayli ilerlemişti.
Açlıktan ateş püsküren Arslan, kükredi: "Nerede kaldın? Bu gecikmene sebep ne?"
Tavşan, yalancı bir telâşla terlerini silerek, boynunu büktü:
"Aman efendim, ben saygıda kusur etmedim. Sabah erken yola çıktım ama başka bir Arslan yolumu kesti, elinden kurtuluncaya kadar neler çektiğimi bilmezsiniz?"
Arslanın öfkesi büsbütün başına vurdu:
"Kim bu küstah? Bu ormanda yalnız benim hükmüm geçer. Kim miş o, çabuk söyle?"
Tavşan durumdan memnun, hep öteki Arslan'ı övdü, böylece Arslan'ın onurunu incitti. Arslan dayanamadı... "Düş önüme, göster bu alçağı..." dedi.
Yola koyuldular. Tavşan Arslan'ı bir kuyunun başına getirdi:
"İşte sultanım, yolumu kesen o arslan bu kuyunun içinde.. Bakınız nasıl da kurulmuş..."
Arslan, hırsla kuyunun içine baktı. Suda kendi görüntüsünü gördü. Hırlayınca, kuyudaki aksi de hırladı. Tavşan firsatı kaçırmadı:
"Görüyor musunuz efendim? Size nasıl da meydan okuyor.."
Arslan büsbütün hiddetlendi, gözleri döndü.
"Bir diyardaki iki sultan olmaz, parçalamalıyım onu..." diye mırıldandı, ardından kendini kuyuya attı.
Bu kendi sonu oldu..
Tavşan yemyeşil çayırlarda seke seke giderek hayvanlara kurtuluşu müjdeledi...
