THY - TR Çıkışlı Güney Avrupa Kasım

Haydi Bismillah...

09 Şubat 2016 Salı

Es selamu aleyküm ve Rahmetullahi ve berekatuhu diyerek sözlerime başlıyorum. Akit gazetesi, Akit televizyonu çalışanlarına ve okuyucularına en kalbi sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum. Bu vesile ile vefatından iki hafta önce Akit Gazetesi’ne beni davet eden ve muhterem Mustafa Karahasanoğlu Ağabey ile tanışmama vesile olan Hasan Karakaya kardeşime, Allah’tan şehitlik makamında cennetine kabul buyurmasını diliyorum.

8-10 senelik aradan sonra; sevenler ve nefret edenler, yeniden yazmaya niçin başladığımı mutlaka merak edeceklerdir.

2002 yılından 2008 yılına kadar öncelikle cemaati uyarma maksadıyla Türkiye’deki bütün gazete ve dergilerde  yaptığım röportajlarla ve 50’ye yakın televizyon programları ile öncelikle cemaat mensuplarını uyarmak istedim.

Terk edilen asli hizmet çizgisinden nasıl tamamen bir örgüt yapılanmasına dönüştüğünü eski cemaat arkadaşlarıma ve bu işe samimi destek veren insanlara anlatmaya çalıştım.

Daha önce cemaatten belki oy devşirmek veyahut işbirliği yaparak iktidar olmak için, cemaate yakınlaşan ANAP’ı, DYP’yi ve bütün siyasi partileri, Gülen’in nasıl kandırdığını anlattım.

 Ak Parti hükümetlerinin de uyarılması gerektiğini düşünerek dikkatlerini çekmek istedim. Fakat maalesef itibarsızlaştırılarak ve karalanarak ezildim, iftiralara maruz kaldım.

Kamuoyunda söylediğim sözler çok işe yaramadı ve çektiğim çileler, tehditler, suikast girişimleri ile, ailem paramparça edildi. Bütün iş imkanlarım elimden alındı. Eş-dost-arkadaş boykotları ve Fetullah’ın talimatı ile konserve insan olarak aforoza terk edildim.

Bu zulüm talimatının belgesinin fermanını, Gülen kendi el yazısı ile bana ve cemaate iletti.

Ben bunlardan ızdırap çektiğim için şikayet babında yazmıyorum. 

Yıllar önce 17-25 Aralık hadiselerinin ülkemizi bugünkü uçurumun kenarına getireceğini, akrep ve yılanla dost olunamayacağını, İslam’ın ve Kur’an’ın maske olarak kullanılmasını hazmedemediğim için bu açıklamaları yapmıştım.

 Fakat maalesef ne cemaat mensuplarına, ne o günkü siyasi iktidara sesimi duyurmaya muvaffak olamadım.

İki trenin aynı ray üzerinde karşı karşıya süratle yaklaştığını ve ilerde büyük bir felaketin ortaya çıkacağını anlatmaya çalıştım, fakat muvaffak olamadım.

6 sene Türkiye’de en çok izlenen nurettinveren.net internet sayfamı, 40 küsur defa hacklendiği halde devam ettirmiştim; gördüğüm bir tv haber programından sonra dehşet veren bir görüntüden dolayı kendi elimle kapatmak kararı aldım ve kapattım.. O görüntü şu idi:

O günkü Genelkurmay Başkanı Büyükanıt Paşa, benim yıllar önce talebeliğinden tanıdığım, o tarihde üst rütbeli subay konumundaki kişi ile birlikte, Londra’da seyahatte idi.

Cemaat’ten olan bu şahsı haber programında görünce, artık uyarılarımın bir işe yaramayacağını hiç kimsenin bu yapıyı görmek istemediğini düşünerek, sayfamı kapatmıştım.

Çünkü; Büyükanıt Paşa bu yanındaki şahıstan habersiz ise bu bir felaketti.

Eğer bilerek yanında tutuyorsa tam bir facia idi.

 Bu manzara; benim için yazma çizme ve uyarı görevimin bittiğinin alameti idi.

2008’den bu yana cemaat tarafından yapılan çeşitli baskılarla, en son ayrı ayrı ikişer yıl hapis cezasına çarptırıldım. Birincisi paraya çevrildi, ikincisinden cezaevinde yatmak zorunda kaldım.

Birisi F.Gülen’e basın yoluyla iftira ve hakaret.

 İkincisi tehdit suçu işlemekten idi.

Cezaevinden çıktıktan sonra bu konularla ilgili yine konuşmadım, konuşmayı da düşünmedim; bu çileler benim bir imtihanımdır diye düşünmüştüm.

Yapacağım şeyleri yapmıştım; kitaplar yazıp, ülkeme olan uyarılarımı hem televizyonlarda hem gazetelerde dile getirmiştim. Bundan sonrası kader-i ilahinin takdiri ve milletin uyanmasını beklemekti.

Fakat bugün içine düştüğümüz ve gelinen noktada dünyanın bütün karanlık konseyleri, ülkemizin etrafında bir ateş çemberi tutuşturdular. İçerdeki ve dışarıdaki düşmanları harekete geçirerek, İslam dünyasının ‘Son Kale’ ve umudu olan Anadolumuzu ve milletimizi, devletimizi yok etmek isterken, susmayı vefasızlık olarak düşündüm; her şeyi göze alarak yeniden yazmak ve konuşmak için çareler aradım; çok şükür ki, bugün Akit gazetesi ve Akit televizyonu bu fırsatı bana verdi ve burada yazmak ve konuşmak için bu vefalı ve gerçek vatan evlatları bizi gazetelerine ve televizyonlarına davet ettiler ve kabul ettiler.

Ben de bundan sonra yine daha önce bu meseleler ile ilgili anlatılmamış veya bu meseleleri derinlemesine anlayamamış, öncelikle cemaat mensuplarına sistemin karanlık noktalarını, anlaşılmamış olayları ve bugüne adım adım nasıl gelindiğini anlatmaya çalışacağım.

Gülen’in psikolojik haleti ruhiyesi ve ütopyası, insanları kendisine bağımlı hale getirmesi, İslam’ı ve Kur’an’ı kendi anlayışı ile dünyaya sunması ve insanları kendisine bende yapmasını, kademe kademe asli çizgimizden, masum gösterdiği küçük takiyeler ve zigzaklarla nasıl uzaklaştırdığını anlatmaya çalışacağım.

YORUM YAZ