Yeni Akit - M&S Asistans

İki değil üç yoldaşınız yok: Baykal, Berberoğlu, Gülen!

04 Şubat 2018 Pazar

CHP’nin otuz altıncı, Kılıçdaroğlu’nun altıncı kurultayı başladı..

İktidara gelemedikten sonra, hatta iktidara gelme noktasında ciddi bir yarış veremedikten sonra.. 

15 yıldır iktidarda olan bir partinin yarısı kadar oy alamadıktan sonra.. 

Otuz altıncı  kurultayı yapsanız ne olur, üç yüz altmış altıncı kurultayı yapsanız ne olur?

Nitekim bu gidişle, o sayıya da ulaşacaklar gibi..

Çünkü, kurultay yapma aralığı, bir yıla kadar inmiş durumda..

Kılıçdaroğlu’nun 2010 ortasında genel başkanlığa gelmesini esas alırsak..

7 senede 6 kurultay yapmışlar.

AK Parti 16 yılda 5 kurultay yapmış, altıncısına hazırlanırken. 

CHP ise, 7 senede aynı sayıyı devirmiş bile..

Ne diyelim; benim oğlum bina okur, döner döner yine okur..

Bunların ki de o hesap.. Dönüp dönüp, bir daha, bir daha kurultay yapıyorlar..

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, kurultay açılışında yaptığı konuşmada, “İki değerli yoldaşımız aramızda yok. Bunlardan birincisi Deniz Baykal, önceki genel başkanımız Deniz Baykal. (..) Ve aramızda olmayan milletvekilimiz Enis Berberoğlu” demiş..

Aslında bence “İki değerli yoldaşımız” yerine, “Üç değerli yoldaşımız” demeliydi Sayın Kılıçdaroğlu..

Öyle ya..

Baykal ve Berberoğlu’nun yanı sıra, Pensilvanya’daki Fetullah Gülen de, CHP’nin dünkü kurultayına katılamadı..

Oysa, son 4 yıllık CHP’nin siyasi iktidara yönelik eleştirilerine bakın.. Hemen hepsi, Pensilvanya markalı eleştiriler.

“Rıza Sarraf eksenli eleştiriler” derseniz, Fetullah Gülen markalı..

“17-25 Aralık soruşturmaları” derseniz, Fetullah Gülen markalı..

“Milletvekilleri Enis Berberoğlu’nun cezaevinde olmasına sebep olan MİT TIR’ları” derseniz, Fetullah Gülen markalı..

Araştırın.. Kemal Bey’in açıklamalarına bakın.. 

Fetullah Gülen markalı olmayan, kendi ürettikleri bir tane ciddi eleştirileri var mı?

Bir tanecik dahi somut örnek bulamazsınız..

Dolayısı ile.. Kemal Bey, Pensilvanya’daki zatı da anarak, “Akıl babamız, Fetullah Gülen de aramızda yok” demeli idi..

Bu eleştirimi abartılı bulursanız, Kemal Bey’in “Aramızda yok” dediği iki isimden hareket ederek söyleyelim..

Bakın Fetullah Gülen ile CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu ne kadar içiçe..

Deniz Baykal’ın gayrıahlaki ilişkisi deşifre olduğunda, “Okyanus ötesi, kendisine selam yollamış”tı.

Baykal da Gülen ile ilgili olarak, “Üzüntülerini bildirdi..” diyerek, kendisine yönelik (aslında riyakarlık dolu) desteği/görüşmeyi itiraf etmişti.

Dünkü kurultaya katılamayan birçok isim olmasına rağmen, Kemal Bey’in Deniz Baykal ismini zikretmesi, bunun için çok önemli.

Ya ikinci isim?

O da, Pensilvanya’nın ürettiği sahte deliller sebebi ile şu an cezaevinde.. 

Pensilvanya’ya o kadar bağlı ki, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’na inanmıyor, Pensilvanya’da yaşayan adamın sözlerine inanıyor, güveniyor.. 

Ki, MİT TIR’ları iftiralarını yaygınlaştırmak için, cezaevine girmeyi bile göze alıyor..

Kemal Bey’in Pensilvanya ile ilişkisi bunlarla sınırlı mı?

Tabii ki hayır..

Bir atasözümüzde, “Hafıza-i beşer, nisyan ile malûldür” denir ya!

Bu söz gereği, biz de, çarçabuk unuttuk, Kemal Bey’in, Fetullah Gülen’le sıkı fıkılığını..

