• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Mustafa Sarıgül dosyasında 150 milyon Euro’luk otel bombası! Eski muhasebeciden çarpıcı iddia

Mustafa Sarıgül dosyasında 150 milyon Euro’luk otel bombası! Eski muhasebeciden çarpıcı iddia

5 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

ŞEREF ONUR İTİBAR İNSANLIK ALLAH KORKUSU UTANMA DUYGUSU AHLAK DÜRÜSTLÜK İLKELİ OLMAK DOĞRULUK MERTLİK VS VS VS "PARA İLE SATIN ALINMAZ!!!"

ciğeri 5 para etmez tiplerin geldiği yeri biliyoruz, siyaset maskeli TÜREDİ HORMONLU HARAMZADE zenginliklerini ise her kes görüyor ALLAH BİLİYOR!
  • 37 Dakika Önce

Yunus

Mustafa Sarıgül' paraları Şişli belediyesi başkanı iken O çarptığı paraları otel üzerinden temiz paraları ac gözlüğü sayesinden ötürü kendini eski eşi vede oğullarını ele verdi Büyük HARAM OLSUN O Çarptığı paraları gırtlağını da kalsın Eyimi
  • 1 Saat Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

BU MİLLET KEMER SIKMAKTAN YORULDU, KAYNAĞI MEÇHUL SERVETLERİN HESABINI SORUN ARTIK! Bu ülke, geçmişten bugüne en büyük zararları, devletin ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları şahsi çıkarlarına alet eden, yüksek koltuklarda oturmasına rağmen ahlâken alçalmış insanlardan gördü. Hangi döneme bakarsanız bakın, milletin alın teri üzerinden servet edinmeye çalışan fırsatçılarla karşılaşırsınız. İktidarlar değişmiş, hükümetler gelip geçmiş ama devletin imkânlarını kendi kesesine aktarmayı marifet sayan zihniyet ne yazık ki bir türlü ortadan kaldırılamamıştır. Yıllardır bu millet, ülkesinin kalkınması, devletinin güçlenmesi ve geleceğinin daha güzel olması için nice fedakârlıklara katlandı. Elbette Türkiye'nin bugün geldiği noktada, özellikle savunma sanayisinden altyapıya kadar elde ettiği önemli kazanımları görmezden gelemeyiz. Ancak bütün bu başarıların yanında, geçmişten günümüze uzanan yolsuzlukların ve kaynağı açıklanamayan servetlerin hesabının sorulması da şarttır. Çünkü millet fedakârlık yaparken, birilerinin haksız kazançlarla servetine servet katmasına göz yumulamaz. Bizim itirazımız hükümetin ülkeyi kalkındırma gayretine değil, milletin alın terine göz diken ve devletin itibarına zarar veren çıkar çevrelerinedir. Şimdi önümüze yeni bir dosya daha geldi. Mustafa Sarıgül ve ailesine yönelik kara para aklama soruşturmasıyla ilgili basına yansıyan haberlerde, eski muhasebeci olduğu belirtilen Oktay Özkan'ın çarpıcı iddiaları gündeme taşındı. İddiaya göre Sarıgül, Antalya Belek'te 150 milyon avroluk yatırımla kurulduğu belirtilen Titanic Otel'in gizli ortaklarından biri. Üstelik bazı ödemelerin paketler hâlinde yapıldığı öne sürülüyor. Elbette bunlar henüz yargı tarafından kesinleştirilmiş suçlar değil, soruşturulması gereken ciddi iddialardır. Hiç kimse mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilemez. Ancak hiç kimse de siyasi unvanının, geçmişte bulunduğu makamların veya sahip olduğu ilişkilerin arkasına sığınarak hesap vermekten kaçamamalıdır. Benim asıl üzerinde durduğum mesele de budur. Bu ülkede bir emeklinin banka hesabına giren üç kuruşun hesabı tutulurken, milyonlarca avroluk servetlerin kaynağı neden aynı titizlikle araştırılmasın? Bir esnafın vergisi geciktiğinde kapısına tebligat giderken, siyasetin ve bürokrasinin çevresinde oluşan olağanüstü zenginlikler neden sorgulanmasın? Bir işçinin maaşından vergi kesilirken, kaynağı açıklanamayan milyonların hesabını sormak devletin görevi değil midir? Buradan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve Sayın Adalet Bakanımıza sesleniyorum: Sayın Cumhurbaşkanım, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için gösterilen kararlılığın bir benzerini, kaynağı