• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ürdünlü generalden çok konuşulacak Türkiye uyarısı: Tuzağa çekmek istiyorlar

Ürdünlü generalden çok konuşulacak Türkiye uyarısı: Tuzağa çekmek istiyorlar

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Vay vay

Turkiye zaten kinamaktan başka bir şey yapmıyor.
  • 1 Saat Önce

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Ortadoğu’daki Bölgesel Kıskaç ve Türkiye’nin Stratejik Yol Haritası! Ortadoğu, tarihinin en kırılgan ve çatışmalı dönemlerinden birini yaşarken, bölgedeki jeopolitik fay hatları İsrail’in saldırgan ve genişlemeci politikalarıyla yeniden şekillenmektedir. Gazze ile başlayan ve ardından Lübnan ile bölge geneline yayılan gerilim dalgası, sadece yerel bir çatışma olmanın ötesine geçerek küresel güçlerin de dahil olduğu büyük bir bölgesel dizayn çabasına dönüşmüştür. Bu kritik süreçte, Ürdünlü emekli Tümgeneral Muhammed Smadi’nin Ankara’ya yönelik yaptığı "Türkiye’yi tuzağa çekmek istiyorlar" uyarısı, bölgedeki askeri ve stratejik dengeleri okumak açısından son derece hayati bir analitik çerçeve sunmaktadır. Smadi’nin bu tespiti, alelade bir komplo teorisi olmanın çok ötesinde, bölgenin kadim aktörlerini yıpratma ve bölgesel direnç odaklarını etkisiz hale getirme stratejisinin bir yansımasıdır. Bölgesel gerilimin bu denli tırmandırılmasının arkasındaki temel amaçlardan biri, krizin sınırlarını genişleterek Türkiye gibi güçlü askeri, ekonomik ve siyasi altyapıya sahip ülkeleri doğrudan ya da dolaylı olarak çatışma sarmalının içine çekmektir. Türkiye, jeopolitik konumu, NATO üyeliği ve İslam dünyasındaki hamilik rolüyle bu coğrafyadaki en belirleyici aktörlerden biridir. Dolayısıyla, Türkiye’nin istikrarsızlaştırılması ya da askeri bir maliyetin altına sokulması, bölgedeki güç dengelerini tamamen Batı ve İsrail lehine değiştirecek bir potansiyel barındırmaktadır. Kurulan stratejik tuzak; Türkiye’yi hem güney sınırlarında oluşturulmak istenen terör koridoruyla meşgul etmek hem de Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’daki hak iddialarından vazgeçirecek bir güvenlik girdabına hapsetmektir. Hedef alınan ülkenin doğrudan sıcak çatışma sahasına çekilmesi, o ülkenin iç cephesini zayıflatmaya ve kaynaklarını tüketmeye yönelik klasik bir yıpratma stratejisidir. Bu oyun planını ve kurulan tuzakları boşa çıkarmak, Ankara’nın hem masada hem de sahada çok boyutlu, proaktif ve soğukkanlı bir strateji izlemesini zorunlu kılmaktadır. Türkiye'nin önündeki en büyük başarı, kendisi için yazılan çatışma senaryolarına doğrudan dahil olmak değil; bu senaryoları sınırlarının ötesinde tutacak siyasi aklı, caydırıcı gücü ve bölgesel ortaklıkları inşa edebilmektir. Bu doğrultuda atılacak ilk adım, diplomatik alanda çok taraflı mekanizmaları ve bölgesel tahkimatı devreye sokmaktır. Türkiye, krizin derinleşmesini engellemek adına Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ve Irak gibi bölge ülkeleriyle ilişkilerini daha da derinleştirmeli ve dış müdahalelerin önünü kesecek bölgesel istikrar platformlarına öncülük etmelidir. Küresel güçlerin ana hedeflerinden biri olan bölgesel bir İran-Arap savaşında taraflardan birinin safına tamamen yerleşmek yerine, gerilimi düşürücü bir arabulucu rol üstlenerek çatışmanın kendi sınırlarına sıçramasını engellemelidir. Aynı zamanda İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası mekanizmalar üzerinden Batı dünyasındaki çatlakları diplomatik olarak beslemeli, İsrail'in üzerindeki uluslararası izolasyonu artırmalıdır. Diplomatik hamlelerin sahada karşılık bulması ise ancak güçlü askeri önlemlerle ve "akıllı güç" unsurlarının devreye sokulmasıyla mümkündür. Askeri stratejinin ilk kuralı iç kaleyi sağlam tutmaktır; bu doğrultuda Türkiye'yi tuzağa çekmek isteyen odakların sosyal medya, dezenformasyon ve provokasyonlar yoluyla toplumsal fay hatlarını tetiklemesine izin verilmemeli, iç cephe mutlaka tahkim edilmelidir. Sınır ötesinde ise kaos ortamından faydalanmak isteyecek terör örgütlerinin Suriye ve Irak'ın kuzeyinde yeni fiili durumlar yaratmasına askeri güçle kesin olarak engel olunmalı ve sınır hatlarında tam kontrol sağlanmalıdır. Türkiye, kendisini sıcak bir savaşın doğrudan tarafı yapacak ani ve duygusal askeri reflekslerden kaçınarak stratejik sabır göstermeli; yerli savunma sanayii hamlelerini hızlandırarak "bulaşılması çok maliyetli olan" bir askeri güç profili çizmelidir. Doğu Akdeniz ve Ege'deki askeri varlık artırılarak güneydeki kriz nedeniyle buralarda bir zafiyet oluşmadığı tüm dünyaya gösterilmelidir. Sonuç olarak Ortadoğu, duygusal reflekslerle değil, satranç oyuncusu titizliğiyle hareket edilmesi gereken bir arenadır ve Türkiye bu tuzağa düşmeyecek kadar derin bir devlet hafızasına sahiptir.
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23