PYD’ye silah veren ABD ile ilişkinizi kesin!

11 Haziran 2017 Pazar

Öyle değil ama..

Varsayalım suçlanan devletlerin terörü finanse etme niyetleri var.

Niyetle olmuyor ki bu iş..

Suçlanan devlette para var.. 

Tamam burasını anladık.

Peki sadece para ile terör üretebilir misiniz?

Örneğin, sadece paranız var diye, bir DAEŞ kurabilir misiniz?

Teorik olarak cevap verenler, “Paranın yapmayacağı şey yoktur” olacak ama..

Şu ihtimali de aklınızda tutmanız lazım..

Paranız olsa bile..

Terörü üretmek için gerekli silahları satın alamazsanız..

Para size bakar, siz de paraya bakarsınız..

Özellikle de kısa vadede..

Terör için gerekli silahları üretme imkanı bulunmuyor ise..

O silahlar tam aksine, bazı zengin devletlere, “Terör suçlaması” yapan ABD gibi devletler tarafından üretiliyor ise..

Çözüm gayet basit..

Bazı devletlerin elinde, istedikleri kadar “denizde kum, onlarda para” olsun..

Tek başına para, bir şeye yaramaz..

O parayı bastırıp, silah almak lazım ki, DAEŞ kurulsun..

Parayı bastırıp, Toyota jipler almak ve teröristlere dağıtmak lazım ki, DAEŞ olsun..

Para verilip, kimden alınacak bu terör örgütü için gerekli malzemeler?

ABD’den.. 

Almanya’dan..

Rusya’dan.. 

Ve diğer silah üreticisi devletlerden..

Parayı bastıran olsa bile..

Bu devletler, “Satmıyorum kardeş, silah milah yok” deseler..

Olayın % 70’i kendiliğinden çözülmüş olmaz mı?

Ama Büyük Şeytan bu; “Tavşana kaç, tazıya tut” derken..

Sanki terör örgütlerine karşı imiş gibi görüntü veriyor..

Bir yandan da DAEŞ’i kendisi kurup, dünyanın başına bela ediyor.

Ardından da, DAEŞ mağduru devletlere, “Size silah satayım, terör örgütlerine karşı tedbirli olursunuz” diyor..

İki taraflı sağıyor..

Hem terör örgütlerine silah satıyor..

Hem de o örgütlere karşı savunma amaçlı malzemeleri satıyor..

İki taraftan birden, para kazanıyor..

İşin daha vahim bir yanı var..

Katar’ın zenginliği, Büyük Şeytan’ın başını döndürmüş, el koymak için ellerini ovuşturuyorken..

Bahane olarak da, Katar’ı terörü finanse etmekle suçluyor ama..

ABD’nin bizzat kendisi, PYD isimli terör örgütünü, bırakın para ile finanse etmeyi..

Silah vererek finanse ediyor..

“Tank mı istersiniz.. Tüfek mi, top mu?” diyor..

Her istediğini veriyor..

Adı da, bir başka terör örgütü olan DAEŞ’i temizlemek..

Sanki Birleşmiş Milletler diye bir kuruluş yok..

Sanki o kuruluşun Güvenlik Konseyi yok..

Bir çapulcuyu safdışı bırakmak için.

Bir başka çapulcuyu silahlandırmak zorunlu imiş gibi..

DAEŞ’in miadının dolma ihtimaline karşılık..

PYD’i dünyanın başına bela etmek için hazırlıyorlar..

Sorsak, diyecekler ki: “Terörü finanse etmek suçtur!”

Peki sizin yaptığınız ne?

İşlerine gelince, zenginliklerine el koyacakları devletleri “terörü finanse etmek”le suçluyorlar.

Ama finansın kralını, kendileri hem de tüm dünyanın gözü önünde yapıyorlar..

Hiç saklamadan..

Açık açık, ifade ederek..

Burda sözüm İslam alemine..

Bin bir iftira ile, Katar’ı suçlayıp ilişkinizi keseceğinize..

PYD’ye bedava silah veren ABD ile ilişkinizi kesin!

Tam bu noktada, bizdeki vatan hainleri geliyor aklıma..

Suriye’deki Türkmenlere insani yardım giderken..

“Bulduk bulduk. TIR’larda silah vardı, bulduk” diye sevindirik olan Can Dündar’lar, Ahmet Şık’lar..

“Bu işin sorumluları, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak” diyen sözde gazeteciler..

ABD’nin göstere göstere yaptığı, PYD terör örgütüne silah yardımını da şöyle bir eleştirseler..

“Silah yardımı yapılıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak” deseler..

Biliyorum, Ahmet Şık cezaevinde..

Ama cezaevinde iken de, ne açıklamalar yapıyor ordan..

Yine de onu muaf tutalım..

Peki Can Dündar niye, ABD’yi Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne göndermiyor?

Onların düdükleri, sadece Türkiye’ye mi ötüyor?..

Onların görevi; Türkiye’yi engelleyerek, ABD’nin önünü açmakla mı sınırlı?

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

    Günün Özeti