meçhul servetlerin araştırılmasında da görmek istiyoruz! Bu millet artık yalnızca suçluların yakalandığını değil, haksız elde edilen servetlerin de hukuk yoluyla geri alındığını görmek istiyor. Kim olursa olsun! Eski milletvekili, yeni milletvekili, bakan, belediye başkanı, bürokrat, iş insanı... Hiç fark etmez! Hangi partiden olduğu da önemli değildir. AK Parti'denmiş, CHP'denmiş, başka bir partidenmiş... Milletin hakkına el uzatanın parti kimliği olmaz. Hırsızlığın sağı, solu, muhafazakârı, sosyal demokratı olmaz. Benim için mesele parti meselesi değil, kul hakkı meselesidir. Çünkü çalınan yalnızca para değildir. Çalınan, bir emeklinin huzuru, bir gencin geleceği, bir annenin evladına alamadığı ayakkabı, bir babanın evine götüremediği ekmektir. Dahası, her yolsuzluk iddiasının üzerinin örtüldüğü düşüncesi, devletin adaletine duyulan güveni biraz daha aşındırmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanım! Siz yıllardır milletin iradesine ve desteğine vurgu yapıyorsunuz. Bu millet de devletinin güçlü, adaletinin bağımsız ve yöneticilerinin dürüst olmasını istiyor. Öyleyse gelin, Türkiye'de yeni bir sayfa açılsın. Sadece bugünün değil, geçmiş yılların da izah edilemeyen servetleri hukukun öngördüğü usullerle araştırılsın. Kamu görevi üstlenmiş kişilerin görev öncesi ve sonrası mal varlıkları, gerektiğinde yasal denetime tabi tutulsun. Meşru ticaretle zenginleşen insanın hakkı korunsun; ancak kamu gücünü kullanarak haksız kazanç elde ettiği ispatlanan kim olursa olsun karşılığını görsün. Üstelik sadece haksız kazancı elde eden değil, buna bilerek aracılık eden, göz yuman ve görevini kötüye kullanan herkes hakkında da gereken yapılsın. Çünkü bataklık dururken yalnızca birkaç sivrisineği yakalamakla bu mesele çözülmez. Biz artık bataklığın kurutulmasını istiyoruz! Bu ülkede dürüst çalışarak servet sahibi olmuş nice insan vardır. Onların da itibarını korumanın yolu, dürüst kazanç ile haksız kazancı birbirinden ayıracak ciddi, tarafsız ve şeffaf soruşturmalardır. Şunu da unutmayalım: Devletin kasasından çalındığı mahkeme kararıyla sabit olan her kuruş, gerçekte milletin cebinden çıkmıştır. O paranın sahibi ne siyasetçidir ne bürokrattır ne de makam sahipleri. O paranın sahibi bu aziz millettir. Ben yetmiş dört yıllık ömrümde şunu gördüm: Haram parayla kurulan saltanatın dışı ne kadar gösterişli olursa olsun, içinde huzur olmaz. Kul hakkının üzerine bina edilen servet, sahibine şeref kazandırmaz. Haramın sefası olmaz, cefası olur! Bugün bu milletin ihtiyacı yeni sabır nutukları değil, adaletin herkese eşit uygulandığını görmektir. Emekliye sabır, işçiye fedakârlık, çiftçiye tasarruf tavsiye edilirken; hakkında ciddi mal varlığı iddiaları bulunan güçlü insanların da aynı hukuk düzeni içerisinde hesap vermesi sağlanmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Adalet Bakanım! Bu milleti daha fazla yormayın. Dürüst vatandaşın devletine olan güvenini güçlendirin. Kaynağı meçhul servetlerin üzerine kararlılıkla gidin. Suçsuz olanın adı temize çıksın, suçlu olanın da makamına ve nüfuzuna bakılmadan hesabı sorulsun. Çünkü bu millet kemer sıkmaktan yoruldu. Artık biraz da milletin hakkını yiyenler, yargı önünde hesap verme korkusuyla ter döksün! Unutmayalım, güçlü devlet yalnızca sınırlarını koruyan devlet değildir. Güçlü devlet, vatandaşının alın terini de koruyabilen devlettir. Ve son sözüm şudur: Bu milletin artık yeni zenginlerin hikâyelerine değil, eski ve yeni servetlerin hesabının sorulduğu bir adalet düzenine ihtiyacı vardır. Adaletin terazisi makam sahibinin önünde eğilmediği gün, milletin de devlete olan güveni daha da güçlenecektir.
  • 2 Saat Önce

