• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

'Türk savaş uçakları askerleri vurdu' İddia sonrası jet hızında yalanlama

'Türk savaş uçakları askerleri vurdu' iddiasına Somali'den jet hızında yalanlama geldi.

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

SOMALİ'DE KİMİN HESABI BOZULDU? BÜTÜN YOLLAR ABD'Yİ Mİ GÖSTERİYOR? Dünya siyasetinde bazı hadiseler vardır ki yalnızca görünen yüzüne bakarak değerlendirmek insanı yanıltır. Hele mesele petrol, doğal gaz, maden yatakları ve stratejik bölgeler olunca, ortaya atılan her iddianın arkasında başka hesapların bulunabileceğini düşünmek gerekir. Son olarak Somali'den gelen bir haber, benim zihnimde ciddi soru işaretleri oluşturdu. Türk savaş uçaklarının Somali askerlerini vurduğu iddia edildi. Ancak Somali hükümeti vakit kaybetmeden açıklama yaparak bu iddiaları kesin bir dille yalanladı. Üstelik Türkiye ile Somali arasındaki dostluk ve stratejik iş birliğinin güçlü şekilde devam ettiğini de vurguladı. Peki, böyle hassas bir dönemde bu iddia neden ortaya atıldı? Kimlerin işine yarayacaktı? Türkiye ile Somali'nin arasının açılmasından kimler kazançlı çıkacaktı? İşte asıl üzerinde durulması gereken mesele budur. Türkiye'nin Somali'deki varlığı yalnızca askerî bir mesele değildir. Türkiye, yıllardır bu ülkede hastaneler, yollar, eğitim kurumları ve insani yardım faaliyetleriyle Somali halkının yanında yer almaktadır. Somali'nin güvenliğine katkıda bulunmakta, terörle mücadelesine destek vermekte ve kendi ayakları üzerinde durabilmesi için önemli çalışmalar yürütmektedir. Elbette Türkiye'nin de bu bölgede millî ve stratejik çıkarları vardır. Bunu inkâr etmeye gerek yok. Devletler yalnızca iyi niyetle değil, karşılıklı menfaatlerle de ilişkiler kurarlar. Önemli olan, bu ilişkilerin karşılıklı rızaya ve egemenlik haklarına saygıya dayanmasıdır. Somali'nin bulunduğu coğrafyaya dikkatle bakıldığında meselenin önemi daha iyi anlaşılır. Hint Okyanusu'na açılan kıyıları, uluslararası deniz ticaret yollarına yakınlığı, petrol ve doğal gaz potansiyeli, yer altı kaynakları ve Afrika Boynuzu'ndaki stratejik konumu, bu ülkeyi küresel güçler açısından son derece önemli hâle getirmektedir. Böylesine değerli bir coğrafyada Türkiye'nin giderek güçlenen varlığından herkesin memnun olacağını düşünmek saflık olur. Gelelim Amerika Birleşik Devletleri'ne... ABD'nin geçmişten bugüne uzanan dış politikasına baktığımızda, enerji kaynakları ve stratejik bölgeler üzerindeki nüfuz mücadelesini görmemek mümkün değildir. Irak'tan Libya'ya, Orta Doğu'dan Afrika'ya kadar pek çok coğrafyada Amerikan politikalarının sonuçları hâlâ tartışılmaktadır. Özellikle Donald Trump'ın uluslararası ilişkilerde zaman zaman kullandığı küçümseyici ve tehditkâr üslup, Washington yönetiminin başka ülkelerin egemenliğine ne ölçüde saygı gösterdiği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Benim asıl dikkatimi çeken de budur. Acaba Türkiye'nin Somali'deki askerî ve ekonomik varlığı, Amerika'nın bölgesel hesaplarıyla çatışıyor olabilir mi? Acaba Somali'nin doğal kaynaklarının değerlendirilmesinde Türkiye'nin söz sahibi olması, bu zenginliklerden daha büyük pay almak isteyen çevreleri rahatsız mı ediyor? Acaba Türk askerinin Somali'deki itibarını zedelemek, iki ülke arasında güvensizlik oluşturmak ve nihayetinde Türkiye'nin bölgedeki etkisini azaltmak isteyenler mi var? Bunlar cevabı aranması gereken ciddi sorulardır. Şunu da açıkça ifade edeyim: Ortaya atılan iddianın arkasında doğrudan ABD'nin bulunduğunu gösteren somut bir delil henüz yoktur. Ancak uluslararası siyasette bir gelişmenin kimin çıkarına hizmet edebileceğini