Müneccim değildi, yaşayarak tecrübe etmişti!..

31 Aralık 2018 Pazartesi

Bugün, 31 Aralık…

Yılın sona erdiği, Hasan Abi’nin ise; “ebediyet”e irtihal ettiği gün.

Koskoca üç yılı geride bıraktık, Hasan Abi’siz!..

Tam 12 yıl birlikte çalıştık.

Bu süre zarfında o, beni, oğlu Fatih’ten çok görmüştür.

Benim de onu babamdan çok gördüğüm kesin.

Tabii!..

Bir o kadar da sevdiğim.

*

Rahmetli Hasan Abi, iyi bir Müslüman’dı.

İnandığı değerler uğruna çileler çekti fakat onlardan asla ödün vermedi.

Bu çile dolu hayatın hitamı çok güzel oldu.

Arzuladığı şekilde, arzuladığı yerde, Peygamber Efendimizin dizinin dibinde verdi son nefesini..

Bedeni İstanbul’da biz sevenleriyle, ruhu ise; en sevdiğiyle birlikte Medine’de kaldı.

Mekanı cennet olsun..

*

Hasan Abi, eğer gündem yoğun değilse, hemen hemen her 31 Aralık günü;

“Noel Baba” safsatasını yazar…

“Kar bile olmayan Demre’de geyik ne arasın?” diye sorardı.

“Kırmızı Don” giyip, “çamlara çaput bağlayan…”

Hıristiyan âleminden ithal edilen bugünü kutlayan Müslümanları;

“Kur’an-ı Kerim de; ‘Evlere kapıdan girin’ diyor. Noel Baba baca ve pencereden giriyor. Dürüst birisi olsa kapıdan girerdi.” şeklinde, nüktelerle ikaz ederdi...

“Elhamdülillah ben de Müslüman’ım” dediği halde; sırf “Noel” kutlamaları için mağazalarda “kırmızı külot” kuyruğuna giren saftirik Müslümanlara ise, verir veriştirirdi.

Hasan Abi;

31 Aralık’ta hayata veda ederek, bir anlamda “yılbaşı”nı kutlama gafletinde bulunan Müslümanları, bu kez “ölüm”üyle uyarmaya devam ediyor…

*

Hasan Abi bizim “kılavuz”umuz, “Kutup Yıldızı”mızdı.

“Zorlu süreçlerde onun alacağı pozisyonu çok önemser, yazacağı yazıları merakla beklerdik.”

Zira Hasan Abi, çok ileri görüşlü bir insandı.

“İleri görüşlülüğü” yaşadığı tecrübelerden geliyordu.

O kadar çok mücadele etmişti ki, “iki ayaklı şeytanlar”dan:

Sık sık;

“Şeytan taşlamaktan, salâvat getirmeye fırsat bulamıyorum!..” diye hayıflanıyordu.

*

Genelde yanılmaz, ekseri isabetli tahminler yapardı.

Mesela;

7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra, “koalisyon” tartışmaları yaşanırken, Gül’ün tutumundan rahatsız olmuş, adeta bugünleri önceden görürcesine;

“Abdullah Gül’ü fazla şişirmeyin... Yoksa Abdüllatif Şener olur!” başlıklı bir yazı yazmıştı.

Bu yazı o gün için çok sert gözükse de, Hasan Abi’nin ne kadar haklı olduğu;

24 Haziran 2018 seçimlerinde, “gereken mutabakat oluşmadı” diyerek, son anda CHP’nin “cumhurbaşkanı adayı” olamayan Gül’ün gözlerinde okunuyordu.

 *

Hasan Abi’nin “ileri görüşlü”lüğüne bir örnek de, 1994’ten..

1994 yılında, İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu ve Ebelik Bölümü'nde eğitim gören 55 başörtülü öğrenci, başlarındaki örtülerin "hijyenik" olmadığı gerekçesiyle, uygulamalı derslere alınmadıkları için devamsızlıktan sınıfta kalma durumuyla karşı karşıya kalmışlardı…

Öğrenciler, üniversite yönetiminin uyguladığı bu zulmün sona ermesi için imza kampanyası başlatmışlardı.

O dönem, “Beklenen Vakit” ismiyle yayın yapan gazetemiz, başörtülü bacılarımızın bu kampanyasına yoğun destek vermişti.

Öğrencilerden oluşan bir heyet, kendilerine verdiği destekten dolayı gazetemize bir “teşekkür” ziyareti gerçekleştirmişti.