Mehmet

Benim batandasim bunu nasil alicak nasil alicak hirsizin en onde gideni
  • 2 Saat Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

BU MİLLET KEMER SIKMAKTAN YORULDU, KAYNAĞI MEÇHUL SERVETLERİN HESABINI SORUN ARTIK! Bu ülke hiçbir şeyden çekmedi, yüksek makamlarda oturan alçak zihniyetli insanlardan çektiği kadar! Yıllardır aynı sözleri duyuyoruz. Sabredin, kemer sıkın, biraz daha dayanın, güzel günler yakında gelecek! Millet sabretti, kemer sıktı, dişini sıktı, boğazından kıstı. Emekli sofrasındaki ekmeği küçülttü, işçi alın terinin karşılığını bekledi, dar gelirli vatandaş çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için binbir hesap yaptı. Peki, sonuç ne oldu? Biz yıllardır kemer sıkıyoruz ama bir türlü kemerimizi gevşetemiyoruz. Çünkü bu ülkede milletin fedakârlığının yanında, hesabı sorulmayı bekleyen servetler ve yolsuzluk iddiaları da var. Şimdi önümüze yeni bir dosya daha geldi. Mustafa Sarıgül ve ailesine yönelik kara para aklama soruşturmasında, eski muhasebeci olduğu belirtilen Oktay Özkan'ın çarpıcı iddiaları gündeme taşındı. İddiaya göre Sarıgül, Antalya Belek'te 150 milyon avroluk yatırımla kurulduğu belirtilen Titanic Otel'in gizli ortaklarından biri. Üstelik bazı ödemelerin paketler hâlinde yapıldığı öne sürülüyor. Elbette bunlar henüz yargı tarafından kesinleştirilmiş suçlar değil, soruşturulması gereken ciddi iddialardır. Hiç kimse mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilemez. Ancak hiç kimse de siyasi unvanının, geçmişte bulunduğu makamların veya sahip olduğu ilişkilerin arkasına sığınarak hesap vermekten kaçamamalıdır. Benim asıl üzerinde durduğum mesele de budur. Bu ülkede bir emeklinin banka hesabına giren üç kuruşun hesabı tutulurken, milyonlarca avroluk servetlerin kaynağı neden aynı titizlikle araştırılmasın? Bir esnafın vergisi geciktiğinde kapısına tebligat giderken, siyasetin ve bürokrasinin çevresinde oluşan olağanüstü zenginlikler neden sorgulanmasın? Bir işçinin maaşından vergi kesilirken, kaynağı açıklanamayan milyonların hesabını sormak devletin görevi değil midir? Buradan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve Sayın Adalet Bakanımıza sesleniyorum: Sayın Cumhurbaşkanım, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için gösterilen kararlılığın bir benzerini, kaynağı meçhul servetlerin araştırılmasında da görmek istiyoruz! Bu millet artık yalnızca suçluların yakalandığını değil, haksız elde edilen servetlerin de hukuk yoluyla geri alındığını görmek istiyor. Kim olursa olsun! Eski milletvekili, yeni milletvekili, bakan, belediye başkanı, bürokrat, iş insanı... Hiç fark etmez! Hangi partiden olduğu da önemli değildir. AK Parti'denmiş, CHP'denmiş, başka bir partidenmiş... Milletin hakkına el uzatanın parti kimliği olmaz. Hırsızlığın sağı, solu, muhafazakârı, sosyal demokratı olmaz. Benim için mesele parti meselesi değil, kul hakkı meselesidir. Çünkü çalınan yalnızca para değildir. Çalınan, bir emeklinin huzuru, bir gencin geleceği, bir annenin evladına alamadığı ayakkabı, bir babanın evine