sorgulamak da son derece doğaldır. Benim şüphelerim özellikle ABD üzerinde yoğunlaşıyor. Çünkü Washington'un dünya üzerindeki enerji ve nüfuz mücadelesi, böyle bir ihtimali sorgulamam için yeterince güçlü tarihî sebepler barındırıyor. Fakat şüphe başka, ispat başka şeydir. Bir devleti suçlamak için yalnızca geçmişteki politikalarına bakmak yetmez. Gerçeklerin ortaya çıkarılması gerekir. Burada üzerinde durulması gereken bir başka husus daha var. Eskiden ülkeler arasındaki mücadeleler çoğunlukla silahlarla yürütülürdü. Günümüzde ise bazen tek bir asılsız haber, yüzlerce silahın yapamadığı tahribatı oluşturabiliyor. Toplumlar birbirine düşürülüyor, dost ülkeler arasında güvensizlik meydana getiriliyor, askerî iş birlikleri tartışmalı hâle getiriliyor. Düşününüz, Türk askerinin Somali askerlerini vurduğu iddiası doğru kabul edilseydi ne olacaktı? Somali halkının Türkiye'ye duyduğu güven sarsılabilecek, Türk askerinin ülkedeki varlığı tartışmaya açılabilecek, yılların emeğiyle kurulan dostluk zarar görebilecekti. Bundan kim faydalanacaktı? Somali halkı mı? Türkiye mi? Yoksa Türkiye'nin Afrika'daki etkinliğinden rahatsız olan başka güçler mi? Ben bu soruların cevabının dikkatle araştırılması gerektiğine inanıyorum. Ancak burada Somali halkının gerçek acılarını da unutmamalıyız. Ülkede terörle mücadele devam ediyor, askerler hayatlarını kaybediyor, aileler evlatlarının yasını tutuyor. Bu insanların yaşadığı acıları yalnızca büyük devletlerin rekabeti üzerinden değerlendirmek de doğru olmaz. Gerçek kayıplar açıklanmalı, olaylar şeffaf biçimde araştırılmalı ve hiçbir masumun hayatı siyasi hesaplara kurban edilmemelidir. Türkiye'nin yapması gereken, Somali ile kurduğu dostluğu daha da güçlendirmek, askerî iş birliğini karşılıklı güven temelinde sürdürmek ve ortaya atılan iddialara gerçeklerle cevap vermektir. Çünkü Türkiye'nin Afrika'daki itibarı yalnızca askerî gücünden değil, Somali halkının zor zamanlarında yanında bulunmasından da kaynaklanmaktadır. Şunu herkes bilmelidir ki Somali, üzerinde hesap yapılacak sahipsiz bir toprak parçası değildir. Somali'nin yer altı ve yer üstü zenginlikleri öncelikle Somali halkına aittir. Hiçbir büyük devletin bu ülkeyi kendi çıkarları uğruna istikrarsızlaştırmaya hakkı yoktur. Türkiye de Somali'deki varlığını bu anlayışla sürdürmelidir. Son olarak Amerika'ya da bir söz söylemek isterim: Dünya yalnızca sizin çıkarlarınız etrafında dönmüyor. Petrolün, doğal gazın ve madenlerin bulunduğu her coğrafya sizin nüfuz alanınız olmak zorunda değildir. Milletlerin kendi dostlarını seçme, kendi kaynaklarını değerlendirme ve kendi geleceklerini belirleme hakkı vardır. Türkiye'nin Somali ile kurduğu dostluk da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Eğer birileri gerçekten Türkiye ile Somali'nin arasını açmak için asılsız haberler üretiyorsa, bunun hesabı mutlaka sorulmalıdır. Bu girişimlerin arkasında kim bulunursa bulunsun, gerçekler bütün açıklığıyla ortaya çıkarılmalıdır. Benim zihnimdeki soru ise hâlâ yerli yerinde duruyor: Somali'de Türkiye'nin varlığından kim rahatsız? Türk askerinin oradan ayrılması en çok kimin işine yarar? Bütün bu gelişmeler benim dikkatimi özellikle ABD'nin bölgedeki çıkarlarına yöneltiyor. Çünkü dünya siyasetinde bazen bir haberin neden ortaya atıldığını anlamak için yalnızca habere değil, o haberden kimin kazanç sağlayabileceğine de bakmak gerekir. Unutmayalım: Afrika'nın zenginlikleri Afrikalılarındır. Somali'nin geleceğine de ne Washington ne başka bir başkent, Somali halkının iradesinin üzerinde karar verebilir.
  • 1 Gün Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23