Ertesi gün, bu ziyareti köşesine taşıyan Hasan Abi, bir gün o meşum zulmün biteceğini, daha da kötüsü;

“Başörtüsü”nün manasını yitireceğini ve kızlarımızın açılıp saçılacağını hissedercesine, yazısının başlığını;

“Biriniz bile açarsa başını hakkımı helal etmem!” şeklinde atmıştı…

Maalesef, 24 yıl sonra bugün, geldiğimiz nokta ortada…

“Laikçi zulüm” sona erdi ermesine de…

Maalesef, elimizde moda unsuru haline getirilen bir başörtüsü ve tesettürle alakası olmayan bir giyinme şekli kaldı.

*

Geçtiğimiz ay, Ergenekon davasında esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcının “Ergenekon diye bir örgüt yok” demesi..

Hasan Abi’nin, davanın üstünün kapatılacağını bundan 5 yıl önce doğru tahmin ettiğini ispatladı.

Hasan Abi, 2013 yılının Ağustos ayında kaleme aldığı;

“Ergenekon bitti mi?

Hayır!..

Biten Ergenekon Terör Örgütü Dâvâsı’dır...” şeklindeki yazısının devamında;

“Ama Ergenekon Terör Örgütü’nün kendisi bitmemiştir, ayaktadır... Rehavete kapılır da başını boş bırakırsan, her an ayağa kalkar ve yeniden derin cinayetler işlemeye başlar!..” şeklindeki hayati bir uyarı yapmış, istikbalde bizleri nasıl bir tehlikenin beklediğine dikkat çekmişti.

*

İnsanın;

“İnşallah Hasan Abi bu kez yanılmıştır” diyesi geliyor fakat Hasan Abi’nin, 29 Aralık 2015’te vefatından iki gün önce yazdığı son yazıda;

CHP’nin “yolsuzluklar”la anılan “Beton Ekrem” lakaplı İBB adayı Ekrem İmamoğlu ve onun “fon”ladığı Fatih Portakal’dan bahsetmesi…

“YOLDAŞ MI, ARKADAŞ MI?” diyerek bu iki isim arasındaki ilişkiye dikkat çekmesi…

“Müfettişler, elleri değmişken, “CHP’li Belediye”nin düzenlediği şu “Medya Söyleşileri” mese’lesine de el atsın ve bu “söyleşi”lerin Belediye’ye kaça malolduğunu araştırsın!..” diyerek, İmamoğlu’nun, Fatih Portakal’a ne kadar ve niçin para verdiğinin araştırılmasını istemesi;

Hasan Karakaya’nın ne kadar “ileri görüşlü” olduğunu, kişi ve olayları ne kadar doğru okuduğunu ve “yanılma payı”nın oldukça az olduğunu bir kez daha ispatlıyor.

*

İnşallah, bizler de Hasan Karakaya’yı doğru okuyup, doğru anlarız da..

Geçmişte yaşadığımız acıların tekrarına kendi ellerimizle ve oylarımızla vesile olmayız, diyorum…

Bu duygu ve düşüncelerle, rahmetli Hasan Karakaya Ağabey’imi bir kez daha rahmetle anıyorum.

“Mekanın cennet olsun Hasan Abi!..”