Bakmayın siz onun, dünkü kurultayda yaptığı konuşmada, “Bu kurultay salonunda terör örgütü tarafından aldatılanlar yoktur. (..) Terör örgütüne ‘Ne istediniz de vermedik’ diyenler yoktur” dediğine..

Tayyip Erdoğan’ı bunlardan farklı yapan, halkın kendisine daha yakın hissetmesi de, “Ne istediniz de vermedik” türünden samimi itiraflarından kaynaklanıyor..

Kemal Bey itiraf etmiyor da, gerçekleri gizlediğini mi sanıyor?..

Buyrun arşivden aktaralım.. 

Görelim bakalım, dünkü kurultay salonunda, “Ne istediniz de vermedik” diyenin kralı var mıymış, yok muymuş?

Yıl 2011..  CHP Milletvekili İsa Gök, Fetullah Gülen için “çete” nitelemesinde bulunuyor..

Hemen anında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu devreye giriyor, İsa Gök’ü azarlıyor ve “Parlamento’daki tartışmaların belli kişiler hedef alınarak eleştirilmesini doğru bulmuyorum. Orada (Meclis’te) iktidar partisinin icraatları eleştirilir” açıklaması yaparak, Fetullah Gülen’e kalkan oluyor. 

Dikkat edin..

Bütün çizgisini, dindar insanlarla mücadeleye hasretmiş bir muhalefet partisinden bahsediyoruz. 

O tarih itibari ile, dindar maskesi takan birisine, böyle destek çıkıyor.

Bir başka örnek.. Tarih, 19 Temmuz 2012.. Kemal Kılıçdaroğlu CNN’de.. 

“Gülen cemaatinin siyasette bir aktör olduğunu düşünüyor musunuz?” diye soruluyor..

Cevap şöyle: “Elimizde bir veri yok, biz de gazetelerde okuyoruz.” 

Tekrar soruluyor, “Özel yetkili savcılar tarafından MİT Müsteşarı’nın ifadeye çağrılmasına ne diyorsunuz?”

Kılıçdaroğlu’nun cevabı şöyle:

“Biz kesinlikle o süreç içinde yargıya müdahale edildiğini düşünüyoruz. Amerikan devlet başkanı gidip savcıya ifade veriyorsa, bir bürokrat da savcıya ifade vermeli.”

Yani, FETÖ’nün CIA bağlantılı ilk net operasyonuna, resmen ve alenen destek veriyor.. 

Yine 2012’de, Habertürk’teki röportajından.. Soru şu: “Fetullah Gülen Türkiye’ye dönmeli mi?” 

Cevaba dikkate din: “Onun tercihidir. İster döner ister dönmez, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı, ABD’de oturma hakkını elde etmişse ister ABD’de ister Türkiye’de..”

Gülen grubunun poliste kadrolaştığına dair soruya ne diyor: “Bu konuda elimde belge bulunmuyor.”

FETÖ’ye, söyler misiniz, başka nasıl destek çıkabilirdi, bir muhalefet partisi genel başkanı?

Dahası da var..

17 Aralık’tan sonra dahi, CHP Lideri Kemal Bey, Gülen grubunu kastederek bakın ne diyor: “Mazlumu savunmayacağız da kimi savunacağız? Kimse kusura bakmasın!”

 Şunu da hatırlatalım.. Kemal Bey’in aşkı, tek taraflı bir aşk da değil..

Kemal Bey’in sözde adalet yürüyüşü ile ilgili, Fetullah Gülen bakın ne yorumda bulunmuş: “Bu yürüyüş demokratik bir muhalefet faaliyeti olarak müsbet olmakla beraber yetersiz kaldı ve arkası gelmedi. Daha evvel de birçok fırsat kaçırıldı..”

Tüm bunlara, bir de, Baykal’ın kasedinin Erdoğan tarafından önceden izlendiğine dair, gizli çekim kaydını seyrettiğini açıklayan Kemal Kılıçdaroğlu, “Nerede izlediniz? Kim izletti?” sorularına cevap veremiyorsa..

Artık Kemal Bey’in bir Gülen operasyonu olduğundan, emin olabilirsiniz..

Onun için diyorum ki; “Dünkü kurultayda CHP’nin iki değil, üç yoldaşı yoktu: Baykal, Berberoğlu ve Gülen!”

 

YORUM YAZ