Sayın Erdoğan ne yapmak istiyor?..
Ergenekon, Balyoz, Gezi, 17-25 Aralık, 6-7 Eylül, Paralel Devlet vs. mevzularının merkezinde “Başkanlık Sistemi” vardır!..
Meselenin özünde “Başkanlık Sistemi”ne geçmek isteyenlerle bunu engellemek isteyenlerin çekişmesi bulunmaktadır.
Açacak olursak:
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, uzun yıllardır Türkiye’yi “köhne”, “iş görmez, gördürtmez” yapısından kurtarmaya, “aktif, proaktif, dinamik” bir yapıya kavuşturmaya çalışmaktadır.
Sayın Erdoğan buna İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde “kesin olarak” karar vermiştir.
O görevindeki büyük hamleleri “mevzuat hazretlerine” ve gücünün bir bölümünü buradan alan “takozlara” rağmen gerçekleştiren Sayın Erdoğan, köklü bir sistem değişikliğine gidilmediği takdirde emek ve kaynakların büyük ölçüde zâyi olacağına inanmıştır.
“Yeni Türkiye” hedefine varılmadıkça elde edilen hiçbir başarının “kalıcı” olamayacağını o yıllarda görmüş, birçok dostunun kendisini yanlış anlamasına yol açan “gemileri yakma” kararını da “Yeni Türkiye”yi gerçekleştirebilmek için vermiştir.
•
Bu hedefe giden çalışmalarının bir kısmı “üst akıl” tarafından yönetilenler, bir kısmı da AK Parti içindeki ve dışındaki “kifayetsiz muhterisler” tarafından engellenmek istenmiştir.
Sayın Erdoğan bu fevkalade uzun ve zorlu yolda ilerlerken, zorluklar karşısında “maddi delillerle” akıl sır erdirilemeyecek kadar büyük direnç göstermiş, ince stratejiler uygulamış…
Kimi vakit -önemli hatalara imza atmak üzereyken –öyle inanıyorum ki- “samimiyetinin mükâfatı” olarak engellenmiştir.
Muhtar olmasının bile ihtimal dışı görüldüğü günlerden, “YENİ” Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na gelişine kadar uzanan serüveninin her anı mânâlıdır.
Merhum Abdülhamid Han, Merhum Menderes, Merhum Özal, Merhum Erbakan hattında ortaya konulan büyük fedakârlıklar, Sayın Erdoğan’ın karşısına o “Büyük Vazifeyi” getirmiştir.
Sayın Erdoğan, siyasi hayatının finalinde “Yeni Türkiye”yi gerçekleştirmekle vazifelidir.
Fatih Sultan Mehmed Han hazretlerinin direnci olmasaydı –Allah bilir- İstanbul’un fethi mümkün olmayacaktı.
Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat sonrasının o fil girmiş züccaciye dükkânına dönen Türkiyesini toparlamak için kolları sıvamasaydı –Allah bilir- bugünün Suriyesi gibi olacaktık!..
•
Bu vazife de Sayın Erdoğan’a düşüyor.
Sayın Erdoğan, Devlet Merkezi’ni Çankaya’dan Söğütözü’ne taşımasının esas sebebini idrakten âciz bazı “muhafazakârlar”a ve “üst aklın” kontrolündeki dahili şer odaklarına rağmen Türkiye’nin muhtaç olduğu “Yeni” ama “Gerçekten Yeni” anayasa mutlaka gerçekleştirmelidir.
Sistem değişmedikçe, daha açık ifade edelim; “Başkanlık Sistemi” gelmedikçe…
Sayın Erdoğan ve sonrasında gelecek isimler “Devlet Başkanı” olmadıkça, “Yeni Türkiye” yolculuğu gerçek mânâsına kavuşamaz.
Sayın Erdoğan’ın bunu gerçekleştirememesi halinde “Yeni Türkiye” yolunda atılacak her adım “dâhili ve hârici” engellere takılacaktır.
•
Enerjisinin büyük bölümü bu işlere gidecektir!..
“Yeni Türkiye”nin temel şartı olan Başkanlık Sistemi hayata geçirilemediği takdirde siyasette “Demirel usulü” atraksiyonlar etkili olmaya devam edecek, meydanı günün birinde yine “politika kurtları” ele geçirecektir!..
“Yeni siyasi elitlerin” üretilmesi gibi çok önemli bir hedefin gerçekleştirilme imkânı da önemli ölçüde azalacaktır.
“Yeni Türkiye”de,
-Sayın Erdoğan “Devlet Başkanı” olmalıdır.
-Sayın Davutoğlu da Allah nasip eder de “Saray”a çıkarsa, “Devlet Başkanı” olarak çıkmalıdır.
“Amerika’yı” yeniden keşfe gerek yok.
Üstelik;
Amerika’yı keşfetmiş bir ecdâdımız var!..
•
Yeni Anayasa, Yeni Türkiye için “en az” 330 sandalyeye sahip olmak gerekiyor.
Bugünlerde “küçük partilerle” kurulan “paralel ilişkiler”e bakın, yeni siyasi oluşumlara bakın, ÜÇ DÖNEMİ DOLDURMAK ÜZERE OLAN AK PARTİLİ BAZI MİLLETVEKİLLERİ İLE” kurulan “paralel temaslara” bakın…
Dört bir koldan gelen düşman taarruzlarına bakın…
Nereye bakarsanız bakın…
Göreceksiniz ki “bir şeyi”, “büyük bir şeyi” engellemeye çalışıyorlar.
O, “Yeni Türkiye.”
Yani “Başkanlık Sistemi.”
•
Sayın Erdoğan, bunların elbette farkında...
Bu farkındalığın eseri olarak “kritik adımlar” atıyor.
Daha fazlasını yazmayı şu an için uygun görmüyorum.
Sevgilerimle.