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • HukukçuHukukçu4 ay önce
    Sayın Yazarım; Bugün, Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesinde, bir öğrencinin katlettiği hocamızın durumunu öğrenince içim sızladı. Cinayete kurban giden hocamıza rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum. Bu fakültede sorunlar olduğunu 4 ay önce bilgilerinize sunmaya çalışmıştım; ama ne yazık ki, beni dinleyen olmadı, ciddiye alınmadım. Evet, ne yazık ki, bugün bir değerli asistan kardeşimiz, bir öğrenci tarafından katledildi. Yazık, bin Yazık! 4 ay önce yazdıklarım hala Sayın Merve Kavakçı'nın yazısının altında durmaktadır. O yazıda şunları yazmıştım: "...Sayın Cumhurbaşkanımız; Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki öğrenci kıyımına müdahale edip, kıyımı durdurmanızı, saygılarımızla, istirham ediyoruz..." Evet, aynen böyle yazmıştım. Keşke dinlenseydim, öğrencilerimizle hocalarımızın sorunlarına el atılıp, kucaklanmaları sağlansaydı ve bütün kalbimle kınadığım bu cinayet yaşanmasaydı.
  • Ahmet YAHYAAhmet YAHYA4 ay önce
    Binlerce kere duacıyız.Yeri dolmadı vesselam,hizmete devam
  • ErhanErhan4 ay önce
    Evet baş örtüsü meselesi benim de kanayan yaramdır. Baş örtüsü serbest kaldı ama bizzat dindar kadınlar tesettürün ırzına geçti resmen. En azılı din düşmanları toplansa baş örtülü kadınlar kadar tesettüre zarar veremezdi doğrusu.Ama bu konuya erdoğan el atmalı. Baş örtüsünü ben serbest bıraktım ama bu nasıl iş demeli ? Ne hale getirdiniz tesettürü demeli.
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer4 ay önce
    Kaleminize..sağlık..Kardeşim..Hasan..Beyefendinin..ruhu..Şad..olsun..
  • RACI BERIGELRACI BERIGEL4 ay önce
    ...
  • veliveli4 ay önce
    “Laikçi zulüm” sona erdi ermesine de…(bütün kinleriyle ve intikam duygularıyla pusuda bekledikleri, Nurettin Hoca olayları , Halk Tv safsatalarında ayan beyan ortada.) Maalesef, elimizde moda unsuru haline getirilen bir başörtüsü ve tesettürle alakası olmayan bir giyinme şekli kaldı..
  • veliveli4 ay önce
    “Ergenekon bitti mi?Hayır!..Biten Ergenekon Terör Örgütü Dâvâsı’dır...” şeklindeki yazısının devamında;“Ama Ergenekon Terör Örgütü’nün kendisi bitmemiştir, ayaktadır... Rehavete kapılır da başını boş bırakırsan, her an ayağa kalkar ve yeniden derin cinayetler işlemeye başlar!.
  • kibarcikkibarcik4 ay önce
    allah rahmetıyle muamele etsın mekanı cenetı ala olsun
  • Ayşe Ayşe 4 ay önce
    ALLAH gani gani rahmet etsin mekanı cennet olsun onu çok arıyoruz inşallah sizde onun gibi alçak azgın azınlığa gereken cevap ları veren bir yazar olursunuz ALLAH a emanet olun
  • emiremir4 ay önce
    ... GITTI
  • Alçak FetöAlçak Fetö4 ay önce
    Hasan Karakaya diyorki;1- “Resmi araçların camları”nı tuz-buz eden, Başbakan’a ve Müşavir’ine“hakaretler ve küfürler” savuran, “kravatından tutup darp etmeye” çalışan bir “provokatör”ün hakkı “kötek”tir!..“Tekmelerine sağlık Yusuf!” (16 Mayıs 2014 tarihli yazıdan - Soma Katliamı sonrası)2- Ne malûm dövülerek öldürüldüğü,Belki,Kafasını taşlara çarpmıştır!..Belki deKoşarken dengesini kaybedip kafasını duvara çarpmıştır!Ya da,Ne bileyim, merdivenden düşmüştür!”(15 Temmuz 2013 tarihli yazısından - Ali İsmail Korkmaz'ın ölümünün ardından)3- Şu mübarek Ramazan günlerinde “sapık eğilimleri meşrulaştırıcı” bir eylem yapmak, üstüne üstlük “Müslümanın inancına saldıran bir slogan”atıp, pankart taşımak, düpedüz “orospuluk”tur!..Kadınının da, erkeğinin de yaptığı, tek kelimeyle “orospuluk”tur!.. (2 Temmuz 2015 tarihli yazısından - Polisin saldırdığı Taksim'deki Onur Yürüyüşü sonrası)4- Şimdi onun ardından nutuklar atılıyor!.. Şöyle bilim insanıydı, böyle çağdaştı falan, filân!.. Hep öyle olur ya; kel ölür, sırma saçlı olur ya, Türkan Saylan da kıymete bindi!..Ama, açık ve net söylüyorum:Türkan Saylan, hayatı boyunca benden, benim gibi düşünenlerden ve inançları gereği örtünen hanımlardan/öğrencilerden hep nefret? etti!.. (...) geçirdiğiniz tüberkülozun, sizde bıraktığı bir izden dolayı böyle bir yola tevessül ettiniz!.. (19 Mayıs 2009 tarihli yazısından - Türkan Saylan'ın ölümünün ardından)
  • şenay doğan şenay doğan 4 ay önce
    allah rahmet eylesin yolu bahtı sonsuz sevinç gözyaşı sarayına kadar açık olsun inşallah allaha emanet olun

Günün Özeti