Şema terapide “şema alanları”

01 Ekim 2017 Pazar

Değerli okuyucularım, şema bizi etkileyen uyaranın ne olduğunun anlaşılması ve değerlendirilmesi için oluşturulmuş zihinsel bir yapıdır. Şemalar sayesinde zaman ve mekândaki yerimizi bilebiliriz.

Şema terapi, bir psikoterapi modelidir. Değiştirilmesi zor, çocukluk ve ergenlik döneminde belirgin kökenleri bulunan psikolojik bozuklukların, açıklanması ve tedavisine ilişkin kuramsal ve uygulamaya yönelik bir model. Şemalar bebeklikten başlayarak gelişir ve yaşam boyu sürerler. Kişinin kendisine ve çevresine ait yaygın ve koşulsuz temalardır. Bu nedenle bir kez meydana geldikten sonra şemalar, kişi için mutlak gerçek olarak algılanırlar ve kolay kolay değişmezler. Şema terapi, Jeffrey Young tarafından Bilişsel-Davranışçı Terapi yaklaşımı içerisinde kendine has bir okul olarak geliştirilmiştir. 

Şema alanlarını şöyle sıralayabiliriz;

1- Sevgi /Aidiyet

*Duygusal yoksunluk: Normal duygusal ihtiyaçların diğerleri tarafından yeterince karşılanmayacağı beklentisi, inancıdır. Birlikte olduğumuz insanlar bizi sevmeyecek, zor anımızda yanımızda olmayacak, bize destek olmayacak vb. Bu şemanın hayatında aktif olduğu insanlar kendilerini üvey evlat gibi algılayabilirler.

*Sosyal izolasyon: Bu şema insana kendini diğer insanlardan farklı ve ayrı; grupların dışında hissettirir. Diğerleri tarafından dışlandığına ya da dışlanacağına inanır. 

*Kusurluluk: Bu şemadaki insanlar nedenini tam anlayamadıkları bir şekilde kendilerini kusurlu hissederler. Bu kusurlar, fazla kilo, uzun burun gibi açık olabileceği gibi, bencillik, kıskançlık gibi gizli de olabilir. Bu şema, insanı eleştiriye, suçlanmaya aşırı duyarlı kılar. Kişi diğerlerinin yanında rahat olamaz, kendini utangaç ve güvensiz hisseder.

Duyguları bastırma: Doğal davranış ve dürtülerin sürekli ve aşırı bir baskı altında tutulması ile karakterizedir. Baskılamadaki amaç, yanlış yapmaktan, eleştirilmekten, kabul görmemekten, dürtülerini kontrol edememekten kaçınmaktır. Tipik özellikler arasında, duyguların bastırılması, aşırı düzenlilik, kurallara aşırı riayet; neşe, cinsel uyarılma ve eğlencenin bastırılması; kırgınlıkları ifade etmede, ihtiyaçları dile getirmede güçlük; akılcılık üzerine aşırı vurgu sayılabilir. 

2- Güven ve Adalet

Cezalandırıcılık: Bu şema yapılan hiçbir yanlışın cezasız kalmaması gerektiği ile karakterizedir. Öfke, acımasızlık, kendisi de dâhil standartlara uymayanlara katlanamama söz konusudur. Hataları affetmeye karşı olumsuz tavır takınırlar.

Kuşkuculuk: Bu şema her an, diğer insanlardan şu ya da bu şekilde zarar görme ihtimalini içerir. Başkaları bizi aldatabilir, kandırabilir, aşağılayabilir, kötüye kullanabilir ya da bizim canımızı yakabilir.

Terkedilme: Bu şemadaki temel inanç, birlikte olunan insan tarafından terk edileceği yönündedir. Birlikte olunan kişiler ölecek, başka birisiyle birlikte olacak, ya da kendisinden ayrılacaktır. En nihayetinde bu birlikte olunan insanlar güvenilmez, tutarsızdır; öyle algılanır.

Karamsarlık: Hayatın kötüye gideceğine dair bir inanç vardır. Hayatta olumluluklardan ziyade olumsuzluklar üzerinde durulur. Aşağılanmaktan, yanlış yapmaktan korkulur. Bu kişiler sıklıkla, kaygı, korku, kadercilik, şikâyetçilik ve kararsızlıkla karakterizedirler.

