• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İçişleri Bakanı Çiftçi duyurdu: Eski bakan Namık Gedik'in naaşı İstanbul'a taşınacak

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Başbakan Adnan Menderes’in kabinesinde görev yapan Merhum İçişleri Bakanı İsmail Namık Gedik'in naaşının Menderes'in mezarının olduğu alana nakledileceğini açıkladı.

4 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Abuzittin

Neden. Türbe falan mı yapılacak ?
  • 2 Ay Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

NAMIK GEDİK! Dr. İsmail Namık Gedik, Demokrat Parti iktidarının en hareketli ve en tartışmalı yıllarında İçişleri Bakanlığı yapmış, Türk siyasi tarihinin hem icraatları hem de trajik sonuyla hafızalara kazınmış en kritik figürlerinden biridir. Onun bakanlık dönemi, Türkiye’nin çok partili hayata geçiş sancılarını, dış politika krizlerinin iç siyasete yansımalarını ve nihayetinde bir askeri darbeyle kesilen bir dönemin en sert güç mücadelelerini barındırır. Gedik'in siyasi kariyerindeki en büyük kırılma noktalarından ilki, 1955 yılında yaşanan ve Türkiye’nin toplumsal hafızasında derin bir yara bırakan 6-7 Eylül Olayları’dır. Kıbrıs sorununun zirveye ulaştığı bir dönemde, Selanik’te Mustafa Kemal'in doğduğu eve bomba atıldığı yönündeki asılsız haberlerin ardından İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde gayrimüslim vatandaşların ev, iş yeri ve ibadethanelerine yönelik kitlesel bir yağma ve şiddet hareketi başlamıştır. Olayların patlak verdiği sırada İçişleri Bakanı koltuğunda oturan Namık Gedik, kolluk kuvvetlerinin müdahalede gecikmesi, zaafiyet gösterilmesi ve olayların kontrolden çıkmasına zemin hazırlanması nedeniyle en çok eleştirilen isim olmuştur. Dönemin muhalefeti ve sonraki yıllarda askeri mahkemeler, hükümetin ve dolayısıyla İçişleri Bakanlığı'nın bu olayları önceden bildiğini veya organize edilmesine göz yumduğunu iddia etmiştir. Yaşanan bu büyük prestij kaybı ve toplumsal infialin ardından Namık Gedik, siyasi bir sorumluluk üstlenerek İçişleri Bakanlığı görevinden istifa etmek zorunda kalmıştır. Ancak başbakan Adnan Menderes’e olan sadakati ve parti içindeki gücü sayesinde, 1957 yılında bu kritik göreve yeniden getirilmiş ve 1960 darbesine kadar da bu koltukta kalmıştır. Namık Gedik’in ikinci bakanlık dönemi, 1950'lerin sonundaki ekonomik darboğaz ve artan siyasi kutuplaşmanın gölgesinde geçmiştir. Bu dönemde özellikle üniversite gençliğinin başlattığı protestolar, muhalefetin sert muhalefeti ve basına yönelik sansür uygulamaları karşısında kolluk kuvvetlerinin sert müdahalelerini bizzat yöneten isim olmuştur. Muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi ve dönemin öğrenci hareketleri için Namık Gedik, hükümetin baskıcı ve otoriter yüzünün en somut sembolü haline gelmiştir. Bu gerilimli süreç, 27 Mayıs 1960 sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yönetime el koymasıyla son bulmuş ve darbenin hemen ardından Namık Gedik, diğer Demokrat Parti ileri gelenleriyle birlikte gözaltına alınmıştır. Gedik'in hayatındaki en karanlık ve günümüzde bile tartışılmaya devam eden sayfa ise gözaltına alınışından hemen sonra, 29 Mayıs 1960 gecesi Ankara Harp Okulu’nda yaşanmıştır. Darbeciler tarafından tutuklanarak Harp Okulu'nun bir odasına hapsedilen Namık Gedik, burada askeri gözetim altındayken odanın penceresinden düşerek hayatını kaybetmiştir. Askeri yönetimin ve resmi kayıtların iddiasına göre Gedik, içine düştüğü psikolojik bunalım ve yargılanma baskısı neticesinde pencereden atlayarak intihar etmiştir. Hatta bu iddiayı desteklemek adına, onun çok asabi olduğu ve pencere demirlerini zorlayarak kendini boşluğa bıraktığı öne sürülmüştür. Ancak bu ölüm, Demokrat Parti çevreleri, muhafazakar camia ve Gedik ailesi tarafından hiçbir zaman ikna edici bulunmamıştır. Aile ve sevenleri, sıkı askeri koruma altındaki bir odada böyle bir intiharın fiziksel olarak mümkün olmadığını, Namık Gedik’in ağır hakaretlere, psikolojik işkenceye maruz kaldığını ve hatta pencereden aşağı itilerek infaz edildiğini savunmuşlardır. Otopsi süreçlerinin şeffaf yürütülmemesi ve dönemin darbe ikliminin getirdiği karartmalar yüzünden, o gece odada tam olarak nelerin yaşandığı hiçbir zaman tam bir açıklığa kavuşturulamamıştır. Sonuç olarak Namık Gedik'in bakanlık dönemi muhalifleri için otoriter bir baskı devri ve zafiyetler silsilesi olarak nitelendirilirken, o karanlık gecedeki ölümü ise onu sevenlerin gözünde darbe hukuksuzluğunun ilk ve en trajik kurbanlarından biri haline getirmiştir.
  • 2 Ay Önce

Mustafa

Bu namık gedik değilmiydi üstad bediüzzaman hazretleri vefat edince cesedi çöp arabasına köyün diyen ama kendi ölüsü ankara Belediyesi'ne ait çöp arabasında bittiğini zamanın ulus gazetesi yazmıştı
  • 2 Ay Önce

Adem

Iyi güzelde bu alçak zihniyet hala ortada ve siyaset yapiyor,milletin dinine,basörtüsüne,kuran kurslarina kin kusuyor ve her firsatta lgbt lerle,derneklerle odalarla,barolarla manevi degerlere ve iktidara saldiriyor.....anayasa degisip,egitim düzenlenip cezalar artirilmadan bu güruhla ugrasmak zor...
  • 2 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23