• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Derbide ortalık karışmıştı! Hukukçu isim Kerem'e 10 maç ceza istedi

Derbide ortalık karışmıştı! Hukukçu isim Kerem'e 10 maç ceza istedi

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

KEREM'İ FENERBAHÇE'YE FUTBOLCU DİYE Mİ, YOKSA ALTIN KAPLAMA HAYAL DİYE Mİ SATTILAR? Futbol dünyasında öyle transferler vardır ki taraftarın yüzünü güldürür, öyle transferler de vardır ki insanı kara kara düşündürür. Bir de öyle transferler vardır ki futbolcunun fiyatını duyunca insan ister istemez sorar: Yahu, bu paraya futbolcu mu aldınız, yoksa petrol kuyusu mu? İşte Kerem Aktürkoğlu'nun Fenerbahçe'ye transferi benim gözümde tam da böyle bir hikâyedir. Kerem'i Galatasaray'da oynadığı yıllardan tanıyoruz. Zaman zaman güzel işler yaptı, zaman zaman da taraftarına saç baş yoldurdu. Bana göre hiçbir zaman astronomik rakamları hak edecek seviyede bir futbolcu olmadı. Fakat ne hikmetse yolu Portekiz'e düşünce sanki sihirli değnek değmiş gibi bir anda Avrupa futbolunun parlayan yıldızı muamelesi görmeye başladı. Portekiz'den övgüler geliyor, haberler yapılıyor, Kerem'in başarılarından söz ediliyordu. İnsan bu haberleri okuyunca kendi kendine soruyordu: Biz Galatasaray'da başka bir Kerem mi seyrettik, yoksa Portekiz'e giderken uçakta futbolcunun yazılımını mı güncellediler? Derken Fenerbahçe çıktı ortaya! Büyük beklentiler, büyük umutlar, büyük paralar... Sanki Portekiz'den futbolcu değil, sandık dolusu mücevher getiriliyordu. Ben bu transferin hikâyesine baktıkça eski zamanların uyanık tüccarlarını hatırlıyorum. Adam malını tezgâha koyar, öyle bir över ki dinleyen kendinden geçer. Alıcı da malın kalitesini araştıracağına satıcının anlattığı masallara inanır. Sonunda parayı verir, malı alır, eve götürür. Bir bakar ki anlatılanlarla karşısındaki manzara birbirini tutmuyor! Sonra da başını iki elinin arasına alıp düşünür: "Yahu, ben bu parayı neye verdim?" Şimdi kimse yanlış anlamasın. Benfica'nın Kerem'i göndermek için basına özellikle övgü haberleri yaptırdığına dair elimizde kanıt yok. Ama benim asıl sorguladığım, futbol piyasasında oluşturulan algının transfer kararlarını ne kadar etkilediğidir. Bir futbolcuyu olduğundan değerli göstermek için bazen birkaç güzel maç, birkaç parlak manşet ve biraz da transfer heyecanı yetiyor. Peki sonra? Sonrası malum. Futbolcu sahaya çıkınca manşetler değil, ayaklar konuşuyor! Gelelim derbi meselesine. Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin ardından yaşanan tartışmalar, futbolun nasıl saha dışına taşabildiğini bir kez daha gösterdi. Hukukçular Birliği Vakfı Genel Başkanı Avukat Yaşar Baş'ın, Abdülkerim Bardakcı'ya gösterilen kırmızı kartı yanlış bulduğu ve Kerem Aktürkoğlu için en az on maç ceza istediği aktarılıyor. Elbette bir futbolcuya ceza verilip verilmeyeceğine, olayın görüntüleri ve disiplin kuralları incelenerek yetkili kurullar karar vermelidir. Fakat böylesine ağır bir ceza talebinin gündeme gelmesi bile başlı başına tartışılacak bir konudur. İnsan ister istemez düşünüyor. Fenerbahçe, Kerem'i sahada futboluyla konuşulsun diye aldı. Gelinen noktada futbolundan çok disiplin tartışmaları konuşuluyorsa burada ciddi bir sorun var demektir. Üstelik büyük kulüplerde forma giymek yalnızca topa vurmak değildir. Futbolcu, davranışlarıyla da kulübünü temsil eder. Taraftarın sevgisini kazanmak istiyorsa önce sahadaki performansıyla, sonra da sportmenliğiyle kendisini göstermelidir. Bir futbolcuya milyonlarca avro ödeyebilirsiniz ama o parayla futbol aklı, olgunluk ve karakter satın alamazsınız. Benim Fenerbahçe yönetimine asıl sorum şudur: Bu transfer yapılırken futbolcunun gerçek performansı mı değerlendirildi, yoksa Avrupa'dan gelen övgülerin büyüsüne mi kapılındı? Çünkü transfer piyasasında öyle bir düzen oluştu ki kimi zaman futbolcunun ayağından önce reklamı koşuyor. Futbolcu henüz sahaya çıkmadan menajeri üç gol atıyor, gazeteler iki asist yapıyor, sosyal medya da transfer ücretini ikiye katlıyor! Sonra gerçek maç başlayınca herkes birbirine bakıyor. Nerede o övgüler? Nerede o büyük beklentiler? Nerede o milyonlarca avronun karşılığı? Elbette Kerem'in başarılı olduğu maçlar da var. Bunları yok saymak haksızlık olur. Ancak benim eleştirim zaten tek tek maçlardan ziyade, futbolcuya biçilen değerle ondan beklenen istikrarlı katkı arasındaki farkadır. Fenerbahçe gibi büyük bir kulüp transfer yaparken heyecanla değil, hesapla hareket etmelidir. Çünkü kulübün kasasından çıkan para, yöneticilerin şahsi eğlence bütçesi değildir. O paranın içinde taraftarın alın teri, formaya verdiği para, bilet için ayırdığı harçlık vardır. İşte bu yüzden taraftarın hesap sorması son derece doğaldır. Ben bu transferi düşündükçe aklıma şu söz geliyor: Eskiden insanlar kazık yememek için pazara giderken yanlarına işten anlayan birini alırdı. Şimdi milyonlarca avroluk transfer yapan kulüplerin de yanlarına iyi bir futbol eksperi almaları gerekiyor galiba! Son sözüm de Kerem'e olsun. Kardeşim, futbolculuğunu konuşalım, gollerini konuşalım, başarılı hareketlerini konuşalım. Ama milyonlarca avroluk bir transferin ardından tartışmaların odağında olmak yerine sahadaki futbolunla gündeme gel. Çünkü futbolcunun gerçek değerini gazetelerin attığı manşetler değil, yeşil sahada ortaya koyduğu istikrarlı performans belirler. Ve Fenerbahçe yönetimine de küçük bir tavsiye: Bir dahaki transferde yalnızca futbolcunun fiyat etiketine değil, içinden çıkacak performansa da bakın. Yoksa milyonlarca avro verip aldığınız şeyin futbol yıldızı mı, yoksa pahalı bir hayal kırıklığı mı olduğunu anlamak için sezon sonunu beklemek zorunda kalabilirsiniz! Futbolda pahalı transfer yapmak marifet değildir. Asıl marifet, ödediğiniz paranın karşılığını alabilmektir.
  • 1 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23