• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

En son Cemil Tugay ziyaret etmişti! Bakan Murat Kurum, Mansur Yavaş’ı kabul etti

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı bakanlıkta kabul etti. Bakan Kurum daha önce de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ı kabul etmişti. Tugay, ziyaretten sonra da AK Parti’ye geçmişti.

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

SAYIN CUMHURBAŞKANIM, MANSUR YAVAŞ'A AK PARTİ'NİN KAPISINI AÇMAYIN! Siyasette bazı haberler vardır, insan okur geçer. Bazıları vardır, üzerinde düşünür. Bazıları da vardır ki insanı ciddi anlamda endişelendirir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum'un Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı kabul ettiği haberi bende işte böyle bir endişe uyandırdı. Elbette bir bakanın belediye başkanıyla görüşmesinden daha doğal bir şey olamaz. Devletin kapısı millete hizmet eden herkese açık olmalıdır. Siyasi görüş ayrılıkları, şehirlerimize hizmet edilmesine engel teşkil etmemelidir. Ancak son zamanlarda yaşanan parti değişikliklerini düşündüğümüzde, insanın aklına ister istemez bazı ihtimaller geliyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye katılmasının ardından, şimdi de Mansur Yavaş'ın Bakan Murat Kurum'la görüşmesi dikkatimi çekti. Elbette bu görüşme bir parti değişikliğinin habercisi olmak zorunda değildir. Ancak böyle bir ihtimalin konuşulması bile beni rahatsız etmeye yetiyor. Buradan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a, AK Parti'ye gönül vermiş bir vatandaş olarak samimi bir çağrıda bulunmak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, ne olur Mansur Yavaş'ı AK Parti'ye kabul etmeyin! Bu sözleri herhangi bir şahsi husumetle söylemiyorum. Mansur Yavaş'la kişisel bir meselem yok. Ancak siyasetçinin geçmişine, siyasi çizgisine, duruşuna ve kamuoyu önündeki tutarlılığına bakılması gerektiğine inanıyorum. Mansur Yavaş'ın belediye başkanlığı döneminde gündeme gelen TOGO Kuleleri meselesi ve belediye yönetimiyle ilgili çeşitli tartışmalar hafızalardan silinmiş değildir. Bu konularda ortaya atılan iddiaların elbette hukuk önünde değerlendirilmesi, suç varsa delilleriyle ortaya konulması gerekir. Hiç kimse hakkında kesinleşmiş bir hüküm olmadan suçlu ilan edilemez. Fakat bir siyasetçinin kamuoyunda tartışılan meseleler hakkında açık, tatmin edici ve şeffaf açıklamalar yapmasını istemek de vatandaşın en doğal hakkıdır. Benim asıl üzerinde durduğum mesele yalnızca bunlar değil. Siyasi istikrar ve ilkelere bağlılık da en az bunlar kadar önemlidir. Mansur Yavaş yıllardır milliyetçi kimliğiyle tanınan bir siyasetçidir. Geçmişte MHP'de siyaset yapmış, daha sonra CHP çatısı altında belediye başkanlığına gelmiştir. Elbette insanların siyasi düşünceleri değişebilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak insan ister istemez soruyor: Bir siyasetçinin değişen siyasi tercihleri hangi ilkelere dayanıyor? Dün savunduğu değerlerle bugün bulunduğu siyasi çizgi arasında nasıl bir bağ kuruyor? Milliyetçilik yalnızca bir sıfat değildir. Milliyetçilik, her şeyden önce millete karşı sorumluluk taşımaktır. Siyasi duruşta tutarlılık, gerektiğinde bedel ödemeyi göze almak ve ilkelerini günlük menfaatlerin üzerinde tutmaktır. Ben siyasette her renge uyum sağlayan bir anlayışı doğru bulmuyorum. Çünkü siyaset, şartlara göre sürekli elbise değiştirme sanatı olmamalıdır. AK Parti sıradan bir siyasi hareket değildir. Bu parti, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yıllarca mücadele etmiş, ağır siyasi badirelerden geçmiş, milletin desteğiyle ayakta kalmış büyük bir siyasi harekettir. Bu partinin içinde yıllarını hizmete adamış, zor günlerinde yanında durmuş, seçim meydanlarında ter dökmüş, hiçbir makam beklentisi olmadan davasına sahip çıkmış milyonlarca insan vardır. Peki, bu