Râfıza ve Ehl-i Beyt

23 Kasım 2014 Pazar

Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlanmadan dünyada barış ve istikrarın sağlanması mümkün değildir. Bu da bu coğrafyanın dinî, etnik, mezhepsel ve kültürel yapısının bütün yönleriyle tanınmasının ne kadar önemli olduğunu bize ifade eder.

Ortadoğu’ya dair bir açılım yaptığınızda kültürel, dinî, siyasi, iktisadi vs. hangi perspektiften ele alırsanız alın mutlaka tanımak zorunda olduğunuz bir gerçeklik de; Şiîliktir. Bu fırkanın hem jeostratejik dağılımı, hem enerji kaynakları üzerinde mukim olması hem de kültürel ve tarihî derinliği onları gelecek stratejiler açısından önemli kılmaktadır. 

Özellikle de son dönemde coğrafyamızın mezhepler arası bir savaşa sürüklenmesi ve Suriye’de İran ve Hizbullah’ın aldığı tavır göz önüne alındığında meselenin ne kadar hassas olduğu anlaşılacaktır. 

Bu meyanda Rıhle dergisinin son sayısını dikkatle okumaya başladım. Derginin son sayısı “Râfıza ve Ehl-i Beyt” dosyasını ele alarak Şia mezhebini farklı açılardan masaya yatırmış.

Dr. Ebubekir Sifil, ‘Ehl-i Beyt ve Râfıza’ başlıklı makalesinde İmâmiyye Şiası’nın etkin propagandası sonucunda nasıl ‘Şia’ ve ‘Ehl-i Beyt’ kavramlarının adeta eşanlamlı hale gelmiş olduğunu, Râfızilik ideolojisini benimsemenin; Ehl-i Beyt’i sevmenin, onlara tabi olmanın ve onların hukukunu korumanın olmazsa olmaz yolu olarak sunulmasını incelemiş. 

Abdulcabbar Adıgüzel Hoca İmâmiyye’de beş temel inanç esası olan tevhid, adâlet, nübüvvet, imâmet ve meâd’ı incelediği ‘Şiîlikte İnanç Esasları’ başlıklı makalesinde, Şia’yı farklı kılan; Allah’ın sıfatlarının zâtı ile aynı olması, ru’yetullah’ın imkânsızlığı, Kur’an’ın mahlûk olması ve bedânın kabul edilmesi gibi meseleleri incelemiş. Ayrıca Şia’nın Mu’tezile ile olan ilişkisini de mezkûr konular bağlamında ele almış. 

Çok istifade ettiğimi belirtmeden geçemeyeceğim bir çalışma da Metin Bozan tarafından kaleme alınmış. Şiî temel kaynaklara dayanarak hazırladığı ‘Oniki İmamcı Şia’nın Oluşum Süreci’ başlıklı çalışmasında Şia mezhebinin oluşum ve kurumsallaşma sürecini imamet nazariyesi merkezli olarak ele almış ve imamet teorisi ile ilgili unsurların izini buradan takip etmiş. 

Fatih Yücel Hoca ise bu konuyla bağlantılı olarak Şia’da ortaya çıkan bir ayrışmayı, ‘İmamiyye-Zeydiyye Polemikleri’ başlığı altında incelemiş. Bu bağlamda İmamet nazariyesi, Kur’an’ın sübutu, Sünnet anlayışı, mut‘a nikâhı ve abdestte ayakların yıkanması gibi konularda yaşanan tartışmalara makalesinde yer vermiş. 

Suriyeli âlim Abdulkadir Muhammed el-Hüseyin  ise çok önemli bir konuyu, Ehl-i Sünnet-Şia ilişkilerinin makul seviyeye gelebilmesi için gerekli olanları ‘Şia ve Tashih’ kitabının değerlendirmesiyle yapmış. 

Ürdün’de ikamet etmekte olan Şeyh Ahmed Cemmâl el-Hamevî  ile de ‘Şia Üzerine’ bir mülakat bulacaksınız. Fikret Çetin’in yaptığı bu mülakat, hem Şia’nın tarihsel tavırlarını hem de aktüel tercihlerini anlamak için önemli bilgiler ihtiva etmektedir.

İntikad bölümünde ise Ahmet Tahir Dayhan Hocanın ‘Sahâbeyi Ötekileştirmek Üzerine’ başlıklı değerlendirmesini bulacaksınız. Dayhan hoca çalışmasında, ilk önceleri kendini Ehl-i Sünnet gören –hatta Tunus’ta İhvan-ı Müslimin’in ilk kurucularının içinde de yer alan- fakat daha sonra hidayete ererek (!) Şiî olan Muhammed et-Ticânî es-Semavî’nin hidayetini (!) ve hidayetine neden olan (!) argümanları değerlendirmiş. 

Gazetemiz yazarlarından Sayın Mustafa Özcan’ın Şiî yayılmacılığın bölgesel ve uluslararası etkisini incelediği ‘Paralel Mezhep Ortadoğu’yu Kuşatıyor’ başlıklı yazısı da dikkat çeken bir diğer makale.

Başka değerli çalışmaların da yer aldığı son sayısında Rıhle dergisi Şia ile ilgili tarihi arkaplana ışık tutarak bugünü da anlamayı kolaylaştıracak bir muhtevayla okuyucularıyla buluşmuştur. İlgililere duyurulur...  

Günün Özeti

YORUM YAZ