götüremediği ekmektir. Dahası, her yolsuzluk iddiasının üzerinin örtüldüğü düşüncesi, devletin adaletine duyulan güveni biraz daha aşındırmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanım! Siz yıllardır milletin iradesine ve desteğine vurgu yapıyorsunuz. Bu millet de devletinin güçlü, adaletinin bağımsız ve yöneticilerinin dürüst olmasını istiyor. Öyleyse gelin, Türkiye'de yeni bir sayfa açılsın. Sadece bugünün değil, geçmiş yılların da izah edilemeyen servetleri hukukun öngördüğü usullerle araştırılsın. Kamu görevi üstlenmiş kişilerin görev öncesi ve sonrası mal varlıkları, gerektiğinde yasal denetime tabi tutulsun. Meşru ticaretle zenginleşen insanın hakkı korunsun; ancak kamu gücünü kullanarak haksız kazanç elde ettiği ispatlanan kim olursa olsun karşılığını görsün. Üstelik sadece haksız kazancı elde eden değil, buna bilerek aracılık eden, göz yuman ve görevini kötüye kullanan herkes hakkında da gereken yapılsın. Çünkü bataklık dururken yalnızca birkaç sivrisineği yakalamakla bu mesele çözülmez. Biz artık bataklığın kurutulmasını istiyoruz! Bu ülkede dürüst çalışarak servet sahibi olmuş nice insan vardır. Onların da itibarını korumanın yolu, dürüst kazanç ile haksız kazancı birbirinden ayıracak ciddi, tarafsız ve şeffaf soruşturmalardır. Şunu da unutmayalım: Devletin kasasından çalındığı mahkeme kararıyla sabit olan her kuruş, gerçekte milletin cebinden çıkmıştır. O paranın sahibi ne siyasetçidir ne bürokrattır ne de makam sahipleri. O paranın sahibi seksen altı milyonluk millettir. Ben yetmiş dört yıllık ömrümde şunu gördüm: Haram parayla kurulan saltanatın dışı ne kadar gösterişli olursa olsun, içinde huzur olmaz. Kul hakkının üzerine bina edilen servet, sahibine şeref kazandırmaz. Haramın sefası olmaz, cefası olur! Bugün bu milletin ihtiyacı yeni sabır nutukları değil, adaletin herkese eşit uygulandığını görmektir. Emekliye sabır, işçiye fedakârlık, çiftçiye tasarruf tavsiye edilirken; hakkında ciddi mal varlığı iddiaları bulunan güçlü insanların da aynı hukuk düzeni içerisinde hesap vermesi sağlanmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Adalet Bakanım! Bu milleti daha fazla yormayın. Dürüst vatandaşın devletine olan güvenini güçlendirin. Kaynağı meçhul servetlerin üzerine kararlılıkla gidin. Suçsuz olanın adı temize çıksın, suçlu olanın da makamına ve nüfuzuna bakılmadan hesabı sorulsun. Çünkü bu millet kemer sıkmaktan yoruldu. Artık biraz da milletin hakkını yiyenler, yargı önünde hesap verme korkusuyla ter döksün! Unutmayalım, güçlü devlet yalnızca sınırlarını koruyan devlet değildir. Güçlü devlet, vatandaşının alın terini de koruyabilen devlettir. Ve son sözüm şudur: Bu milletin artık yeni zenginlerin hikâyelerine değil, eski ve yeni servetlerin hesabının sorulduğu bir adalet düzenine ihtiyacı vardır. Adaletin terazisi makam sahibinin önünde eğilmediği gün, milletin de devlete olan güveni daha da güçlenecektir.
  • 2 Saat Önce

Yakup

Sarıdiken İmparatorluğu kurmuşlar. Ekodan bir tık aşağıda.
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23