Dayanıksızlık: İnsanın her an bir felaketle karşılaşma korkusu yaşamasıdır. Korkular, kalp krizi geçirme gibi tıbbi; çıldırma gibi duygusal; asansörde mahsur kalma, terör olaylarına karışma gibi fobik olabilir. Bu şemanın aktif olduğu insanlar pek rahat ve huzurlu olamaz, kendilerini güvende hissedemezler

Kendini feda: Kişinin, kendi memnuniyetinin pahasına da olsa başkalarının ihtiyaçlarını öncelemesi; başkalarının ihtiyaçlarını giderebilmek için aşırı çaba sarf etmesidir. Bu çabanın nedenleri arasında, başkalarına sıkıntı vermemek, aciz olduğu düşünülen kişilerle ilişkiyi devam ettirmek yer alır.

3- Saygı

Bağımlılık: Kişi günlük hayatını tek başına idame etmekte zorlanır. Önemli kararlar almakta ciddi sıkıntılar yaşar. Alacağı kararın ya da yapacağı şeyin yanlış olduğunu düşünür. Çaresizlik yoğun yaşanan bir duygudur. 

Başarısızlık: Kişinin başarısız olduğuna ve bundan sonra da başarısız olacağına inançtır. Kişi kendini aptal, beceriksiz, yetersiz olarak algılar. 

Boyun eğicilik: Kişinin kararları, denetimi, son sözü, kontrol başkasına bırakma zorunluluğu hissetmesidir. Burada amaç, öfkeden, karşı tepkiden veya terk edilmekten kaçınmaktır. Buradaki vazgeçiş, kişinin ihtiyaçlarını, isteklerini, kararlarını bastırması ile öfke gibi duyguları bastırmasını ifade eder. Kişi kendi ihtiyaçlarının başkaları açısından önemli olmadığına inanır; olayları bir oldu-bittiye getirmeye çalışır. Aşırı uyumlu bir yapı oluşturabilir. Fakat buradaki uyum, yoğun bir öfke oluşumuna yol açar. Bu öfke de madde kullanımı, psikosomatik rahatsızlık, öfke patlamalarına, duyguların kapanmasına yol açabilir.

İçiçelik: Kişi bir ya da daha fazla kişiye (genelde ebeveyn) aşırı duygusal bağlılık hisseder. Kendini o kişilerden ayrı tek başına bir birey olarak düşünemez. Bu durum insanın bireyselliğinden, sosyalliğinden vazgeçmesine sebep olur. 

3- Haz /Sınırlar

Yetersiz özdenetim: Kişisel hedefler oluşturma ve bunlara ulaşmada gerekli olan işleri yapmaktan kaçınma söz konusudur. Kişi, dürtü ve duygularını kontrol etmekte zorluk yaşar. Huzursuzluktan, ağrıdan, sıkıntıdan, yüzleşmelerden ve sorumluluklardan kaçınma çokça görülür.

Mükemmelliyetçilik: Davranışlarda ve iş başarmada mükemmele ulaşma isteği temel belirleyicidir. Ancak buradaki mükemmellik asla gerçekleştirilemeyecek bir hedeftir. Mükemmelliğin temel amacı eleştiriden kaçınmaktır. Bu kişiler sürekli çalışmak, daha iyisini yapmak zorunda hissederler. Tatil bunlara çok çekici gelmez. Mükemmeliyetçilik, aşırı titizlik, kuralcılık, dini ve kültürel kurallarda katı tutum vb. göze çarpar.

Onay arayıcılık: Bu şema, kişinin başkalarının onayını alma, kabulünü ve ilgisini kazanmaya karşı aşırı hassasiyeti ile karakterizedir. Bu kişiler ortama uygun davranmaya çok dikkat ederler. Kişi için önemli olan başkalarının gözünde nasıl göründüğü, yaptıklarını başkalarının nasıl değerlendirdiğidir.

Haklılık: Şema “kerameti kendinden menkul” bir haklılığı ve üstünlüğü içerir. Her durumda, çatışmada kişi kendini haklı görür. Kişinin empati duyguları gelişememiştir. Güç ve yetki kazanmaya; üstünlük sağlamaya aşırı bir odaklanma olabilir. Kendi çıkarları doğrultusunda rekabet yaşayabilir ve karşı tarafa baskı uygulayabilir.

Sizi olumsuz etkileyen şemalarınızın farkına varabilmeniz ve bunları değiştirebilmeniz duasıyla Allah’a emanet olunuz.

PSİKOTERAPİST KIVANÇ TIĞLI BULUT

DNŞ. TEL: 0212 503 79 95-0506 401 79 91