insanlara ne diyeceğiz? Dün AK Parti'ye karşı siyaset yapan, yıllarca başka bir siyasi anlayışın temsilcisi olarak seçmenden oy isteyen isimler, bugün yalnızca siyasi dengeler değişti diye partiye katılmak isterse, yıllardır bu davaya gönül vermiş insanların düşüncelerini hiç mi hesaba katmayacağız? Partinin büyümesi elbette güzeldir. Ancak büyümek yalnızca belediye başkanı veya milletvekili sayısını artırmak değildir. Asıl büyüklük, milletin güvenini koruyabilmektir. Ben AK Parti'nin sayısal olarak büyürken kendi siyasi kimliğinden ve ilkelerinden uzaklaşmasını istemiyorum. Sayın Cumhurbaşkanım! Sizin siyasi hayatınız mücadelelerle geçti. Milletin size neden sahip çıktığını hepimiz biliyoruz. Bu millet, sizin kararlılığınıza, siyasi iradenize ve zor zamanlarda geri adım atmayan duruşunuza güvendi. İşte bu nedenle sizden bir ricam var. AK Parti'ye katılmak isteyenlerin yalnızca sahip oldukları makamlara, yönettikleri belediyelere veya getirebilecekleri oylara bakılmasın. Geçmişteki siyasi tutumları, ilkeleri, kamuoyu önündeki davranışları ve parti tabanında nasıl karşılanacakları da dikkate alınsın. Çünkü siyasette kazanılan her isim, mutlaka kazanılmış bir güven anlamına gelmez. Mansur Yavaş'ın AK Parti'ye katılması ihtimalinin, parti tabanının önemli bir bölümünde ciddi rahatsızlık oluşturabileceğini düşünüyorum. Ben şahsen böyle bir katılımı içime sindiremem. Benim gibi düşünen insanların da bulunduğuna inanıyorum. Şunu özellikle belirtmek isterim: Mansur Yavaş Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görevini sürdürebilir. Bakanlarımızla görüşebilir, Ankara'nın sorunlarını çözmek için hükümetimizden destek isteyebilir. Bunların hiçbirine itirazım yoktur. Hatta devletimizin, siyasi ayrım gözetmeden bütün belediyelere adaletle yaklaşmasını doğru buluyorum. Ancak devlet adına iş birliği yapmak başka, bir siyasi partinin mensubu olmak bambaşka bir meseledir. Bu iki konuyu birbirine karıştırmamak gerekir. Benim arzum, AK Parti'nin kapılarının kapatılması değildir. Elbette insanlar düşüncelerini değiştirebilir, geçmişteki hatalarından ders çıkarabilir ve yeni bir siyasi anlayışı benimseyebilir. Ancak bunun samimiyetine de bakılmalıdır. Bir insanın parti değiştirmesi kolaydır. Zor olan, değiştirdiği siyasi çizginin değerlerini gerçekten benimsemesidir. Bugün siyasette en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri de budur: Samimiyet ve güven. Bir partinin gerçek gücü yalnızca seçim sonuçlarıyla ölçülmez. O partiye gönül veren insanların inancıyla, sadakatiyle ve güveniyle de ölçülür. Sayın Cumhurbaşkanım! Bu satırları size karşı değil, sizin liderliğinizde büyüyen siyasi harekete duyduğum bağlılık nedeniyle yazıyorum. Bizler AK Parti'nin güçlü olmasını istiyoruz. Ancak bu gücün, siyasi ilkelerden taviz verilerek değil, millete daha fazla güven verilerek korunmasını arzu ediyoruz. Mansur Yavaş'ın Bakan Murat Kurum'u ziyaret etmesi, tek başına bir siyasi transfer anlamına gelmez. Umarım da böyle bir niyet söz konusu değildir. Fakat günün birinde böyle bir ihtimal gündeme gelirse, parti tabanının hassasiyetlerinin mutlaka dikkate alınmasını diliyorum. Çünkü AK Parti'ye yeni isimler kazandırmak uğruna, yıllardır bu partiye gönül vermiş insanların güvenini zedelemek doğru olmaz. Son sözüm şudur: Sayın Cumhurbaşkanım, AK Parti'nin kapısı millete hizmet etmek isteyenlere açık olsun. Ama bu kapıdan girenlerin yalnızca siyasi ağırlığına değil, geçmişine, ilkelerine, samimiyetine ve taşıdığı sorumluluğa da bakılsın. Unutmayalım ki siyasette kaybedilen bir belediye yeniden kazanılabilir. Kaybedilen bir seçim bir sonraki seçimde telafi edilebilir. Ama milletin gönlünde kaybedilen güveni yeniden kazanmak, bazen yıllar alır. Benim endişem de, ricam da yalnızca budur.
  • 5 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23