• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Fon soruşturmasında sıcak gelişme! Umut Güner gözaltına alındı

Dünya Gazetesi’nin sahibi Umut Güner, yürütülen fon soruşturması çerçevesinde gözaltına alındı. Soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri ise Dünya Holding ile Bulls Yatırım Holding arasındaki sermaye bağlantısı oldu.

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın Sosyal Bilimci

AHLAK DEDİĞİNİZ ŞEY BAKKALDA SATILSA, İNANIN ALIP YİNE SİZE İKRAM EDECEĞİM! İnsan bazen yaşananlara bakıyor, söylenecek söz bulamıyor. Bu ülkede öyle olaylarla karşılaşıyoruz ki insanın yalnızca aklı değil, vicdanı da isyan ediyor. Bir tarafta alın teriyle geçinmeye çalışan, dürüstlüğü hayatının temel ilkesi kabul etmiş insanlar; diğer tarafta milyonların, milyarların konuşulduğu şirketler, holdingler ve fonlar… Birinin cebinde üç kuruşu yok ama vicdanı zengin, diğerinin servetinin hesabı tutulamıyor ama ahlakı nerede, doğrusu insan merak ediyor. Son olarak fon soruşturması kapsamında Dünya Gazetesi'nin sahibi Umut Güner'in gözaltına alınması, Dünya Holding ile Bulls Yatırım Holding arasındaki sermaye ilişkisini yeniden gündeme taşıdı. Elbette gözaltına alınmak suçlu olmak anlamına gelmez. Herkesin savunma hakkı vardır ve kimse hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan hüküm verilemez. Ancak bu soruşturmanın bütün yönleriyle aydınlatılması, varsa kamu zararının ortaya çıkarılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesi toplumun en doğal beklentisidir. Şimdi gelin, asıl üzerinde düşünmemiz gereken bir başka meseleye bakalım. Asgari ücretle çalışan bir temizlik işçisini düşünün. Gün boyu başkalarının çöplerini temizleyerek evine ekmek götürmeye çalışan bu insan, bir gün yanlışlıkla çöpe atılmış bir torba altın buluyor. Ne yapıyor? Alıp cebine koymuyor, sahibini aramak için karakola gidiyor. Çünkü onun gözünde başkasının malına el uzatmak haramdır. Çünkü o insan, altının değerinden önce helal lokmanın değerini biliyor. İşte benim anlatmak istediğim ahlak tam da budur! Bir tarafta bulduğu altını sahibine teslim eden yoksul bir emekçi, diğer tarafta sermayenin, şirketlerin ve büyük paraların arasında yaşanan şaibelerle gündeme gelen bir dünya. Elbette bunlar aynı olaylar değil; fakat insanın vicdanını sorgulamasına vesile olan iki farklı tablodur. Peki, servet sahibi olmak insana her şeyi yapma hakkı mı veriyor? Bir holdingin başında oturmak, insanı kanunların üzerinde mi tutuyor? İnsanların birikimlerini, alın terlerini, gelecek hayallerini ilgilendiren finansal sistemlerde güveni zedeleyen işlemler varsa bunun hesabı sorulmayacak mı? Haramdan korkmayan, kul hakkını önemsemeyen, başkasının emeğini kendi kazancı olarak gören bir anlayışın sonu nereye varır? İnsan Allah'tan korkmuyorsa, kulun hakkından çekinmiyorsa, kanunları da aşabileceğini düşünüyorsa ortada yalnızca ekonomik bir mesele değil, ciddi bir ahlak meselesi vardır. Ben yıllardır şunu söylüyorum: Bir ülkenin en büyük zenginliği ne altın rezervidir ne de milyarlık holdingleridir. O ülkenin asıl zenginliği dürüst insanlarıdır. Çünkü ahlakın olmadığı yerde servet büyüyebilir ama güven küçülür. Binalar yükselebilir ama insanlık alçalır. Şu ahlak denilen mefkûre bir bakkalda satılsa inanın gider, parasını verir, satın alır, sonra da dönüp bu ahlaka ihtiyacı olanlara ikram ederim. Hatta parasını da istemem! Yeter ki insanlarımız başkasının hakkına göz dikmekten vazgeçsin. Yeter ki kazancın büyüklüğünden önce nasıl kazanıldığına bakmayı öğrensin. Burada devlete de büyük sorumluluk düşüyor. Fon soruşturması öyle birkaç kişinin gözaltına alınmasıyla, birkaç mal varlığına tedbir konulmasıyla geçiştirilecek bir mesele değildir. Kim ne yaptı, hangi para nereye gitti, kimler bu işten kazanç sağladı, kimlerin hakkı yenildi? Bütün bu soruların cevabı ortaya çıkarılmalıdır. Soruşturma ucu nereye giderse gitsin, kimsenin makamına, servetine, siyasi veya ekonomik gücüne bakılmadan hukuk işletilmelidir. Çünkü bu ülkede garibanın cebindeki üç kuruşun hesabı sorulurken, büyük servetlerin arkasındaki işlemler de aynı titizlikle incelenmelidir. Hukuk karşısında herkes eşit olmalıdır. Zenginin ayrı, fakirin ayrı terazisi olmaz. Unutmayalım ki insan dünyaya gelirken yanında ne holding getirir ne de banka hesabı. Giderken de hiçbirini götüremez. Geride bıraktığı şey, kazandığı servetten çok nasıl bir insan olduğudur. Bir temizlik işçisinin bulduğu altını teslim ederken gösterdiği dürüstlük, milyarlık servetlerden çok daha kıymetlidir. Benim derdim zenginle değil, haksız kazançla; sermayeyle değil, sermayenin arkasına saklanarak kul hakkı yiyen anlayışladır. Çünkü bizim inancımızda helal lokma, haram servetten üstündür. Alın teriyle kazanılmış bir ekmek, başkasının hakkıyla kurulmuş bin saraydan daha değerlidir. Keşke herkes zengin olmaya çalıştığı kadar iyi insan olmaya da çalışsa. Çünkü para insanı zengin eder ama ahlak insanı insan eder.
  • 1 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23